turizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2026 Pazar

Czech FoodFest 2026-Yılmaz Parlar


  Gastronominin Diplomasisi İstanbul’da Buluştu

Czech FoodFest 2026, Lezzet ve Kültür Şölenine Dönüştü

Gastronomi artık yalnızca yemek kültürü değil; ülkelerin kimliğini, tarihini, yaşam tarzını ve medeniyet birikimini dünyaya anlatan en güçlü kültürel diplomasi araçlarından biri olarak kabul ediliyor.

Bir milletin mutfağı; onun hafızası, coğrafyası ve ruhudur. İşte tam da bu anlayışla düzenlenen “Czech FoodFest 2026 – Çek Cumhuriyeti Yemek Festivali”, İstanbul’da unutulmaz bir kültür ve lezzet şölenine dönüştü.

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová ev sahipliğinde, 16 Mayıs 2026 tarihinde Tünel Midpoint’te gerçekleştirilen festival; diplomasi, gastronomi, müzik ve kültürü aynı sofrada buluşturdu.

İstanbul’un seçkin davetlilerinin katıldığı etkinlik, yalnızca bir yemek festivali değil; Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki dostluğun ve kültürel yakınlaşmanın güçlü bir sembolü oldu.

Çek Mutfağının Asırlık Lezzet Yolculuğu

Festival boyunca Çek mutfağının geleneksel ve karakteristik tatları konuklara sunuldu. Orta Avrupa mutfak kültürünün en güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Çek mutfağı; yoğun aromaları, uzun pişirme teknikleri, et ve sos dengesiyle dünya gastronomisinde özel bir yere sahip bulunuyor.

Festivalde sunulan geleneksel Çek yemeklerine ilişkin detaylı bilgiler ise Barbora Hitaj tarafından şahsıma paylaşıldı. Menüde yer alan özel tarifler, Çek mutfağının köklü gastronomi kültürü hakkında bana bilgiler sundu

Festivalde sunulan özel lezzetler arasında:

Beyaz ve kırmızı lahana eşliğinde servis edilen geleneksel ördek eti ve Çek usulü hamur köftesi

Sebzeli kremalı sos ile hazırlanan meşhur “Svíčková na smetaně”

Geleneksel gulaş çorbası

Şinitzel ve patates salatası

Tarçın ve elmalı özel Çek strudeli

büyük ilgi gördü.

Özellikle gulaş çorbası, misafirlerin en çok konuştuğu lezzetlerden biri oldu. Uzun süre ağır ateşte pişirilen et, yoğun kırmızı biber aroması ve doğal et suyuyla hazırlanan bu geleneksel tarif; Çek mutfağının karakterini adeta tek başına yansıttı.

Tatlı bölümünde sunulan elmalı strudel ise ince hamuru, elma ve tarçın dengesiyle adeta Avrupa pastacılık kültürünün zarif bir imzası gibiydi.

Bohemya’nın Dünyaca Ünlü Bira Kültürü

Festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri de Çek bira kültürü oldu. Dünyanın kişi başına en fazla bira tüketen ülkelerinden biri olan Çek Cumhuriyeti, bira üretimindeki yüzlerce yıllık geleneğiyle tanınıyor.

Özellikle Bohemya bölgesinde üretilen Budvar biraları; geleneksel üretim teknikleri, yüksek malt kalitesi ve aromatik dengesiyle dünya bira kültüründe özel bir yere sahip. Festival boyunca açık ve koyu Budvar fıçı biraları büyük ilgi görürken, düzenlenen bira ustalık atölyesi de katılımcılardan tam not aldı.

Konuklar, Çek biracılığının yalnızca bir içecek kültürü değil; aynı zamanda sosyal yaşamın, dostluğun ve paylaşımın önemli bir parçası olduğunu yakından deneyimleme fırsatı buldu.

Başkonsolos Olga Hajflerová’dan Zarafet ve Samimiyet Dolu Konuşma

Festivalin açılış konuşmasını yapan Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová, davetlileri sıcak ve samimi sözlerle karşıladı.

Başkonsolos Hajflerová konuşmasında, festivalin yalnızca yemek sunmak amacı taşımadığını; dostlukları güçlendiren, kültürleri yakınlaştıran özel bir buluşma olduğunu vurguladı.

Konuşmasında Çek mutfağının önemli temsilcileri olan şefler Kristyna Kocánková ve Petr Král’ın Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından festivale özel gönderildiğini belirten Hajflerová, Güney Bohemya Üniversitesi’nden Dr. Václav Nebeský’nin de Çek balık kültürünü tanıtmak amacıyla etkinlikte yer aldığını ifade etti.

Festivalin gerçekleşmesine katkı sağlayan Midpoint, Škoda Yüce Auto, Twisto, Evolog ve tüm sponsorlara teşekkür eden Hajflerová’nın mütevazı ve içten tavırları geceye damga vurdu.

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerovákonuşmasın sonunda  Çek Konsolosluğu ekibine ve ekip lideri René Daněk başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına özverileri, disiplinleri ve dayanıklılıkları için özel teşekkür etti.

Asalet Detaylarda Gizlidir

Gecenin en dikkat çeken anlarından biri ise Başkonsolos Olga Hajflerová’nın sergilediği zarafet oldu.

Protokol mesafesinin arkasına saklanmayan Hajflerová, etkinlik sırasında yemek standında herkes gibi sıraya girerek yemeğini aldı ve ardından benim bulunduğum Bistro Pub masasına gelerek sohbet etti.

Verdiğim basın desteğine gösterdiği bu ince vefa davranışı, davetliler üzerinde büyük takdir topladı. Gösterişten uzak tavrı, samimiyeti ve tevazusu; gerçek asaletin makamdan değil karakterden geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

Diplomasinin sert yüzünün aksine, insan ilişkilerindeki sıcaklığı ve zarafetiyle dikkat çeken Olga Hajflerová, gece boyunca misafirlerle birebir ilgilenerek kültürel diplomasinin en güzel örneklerinden birini sergiledi.

Tolga Çevik’e Sürpriz Doğum Günü

Gecenin sürprizlerinden biri de Çek Konsolosluğu Siyasi İşler ve Basın Sorumlusu Tolga Çevik için hazırlanan doğum günü pastası oldu.

Festival atmosferine ayrı bir renk katan sürpriz kutlama, davetlilerin alkışları ve neşeli anları eşliğinde gerçekleşti. Samimi görüntüler, gecenin yalnızca resmi bir diplomatik etkinlik değil; aynı zamanda dostlukların güçlendiği özel bir buluşma olduğunu gösterdi.

Misafirlerle kurulan  içten iletişim

Festival boyunca Çek Cumhuriyeti Ankara Elçiğinden gelen Military hava ateşe Albay Michal Barton, Çek Konsolosluğu’nun üst düzey isimlerinden Tolga Çevik, René Daněkve Jakub Dluhosch davetlilerle birebir ilgilenerek samimi sohbetleri ve sıcak yaklaşımlarıyla geceye ayrı bir değer kattı. Misafirlerle kurdukları içten iletişim, organizasyonun yalnızca diplomatik bir etkinlik değil; aynı zamanda dostluk ve kültürel paylaşım atmosferi taşıyan özel bir buluşma olduğunu gösterdi.

İstanbul’da Avrupa Rüzgârı Esti

Müzik, gastronomi, kültür ve diplomasi…
Czech FoodFest 2026, tüm bu unsurları aynı sofrada buluşturmayı başardı.

Ticho de Pre Cupé Band’in performansı eşliğinde devam eden gece boyunca konuklar; Çek lezzetlerini tattı, Bohemya bira kültürünü deneyimledi ve Avrupa’nın kalbinden İstanbul’a uzanan sıcak dostluk atmosferine tanıklık etti.

Festival sonunda davetlilerin ortak görüşü ise aynıydı:

“Bu sadece bir yemek festivali değil, kültürlerin sofrada buluştuğu unutulmaz bir deneyimdi.”

yilmazparlar@yahoo.com

Czech FoodFest 2026
Gastronomy Diplomacy Meets in Istanbul

Czech FoodFest 2026 Turned Into a Feast of Flavor and Culture

Gastronomy is no longer merely a food culture; it is now recognized as one of the strongest tools of cultural diplomacy, reflecting a nation’s identity, history, lifestyle, and civilizational heritage to the world.

A nation’s cuisine is its memory, geography, and soul. Organized with precisely this understanding, “Czech FoodFest 2026 – Czech Republic Food Festival” transformed into an unforgettable celebration of culture and flavor in Istanbul.

Hosted by the Consul General of the Czech Republic in Istanbul, Olga Hajflerová, the festival took place on May 16, 2026, at Tünel Midpoint, bringing diplomacy, gastronomy, music, and culture together at the same table.

Attended by distinguished guests from Istanbul, the event was not merely a food festival; it became a powerful symbol of friendship and cultural rapprochement between Türkiye and the Czech Republic.

A Century-Old Culinary Journey of Czech Cuisine

Throughout the festival, guests experienced the traditional and distinctive flavors of Czech cuisine. Considered one of the strongest representatives of Central European culinary culture, Czech cuisine holds a unique place in world gastronomy with its rich aromas, slow-cooking techniques, and perfect harmony of meat and sauces.

Detailed information regarding the traditional Czech dishes served at the festival was personally shared with me by Barbora Hitaj. The special recipes featured on the menu provided valuable insights into the deeply rooted gastronomic culture of Czech cuisine.

Among the specialties presented at the festival were:

Traditional roasted duck served with white and red cabbage alongside Czech-style dumplings
The famous “Svíčková na smetaně,” prepared with creamy vegetable sauce
Traditional goulash soup
Schnitzel with potato salad
Special Czech apple strudel flavored with cinnamon

These dishes attracted remarkable attention from the guests.

In particular, the goulash soup became one of the most talked-about flavors of the evening. Slowly cooked over low heat, enriched with intense paprika aroma and natural broth, this traditional recipe perfectly reflected the character of Czech cuisine.

The apple strudel served in the dessert section, with its delicate pastry and balanced apple-cinnamon flavor, stood out as an elegant signature of European pastry culture.

Bohemia’s World-Famous Beer Culture

One of the most remarkable highlights of the festival was Czech beer culture. The Czech Republic, known as one of the countries with the highest beer consumption per capita in the world, is globally recognized for its centuries-old brewing tradition.

Especially Budvar beers produced in the Bohemia region hold a distinguished place in world beer culture thanks to their traditional brewing techniques, high-quality malt, and aromatic balance. Throughout the festival, both light and dark Budvar draft beers attracted great interest, while the beer masterclass received full appreciation from participants.

Guests had the opportunity to experience firsthand that Czech brewing culture is not merely about beverages, but also an essential part of social life, friendship, and sharing.

A Speech Full of Elegance and Sincerity by Consul General Olga Hajflerová

Delivering the opening speech of the festival, Consul General of the Czech Republic in Istanbul Olga Hajflerová welcomed the guests with warm and sincere remarks.

In her speech, Hajflerová emphasized that the festival was not organized solely to present food, but rather to create a special gathering that strengthens friendships and brings cultures closer together.

She stated that chefs Kristyna Kocánková and Petr Král, prominent representatives of Czech cuisine, had been specially sent by the Ministry of Foreign Affairs of the Czech Republic for the festival. She also mentioned that Dr. Václav Nebeský from the University of South Bohemia participated in the event to introduce Czech fish culture.

Hajflerová also thanked Midpoint, Škoda Yüce Auto, Twisto, Evolog, and all sponsors contributing to the festival. Her humble and sincere attitude left a remarkable impression on the evening.

At the end of her speech, Consul General Olga Hajflerová extended special thanks to the Czech Consulate team, especially team leader René Daněk, and all colleagues involved in the organization for their dedication, discipline, and resilience.

True Nobility Lies in the Details

One of the most memorable moments of the evening was the elegance displayed by Consul General Olga Hajflerová.

Without hiding behind diplomatic protocol, Hajflerová stood in line like everyone else at the food stand to receive her meal and later came to the Bistro Pub table where I was seated to have a conversation.

This graceful gesture of appreciation for the press support I provided received great admiration from the guests. Her modesty, sincerity, and humility once again proved that true nobility comes not from position, but from character.

Contrary to the often rigid face of diplomacy, Olga Hajflerová drew attention throughout the evening with her warmth and elegance in human relations, presenting one of the finest examples of cultural diplomacy.

A Surprise Birthday Celebration for Tolga Çevik

One of the evening’s pleasant surprises was the birthday cake prepared for Tolga Çevik, Political Affairs and Press Officer of the Czech Consulate.

The surprise celebration added a joyful atmosphere to the festival and was accompanied by applause and cheerful moments from the guests. These sincere scenes demonstrated that the evening was not only an official diplomatic event but also a special gathering where friendships were strengthened.

Warm Communication with the Guests

Throughout the festival, Military Air Attaché Colonel Michal Barton from the Embassy of the Czech Republic in Ankara, along with senior members of the Czech Consulate including Tolga Çevik, René Daněk, and Jakub Dluhosch, personally interacted with guests through friendly conversations and warm hospitality, adding special value to the evening.

Their sincere communication with the attendees showed that the organization was not merely a diplomatic event, but also a meaningful gathering carrying the spirit of friendship and cultural exchange.

A European Breeze in Istanbul

Music, gastronomy, culture, and diplomacy…

Czech FoodFest 2026 successfully brought all these elements together at the same table.

Throughout the evening, accompanied by the performance of Ticho de Pre Cupé Band, guests tasted Czech delicacies, experienced Bohemian beer culture, and witnessed a warm atmosphere of friendship extending from the heart of Europe to Istanbul.

At the end of the festival, the common opinion among the guests was clear:

“This was not simply a food festival, but an unforgettable experience where cultures met around the same table.”

yilmazparlar@yahoo.com

17 Şubat 2026 Salı

Borjgalo Etnografya Müzesi’ne Ziyaret-Yılmaz Parlar


   

Batum’da Gürcü Kültürünün Yaşayan Hafızası

Gürcistan’ın kültürel mirasını en özgün ve en etkileyici biçimde yaşatan yapılardan biri olan Borjgalo Etnografya Müzesi, sadece bir müze değil; adeta Gürcü halkının tarihini, yaşam tarzını, geleneklerini ve el sanatlarını canlı bir atmosferde geleceğe aktaran bir kültür vahası olarak öne çıkıyor.

Ahşap oymacılığının ruhunu taşıyan eserleri, etnografik düzenlemeleri ve zanaatkârlık mirasının titizlikle korunduğu alanlarıyla Borjgalo, bölgenin kültürel hafızasını koruyan eşsiz bir merkez niteliği taşıyor.

Batum Ziyareti Kapsamında Gerçekleştirilen İnceleme

Gürcistan Batum ziyaretim kapsamında, Kültür Danışmanı ve Koordinatörü Meri Diasamidze’nin değerli katkıları ve organizasyonu sayesinde, Adjara’nın önemli kültür duraklarından Borjgalo Etnografya Müzesini gezme fırsatı bulduk.

Görevliler, müzenin kuruluş amacı, kültürel rolü ve dünyaca tanınan usta sanatçı Kemal Turmanidze hakkında detaylı bilgiler paylaştı.

Kemal Turmanidze: Ahşaba Ruh Veren Usta

Acara’nın Keda ilçesine bağlı Namonastrevi köyünde doğan Kemal Turmanidze, çocukluk yıllarından itibaren resim yapmaya ve ahşap oyuncaklar üretmeye ilgi duyan, bugün ise Gürcistan’ın en bilinen usta ağaç oymacılarından biri olarak kabul edilen bir sanatçıdır.

Turmanidze’nin yüzlerce eseri, 2016 yılında kurulan Borjgalo Etnografya Müzesinin omurgasını oluşturuyor.
Sanatçının bazı eserleri Acara Devlet Müzesi’nde sergilenmekte olup, en seçkin çalışmaları uluslararası sergilerde de yer bulmuştur.

Müzenin Kültürel Önemi

Borjgalo Etnografya Müzesi, Gürcü kültürünün doğal yaşam döngüsünü yansıtan tematik alanları, el işçiliğiyle hazırlanan figürleri ve etnografik düzenlemeleriyle ziyaretçilere adeta zaman yolculuğu sunuyor.

Sadece Gürcistan’dan değil, dünyanın birçok ülkesinden gelen araştırmacıların, sanatseverlerin ve turistlerin ilgisini çeken müze, bölgenin kültürel tanıtımında kritik bir rol oynuyor.

Adjara’nın bu özel müzesi, hem yerel kültürün korunması hem de uluslararası ziyaretçilerin Gürcü geleneklerini yakından tanıması açısından büyük bir kültürel değer taşıyor.
Ziyaret, Gürcistan’ın kültürel mirasına dair derin bir bakış sunarken, usta sanatçı Kemal Turmanidze’nin yaşamı ve eserlerinin bölge için ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

yilmazparlar@yahoo.com

Visit to the Borjgalo Ethnographic Museum in Batumi

A Living Archive of Georgian Culture

The Borjgalo Ethnographic Museum, one of the most authentic and impressive cultural institutions in Georgia, stands not merely as a museum but as a vibrant cultural sanctuary that preserves and animates the history, traditions, and craftsmanship of the Georgian people. With its rich wooden sculptures, ethnographic installations, and masterfully crafted cultural displays, Borjgalo serves as a remarkable center safeguarding the cultural memory of the region.

Visit Conducted as Part of the Batumi Trip

As part of my visit to Batumi, and thanks to the valuable guidance and coordination of Cultural Advisor and Coordinator Meri Diasamidze, we toured the renowned Borjgalo Ethnographic Museum, one of Adjara’s significant cultural landmarks.

Museum officials provided detailed information about the institution’s purpose, cultural mission, and the internationally recognized master artist Kemal Turmanidze.

Kemal Turmanidze: The Master Who Gives Soul to Wood

Born in the village of Namonastrevi in the Keda district of Adjara, Kemal Turmanidze began drawing and crafting wooden toys as a child. Today, he is recognized as one of Georgia’s most prominent master woodcarvers.

Hundreds of his works form the core of the Borjgalo Ethnographic Museum, established in 2016.
Some of his pieces are exhibited at the Adjara State Museum, while his finest works have been showcased internationally.

The Cultural Importance of the Museum

The Borjgalo Ethnographic Museum offers visitors a journey through time with its thematic spaces reflecting the natural rhythm of Georgian life, hand-crafted wooden figures, and ethnographic scenes. The museum attracts not only visitors from Georgia but also researchers, artists, and tourists from around the world, playing a key role in promoting the region’s cultural heritage.

This unique museum in Adjara stands as both a guardian of local traditions and an educational gateway for international visitors seeking to understand Georgian culture.
The visit provided profound insight into Georgia’s cultural heritage and reaffirmed the significance of master artist Kemal Turmanidze’s contributions to the region.

yilmazparlar@yahoo.com



#BorjgaloMüzesi, #Batum, #GürcistanKültürü, #Acara, #EtnografyaMüzesi, #KemalTurmanidze, #MeriDiasamidze, #KültürelMiras, #AhşapOymacılığı, #GürcüGelenekleri, #KültürTuru, #BatumKültür, #MüzeZiyareti, #GürcistanGezisi,

#BorjgaloMuseum, #Batumi, #GeorgianCulture, #Adjara, #EthnographicMuseum, #KemalTurmanidze, #MeriDiasamidze, #CulturalHeritage, #GeorgiaTravel, #WoodCarvingArt, #GeorgianTraditions, #CulturalTourism, #BatumiCulture, #MuseumVisit,


6 Şubat 2026 Cuma

EMITT 2026 Fuar Küresel Buluşma-Yılmaz Parlar


  EMITT 2026 Turizmin Nabzının Attığı Küresel Buluşma

İstanbul, Dünya Turizminin Yeni Strateji Üssüne Dönüştü

Dünya turizm endüstrisinin geleceğini şekillendiren EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl bir fuardan çok daha fazlası olduğunu bir kez daha kanıtladı.

İstanbul Fuar Merkezi'ndeki yeni evinde kapılarını açan EMITT, yalnızca sektörün ticari hacmini büyütmekle kalmıyor; ülkelerin turizm vizyonlarını belirleyen, destinasyonların geleceğini yöneten, dev bir strateji laboratuvarı niteliğine bürünüyor.

Gerek uluslararası katılımın genişliği, gerekse oluşturduğu iş hacmi, EMITT’i küresel turizm takviminin en kritik duraklarından biri yapıyor.

EMITT’in en güçlü yanlarından biri de Türkiye’nin turizm gücünü dünyaya anlatan bir marka olması. Ulaşım, yerel yönetim, tanıtım ve özel sektörün aynı çatı altında buluştuğu bu dev organizasyon, Türkiye’nin turizmdeki iddiasının altını çiziyor.

30. yıl büyük buluşmasına doğru ilerleyen EMITT, bugün yalnızca ticaret değil; turizmin ekonomi, kültür, diplomasi ve tanıtım boyutlarının aynı potada birleştiği bir gelecek vizyonu sunuyor.

EMITT 2026, Yeni Adresinde Rekor Katılımla Turizme Yön Veriyor

Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT, 29. yılını İstanbul Fuar Merkezi’ndeki yeni adresinde kutlarken, dünyanın dört bir yanından gelen profesyonelleri aynı çatı altında topladı.

Bu yıl 29 ülkeden 100’ü aşkın uluslararası katılımcı ve yüzlerce yerli marka ile gerçekleşen fuar, 482 milyon Euro’nun üzerindeki önceki iş hacmini daha da ileri taşımayı hedefliyor.

Açılış, EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin’in ev sahipliğinde; KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül, sektör temsilcileri ve turizm otoritelerinin geniş katılımıyla gerçekleştirildi.

Keskin, yeni lokasyonun yalnızca “mekânsal değişim” olmadığını; çok daha verimli, ulaşılabilir ve küresel ticaretin merkezine yakın bir yapının oluşturulduğunu vurguladı. Ayrıca “EMITT 30. Yıl Büyük Buluşması” için 2027 tarihini duyurdu.

KKTC’den Büyük Tanıtım Hamlesi

 Ada Kıbrıs Kampanyası Avrupa’ya Açılıyor

KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, fuarın yalnızca bir tanıtım alanı değil, ülkelerin vizyonlarını şekillendirdiği stratejik bir platform olduğunu belirtti. Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’nın Türkiye’de yarattığı etkiden memnun olduklarını belirten Ataoğlu, kampanyanın çok yakında İngiltere ve Avrupa pazarlarına taşınacağını açıkladı.
Kuzey Kıbrıs’ın kültür ve doğa temelli turizm kimliğinin altı çizilerek, EMITT’in KKTC için uluslararası bir vitrin olduğu vurgulandı.

İstanbul, Turizmin Lokomotifi

“Nüfusumuzdan Fazla Ziyaretçi Ağırlıyoruz”

İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye turizminin geldiği noktanın tesadüf olmadığını vurgularken, İstanbul’un erişilebilirlik ve marka değerinde hiç olmadığı kadar güçlü bir konumda olduğunu belirtti.
Havalimanlarından gastronomiye, yerel yönetimlerin şehir planlamasından tanıtım faaliyetlerine kadar tüm paydaşların bu başarıda kritik rol oynadığı ifade edildi.

Yerel Yönetimlerden Finansman Talebi

 “Turizmin Yükü Yereldeyse, Kaynak da Yerelde Olmalı”

İBB Meclis 2. Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ, turizmin yalnızca tanıtım değil, kapsamlı bir destinasyon yönetimi işi olduğunun altını çizdi.
Konaklama vergisinin belirli bir oranının büyükşehir belediyelerine aktarılması gerektiğini söyleyen Gümüşdağ; temizlik, güvenlik, altyapı ve yönlendirme hizmetlerinde turizmin getirdiği ek yükün ancak bu şekilde sürdürülebilir olacağını savundu.

TGA, Türkiye Küresel Turizm Siyasetinde Etkin Oyuncu Haline Geldi

TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, Türkiye’nin 2025’te 65,2 milyar dolarlık turizm geliriyle kendi rekorunu kırdığını hatırlattı.
2026 hedefinin 68 milyar dolar olduğunu açıklayan Türkseven, Türkiye’nin artık sadece trendlere ayak uyduran değil; küresel turizm politikalarını şekillendiren bir ülke haline geldiğini belirtti.

THY’den Küresel Erişim Gücü

 “İstanbul’a Gelmek Hiç Bu Kadar Kolay Olmamıştı”

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, THY’nin 6 kıtada 132 ülkeyi İstanbul üzerinden bağladığını aktarırken, “Ülkemizden ayrılan herkes Türkiye’nin güven, kalite ve misafirperverlik duygusunu yanında götürmeli” sözleriyle turizm deneyiminin bütüncül bir süreç olduğunu vurguladı.

TÜRSAB, Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’na Sahada Destek Verecek

Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, kampanyanın Diyarbakır’dan başlayarak tüm Türkiye’de güçlü bir tanıtım zinciri yaratacağını açıkladı. Seyahat acentelerinin turizm büyümesindeki kritik rolüne dikkat çekti.

İstanbul Kongre Turizminde Büyük Sıçrama, 133. Sıradan 20. Sıraya

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, İstanbul’un kongre turizminde dünya sıralamasında yaptığı büyük yükselişi anlattı.
Eylül ayında ağırlanacak 25 bin akademisyenin şehre yaklaşık 100 milyon dolar kazandırması bekleniyor. Ayrıca İstanbul Fuar Merkezi’nin 40 bin metrekarelik ek alanla dünyanın en büyük fuar kampüslerinden biri olacağı açıklandı.

Küresel Rekabet Sertleşiyor, “Yeni Dönemin Adı Nitelikli Turizm”

TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı, turizmin artık tam rekabet ortamında ilerlediğini ve daha zorlu bir sürece girildiğini belirtti.
Yeni dönemde nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilirlik ve kalite odaklı büyümenin ön plana çıkacağını söyledi.

EMITT, Türkiye’nin Dünya Turizmine Açılan En Büyük Kapısı Olmaya Devam Ediyor

Yeni yeri, genişleyen vizyonu ve uluslararası etkisiyle EMITT 2026; Türkiye’nin yalnızca turizm gelirlerini değil, küresel stratejik konumunu da yukarı taşıyan bir güç merkezi olduğunu yeniden ortaya koydu.
EMITT artık sadece bir fuar değil; Türkiye turizminin “gelecek manifestosu” niteliğinde.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Ocak 2026 Pazar

English Talk Club-İngilizce Konuşma Kulübü-Yılmaz Parlar


  

English Talk Club ile Pratik İngilizceye Yeni Bir Soluk

İngilizce Konuşmak Artık Bir Tercih Değil, Küresel Dünyada Bir Zorunluluk

urizmden ticarete, hizmet sektöründen uluslararası ilişkilere kadar her alanda İngilizce konuşabilen bireyler fark yaratıyor.

İşte tam bu noktada, vizyoner bakışı ve sektörel tecrübesiyle öne çıkan Muammer Kaya, Türkiye turizminin en kritik ihtiyaçlarından birine doğrudan çözüm sunan devrim niteliğinde bir modele öncülük ediyor.

Sektörüne Devrim Niteliğinde Bir Eğitim Modeli

Türkiye turizmine uzun yıllardır değer katan, özellikle sağlık turizmi alanındaki başarılarıyla tanınan MK Travel Seyahat Acentası Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Kaya, Amerika’da tamamladığı yüksek öğrenimin ardından edindiği küresel bakış açısını şimdi Türkiye’nin hizmetine sunuyor.

İstanbul’un en prestijli turizm yatırımlarından Walton Zincir Otelleri’nin ortaklarından biri olan Muammer Kaya, “English Talk Club” projesi için  Murat Aydın ve Mustafa Temuralay ile güçlerini birleştirerek, sektörde yıllardır çözülemeyen “pratik İngilizce” sorununa kalıcı bir yanıt verdi.

Bu güçlü iş birliğinin ürünü olan English Talk Club, klasik dil eğitim anlayışını tamamen geride bırakarak, “Ders yok, gramer yok, sadece konuşma var” mottosuyla dikkat çekiyor. Muammer Kaya’nın özellikle altını çizdiği nokta ise net: İngilizce kitapta değil, hayatın içinde öğrenilir.

Muammer Kaya’dan Sahaya İnen Vizyon

Muammer Kaya’yı benzer projelerden ayıran en önemli özellik, teorik çözümler yerine sahada karşılığı olan modeller üretmesi.

Turizm çalışanlarının zaman, motivasyon ve stres sorunlarını yakından bilen Kaya, English Talk Club’ü tam da bu gerçekler üzerine inşa etti. Garsondan şoföre, otel personelinden satış temsilcisine kadar temel seviyede İngilizce bilen herkesin, özgüven kazanarak akıcı konuşabilmesini hedefleyen bu sistem, kısa sürede sektörün ilgisini çekti.

Online platformların ve yapay zekâ uygulamalarının ötesine geçen English Talk Club, yüz yüze, canlı ve sosyal etkileşimi merkeze alıyor. Çünkü Muammer Kaya’ya göre; beden dili, kültürel temas ve gerçek diyalog, İngilizce öğrenmenin vazgeçilmez parçaları.

Tarih, Kültür Ve İngilizce Aynı Masada

Eğitimlerin Sultanahmet’te, tarihi dokunun tam kalbinde yer alan Art Cafe’de yapılması ise projenin ruhunu tamamlıyor.

Rahat bir kafe ortamında, iki ücretsiz içecek eşliğinde gerçekleşen seanslar, katılımcılara ders değil gerçek bir sosyal deneyim sunuyor. Türkçe konuşmanın yasak olduğu bu ortamda, katılımcılar yalnızca İngilizce düşünmeye ve konuşmaya teşvik ediliyor.

Sadece Bir Kulüp Değil, Stratejik Bir Hamle

English Talk Club, yalnızca bireysel gelişimi değil, ülke ekonomisini ilgilendiren stratejik bir ihtiyacı da karşılıyor.

Turizm gelirlerinin artması, misafir memnuniyeti, ülke imajı ve satış performansı doğrudan İngilizce konuşabilen insan kaynağıyla bağlantılı. Muammer Kaya’nın liderliğinde hayata geçirilen bu model, İngilizceyi bir ders olmaktan çıkarıp ekonomik bir yetkinliğe dönüştürüyor.

Ayrıca kulübün İngiltere’deki dil okullarıyla yaptığı anlaşmalar sayesinde, katılımcılara uluslararası eğitim ve kariyer kapıları da aralanıyor.



Vizyon, Cesaret Ve Doğru Zamanlama

Muammer Kaya, English Talk Club ile yalnızca bir eğitim projesi değil; turizm sektörünün geleceğine yapılan stratejik bir yatırım ortaya koyuyor.

İngilizcenin küresel dünyadaki belirleyici rolünü doğru okuyan Kaya, bu vizyonunu sahaya indiren nadir isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Bu proje, hem Türkiye turizmi hem de dil eğitimi alanı için örnek alınması gereken, çağdaş ve son derece etkili bir model olarak dikkat çekiyor.

Katılım Bilgileri;

Cumartesi ve Pazar Günleri, 10:00, 11:00, 12:00, 13:00 Seanslarında

Ücretlendirme (Seans başı + 2 içecek)

Anadili İngilizce Olan Eğitmenle: 1.500 TL, Yabancı Öğrenci Eğitmenle: 1.200 TL, İleri Seviye Türk Eğitmenle: 800 TL

Adres: Küçük Ayasofya Cad. Yabacı Sk. No:3, Fatih / İSTANBUL

https://englishtalkclub.com/

yilmazparlar@yahoo.com

20 Aralık 2025 Cumartesi

İstanbul, Düğün ve Etkinlik Endüstrisinin Kalbi Oldu-Yılmaz Parlar


 

'Doğanın Işıltıları' 162 Milyar Euroluk Dev Pazarın Kapılarını Türkiye'ye Araladı

KM Group Kurucusu Meltem Bayazıt Tepeler'in Liderliğinde Düzenlenen Sofralar Sergisi-Yaratıcılık Konferansı, Türkiye'yi Sektörün Küresel Merkezi İlan Etti. 36 Ülkeden Profesyonel İstanbul'da Buluştu.

Dünya etkinlik ve düğün turizminin 162 milyar Euro'yu aşan dev potansiyelinden pay almak isteyen Türkiye, İstanbul'da gerçekleşen görkemli bir organizasyonla sektörün yeni gözdesi oldu.

Avrupa'nın tek başına 21.4 milyar Euro'luk pazar büyüklüğüne ulaştığı 'düğün-etkinlik' endüstrisinde söz sahibi olmayı hedefleyen Türkiye, KM Events tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Sofralar Sergisi - Yaratıcılık Konferansı" ile muazzam bir uluslararası çekim gücü yakaladı.

Başarılı Organizasyonun Lideri, Meltem Bayazıt Tepeler
Etkinliğin bu yılki "Doğanın Işıltıları" temalı dördüncü edisyonunun başarısı, organizatör kuruluş KM Group'un Kurucusu ve CEO'su, aynı zamanda Türkiye Uluslararası Etkinlikler Derneği (TUED) Başkanı olan Meltem Bayazıt Tepeler'in vizyoner liderliğine ve azmine bağlandı.

Açılışta yaptığı etkileyici konuşmada Tepeler, etkinliğin başlangıcından bu yana dört kat büyüdüğünü ve 36 ülkeden yüzlerce profesyoneli ağırlamaktan gurur duyduklarını vurguladı.

Tepeler, "Bu büyülü etkinlik, Türkiye'yi birçok medeniyetin beşiği olarak göstererek, yaratıcılık, tasarım ve misafirperverlikte önde gelen bir destinasyon olarak konumlandırmayı amaçlıyor" dedi.

Sektör Devleri İstanbul'da Buluştu
Michael Jordan, Jennifer Lopez, Madonna gibi dünya yıldızlarına etkinlik düzenleyen sektörün uluslararası üne sahip isimleri İstanbul'da bir araya geldi.

Sharon Sacks, Fabrice Orlando, Antonio Paraiso, Elizabeth Solaru gibi dünyaca ünlü tasarımcı, danışman ve stratejistlerin yanı sıra, Jamie Aston, Erica Jones, Simone Tostes gibi 9 dünya çapında etkinlik tasarımcısının eserleri sergilendi.

İstanbul Vali Yardımcısı, İTO Başkanı Şekip Avdagiç'in de aralarında bulunduğu seçkin bir protokolün katılımıyla gerçekleşen etkinlik, aynı zamanda uluslararası dernek liderlerini de ağırladı.

Türkiye, Küresel Bir Hub Olma Yolunda
Etkinlik, Türkiye'nin MICE (Toplantı, Teşvik, Konferans, Sergi) ve lüks düğün turizminde bir "yaratıcılık ve tasarım merkezi" olma iddiasını somutlaştırdı. Program kapsamında düzenlenen B2B görüşmelerde Türkiye'nin önde gelen otelleri ile global markalar, uluslararası etkinlik planlamacıları ve seyahat uzmanları ile bir araya gelme fırsatı buldu. "Lüks, Her Zamankinden Daha Yeşil", "Yeni Lüksün Tanımı" ve "Türkiye'de Gastronomide Yaratıcılık" gibi başlıklarla düzenlenen panellerde sektörün geleceği masaya yatırıldı.

Londra Yolculuğu Başlıyor
Meltem Bayazıt Tepeler, Sofralar Sergisi'nin bir sonraki durağını da açıkladı. Sergi, 11-12 Nisan 2026'da Londra'da düzenlenerek Türk yaratıcılığını ve tasarım gücünü dünyanın bir başka önemli merkezine taşıyacak.

Ödüller Sahiplerini Buldu
Açılış gecesinde düzenlenen törende, 2025 sergisine katkıda bulunan Jamie Aston, Erica Jones, Andrea Guimaraes, Diana Sandoval ve Elizabeth Solaru gibi isimlere "2025 Tasarımı" ödülleri takdim edildi.

Üç gün boyunca masterclasslar, tematik geceler ve networking fırsatlarıyla devam eden etkinlik, Türkiye'nin düğün ve etkinlik turizminde küresel bir aktör olma yolundaki kararlılığının en renkli ve etkileyici göstergesi oldu.

yilmazparlar@yahoo.com

22 Mart 2025 Cumartesi

Türk Dünyası Nevruz Buluşması -Yılmaz Parlar


 Türk Dünyası Nevruz Buluşması Renklerle Dolu

Türk Dünyası Nevruz Buluşması: Renkler, Ezgiler ve Kardeşlik Ruhuyla Dolu Bir Bayram

Her yıl 21 Mart'ta gece ile gündüzün eşit olduğu bu özel gün, doğanın uyanışını, bolluğu, bereketi ve yeniden doğuşu simgeler. Hoşgörü, barış ve kültürel zenginlikleri paylaşmaya da davet eder.



Nevruz, kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan bir kültürel miras olarak; dostluk, kardeşlik, barış ve dayanışma mesajlarıyla insanları bir araya getiriyor. UNESCO tarafından 2009 yılında "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" olarak kabul edilen Nevruz, farklı milletler tarafından çeşitli etkinlikler ve ritüellerle yaşatılır.



Türk Dünyasında Nevruz Bayramı

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan gibi ülkelerde Nevruz, halk oyunları, geleneksel yemekler, şenlikler ve ateş üzerinden atlama gibi ritüellerle kutlanır.



Nevruz Coşkusu İstanbul’da, Türk Dünyası Kardeşlik İçin Buluştu

İstanbul’da, Türk dünyasının binlerce yıllık geleneği, Ergenekon’dan çıkışın simgesi olan Nevruz bayramı, coşkuyla kutlandı.

21 Mart 2025’te İBB Kültür Mahallesi’nde düzenlenen Nevruz Bayramı, Türk dünyasının renklerini ve kültürünü bir araya getirdi. Protokolün ve halkın yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, binlerce yıllık gelenekler coşkuyla kutlandı.



21 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Mahallesi’nde düzenlenen Nevruz Bayramı kutlamaları, Türk dünyasının kardeşlik ve birlik ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Geniş bir protokolün ve halkın büyük ilgi gösterdiği etkinlik, saygı duruşu ve milli marşlarla başladı. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitler ve gaziler anıldı.



İBB Başkanlığın Nevruz dolayısıyla yayımladıkları mesajlarda, bu özel günün birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştirdiğini belirtti.

Erdebil-Horasan Alevi Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Eker, Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı Muhammet Arif Genç, Anara Baijanova, Yasemin Pınar, Ergül Önder ve Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova’nın öncülüğünde organize edilen "Türk Dünyası Kardeş Buluşması" adlı etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Açılış konuşmalarının ardından demir örs üzerinde çekiçle demir dövülerek Nevruz ateşi yakıldı.



Türk Dünyasının Renkleri Bir Arada

Etkinliğe Özbek Konsolosluğu’ndan Timurbek Hamidov ve Maksudbek Zulunov, Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Kıbrıs Konsolosluğu’ndan eski Ekonomi Ateşesi Cahit Kayıarslan,  Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel, Cemil Kılıç, Araştırmacı Yazar Doç. Dr. Tuğrul Kihtir gibi isimlerin yanı sıra çok sayıda STK temsilcisileri, Siyasi Parti temsicileri ve elit halk katıldı.



Geleneksel Kıyafetler ve Sanatın Büyüsü

Anara Baijanova’nın organize ettiği Türk cumhuriyetlerine özgü geleneksel kıyafetlerin sergilendiği defile, büyük beğeni topladı. Her ülkeden sanatçılar, kendi şarkılarını, türkülerini ve ezgilerini seslendirerek izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Miniklerin gösterileri ise seyircileri hem gülümsetti hem de büyük alkış aldı. Halk dansları, müzik performansları ile dolu dolu kutlama oldu.



Lezzetlerle Dolu Bir Bayram

Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Kafkas mutfağından örneklerin sunulduğu etkinlikte, Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova’nın hazırlattığı Özbek pilavı ve Anara Baijanova’nın Kazak mantısı, iftarın ana yemeği olarak öne çıktı. Katılımcılar, Türk dünyasının zengin mutfak kültürünü tadarak bayramın keyfini çıkardı.



İBB Türk Dünyası Kültür Mahallesinde Nevruz Coşkusu, Ergenekon’dan Çıkışın Kutlanışı

Türk milletinin binlerce yıllık töresi olan Ergenekon’dan çıkışı ve yeniden dirilişi simgeleyen 21 Mart 2025 tarihinde İBB Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde gerçekleştirilen Nevruz Bayramı açılış konuşmaları;



Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı Muhammet Arif Genç’in Konuşması

Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı Muhammet Arif Genç, konuşmasında Nevruz’un yalnızca bir bahar bayramı olmadığını, aynı zamanda Ergenekon’dan çıkışın, yeniden dirilişin ve hürriyetin simgesi olduğunu vurguladı. Genç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün burada Türk dünyasının ortak bayramı olan Nevruz'u kutlamak için bir araya gelmiş olmanın büyük onurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Baharın gelişi, toprağın kardeşliğin ve dayanışmanın sembolü olan Nevruz aynı zamanda bizler için Ergenekon'dan çıkışın, yeniden dirilişin ve hürriyetin simgesidir. Binlerce yıldır Türk milletinin birlik, beraberlik ve özgürlük ruhunu yaşatan bu kutlu gün, farklı coğrafyalarda yaşayan soydaşlarımızı ortak kültürümüz ve değerlerimiz etrafında birleştiren en önemli geleneklerimizden biridir.”



Erdebil-Horasan Alevi Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Eker’in Konuşması

Erdebil-Horasan Alevi Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Eker, konuşmasında birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak Nevruz’un yalnızca mevsimsel bir değişim değil, ruhların tazelenmesi ve millet olarak kenetlenme günü olduğunu belirtti. Eker’in konuşmasında şu ifadeler dikkat çekti:

“Yıllardır geleneklerimiz arasında Türk'ün bayramı olan bugünü hep birlikte kutluyoruz. Nevruzumuz kutlu olsun! Türk dünyasının ortak bayramı olan bu günü kutlamak için bir araya geldik, birleştik. Tanrı Türk'ün birliğini korusun ve yüceltsin. Eğer bir olursak güçlü oluruz. Eğer gaflete düşersek parçalanırız. Biz her daim bir olacağız.”



Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in Konuşması

Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Türk dünyası arasındaki birlik bilincinin önemine dikkat çekerken, Nevruz’un Türk milletinin binlerce yıldır diriliş ve birlik simgesi olduğunu vurguladı. Zeybek, konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün Türk ulusunun günüdür. Newruz, Nevruz deyip duruyoruz. Bence Farslar da bunu bizden öğrendiler. Yeni günü Nevruz diye çevirdi. Ama asıl olan bizim kültürümüzdür. Bugün burada bu bilinci daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Nevruz, eğlenmenin ötesinde Türklerin bilincine ulaşmalarını sağlayan bir gündür. Kazaklar on gün, Kırgızlar ve Orta Asya’daki diğer Türkler binlerce yıldır bu günü kutlarlar. Bugün dirilişin, yeniden doğuşun günüdür.”



Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu

Halaçoğlu, konuşmasına “Bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” sözleriyle başladı: Ancak bu sözleri genişleterek, Türk dünyasının tamamının bir bütün olduğunu vurguladı. “Artık bizim vatanımız sadece Türkiye değil, bütün Türk dünyasıdır. Her biri bizim için bir bayraktır ve yere düşmeyecektir,” dedi.



Türk Dünyası Bir Araya Gelmeli

Halaçoğlu, birlik altında toplanmasının gerekliliğine değindi. Ortak bir tarihin yazılması gerektiğini belirterek, “Türk dünyasını bir araya getirip ortak tarihi birlikte yazmalıyız. Bu tarih, Türk dünyasının her yerinde okutulmalı ve tüm Türk milletini bir araya getirecek bir kaynak olmalıdır,” dedi.

Avrupa Birliği örneğini veren Halaçoğlu, “Avrupa Birliği siyasette, ekonomide, her alanda bir birlik oluşturmuş. Oysa onlar tarihte birbirleriyle savaşmışlar, din çatışmaları yaşamışlar ama yine de bir araya gelmeyi başarmışlar. Biz Türkler ise birbirimizden uzak duruyoruz. Birlik olmadığımız sürece büyük bir güç olamayız,” diyerek Türk dünyasının birleşmesi gerektiğini belirtti.



Türk Dünyası, Dünyanın En Güçlü Devletlerinden Biri Olabilir

Türk dünyasının sahip olduğu yeraltı zenginlikleri, petrol, doğalgaz, toryum ve bor gibi kaynaklarla dünyanın en güçlü topluluklarından biri olabileceğini ifade eden Halaçoğlu, genç nesillerin bu ortak tarihin birer parçası olduğunu anlamaları gerektiğini söyledi. “Bunu yapmadan sadece konuşmanın bir anlamı kalmaz,” diyerek konuşmasını sürdürdü.



Her Türk Devleti Bizimdir

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu ancak aynı zamanda Türkmen, Azeri, Kırgız, Kazak, Özbek ve Kıbrıs Türklerinin de vatandaşı olduğunu ifade eden Halaçoğlu, “Her biri benim bayrağımdır. Türk dünyası için can verecek şuura erişmek zorundayız. Bunu yaptığımızda her şeyin üstesinden geliriz,” dedi.



Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur

Halaçoğlu, Türk’ün kurtu kendine simge olarak seçmesini, “Kurt ehlileştirilemez. Kimseye muhtaç olmadan Türk milleti kendi arasında birlik ve beraberlik içinde bu mücadeleyi vermek zorundadır,” sözleriyle açıkladı. Alfabenin tek hale gelmesi gibi tarihin de tek bir bütün olarak yazılmasının önemine vurgu yaptı.

Halaçoğlu, ekonomik işbirliği ve yatırımların da bu birleşmenin temel taşları olacağını belirterek, Türk dünyasının dünyanın en güçlü devlet topluluklarından biri olabileceğini ifade etti.

Nevruz’unuz Kutlu Olsun

Konuşmasını Nevruz Bayramı’nı kutlayarak sonlandıran Halaçoğlu, Türk dünyasının birliğinin önemine bir kez daha dikkat çekti.


Özbek Konsolos



Konuşmasında Nevruz'un farklı kültürler arasında bir köprü olduğunu vurguladı. Türk dünyasının kardeşlik ve birlik mesajlarının yükseldiği bu anlamlı etkinlik olduğunu, Nevruz’un binlerce yıllık geleneğini yaşatırken, Türklük kültürel zenginliği bir kez daha hatırlattı.



Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova konuşmasında;

 Renklerin, ezgilerin ve lezzetlerin buluştuğu bu özel gün, Türk dünyasının gücünü ve birliğini tüm dünyaya gösterdi. İBB Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde düzenlenen bu Nevruz Bayramı kutlaması, Türk milletinin birlik, beraberlik ve kültürel değerlerini yaşatma amacını taşıyan anlamlı bir etkinlik olarak tarihteki yerini aldı. Ergenekon’dan çıkış ruhunun halen diri olduğu ve geleceğe dair güçlü adımlarla yüründüğünü vurguladı.



Nevruz'un Tarihçesi

Nevruz, kökeni itibarıyla Pers kültürüne dayansa da, Türk dünyasında da önemli bir yere sahiptir. Özellikle Orta Asya Türk devletlerinde ve Anadolu'da binlerce yıldır kutlanan bu bayram, UNESCO tarafından da "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" listesine alınmıştır. Nevruz, Türk kültüründe Ergenekon Destanı ile de ilişkilendirilir ve demir dağların eritilerek Türklerin özgürlüğe kavuşmasını simgeler.

yilmazparlar@yahoo.com