19 Nisan 2026 Pazar

RİDEKAP-Yurtta Sulh, Cihanda Sulh Paneli-Yılmaz Parlar


 

Üsküdar’da, Kadınlardan Barış, Demokrasi ve Laiklik Vurgusu

1935 Ruhundan 2026’ya ; Rizeli Demokrat Kadınlardan  önemli Bir Buluşma.
18 Nisan 2026 Cumartesi günü, Rizeli Demokrat Kadınlar Platformu (RİDEKAP), Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kültür Merkezi ev sahipliğinde, anlamlı ve güçlü bir panele imza attı.

Yurtda 

Kadınların Barış Çağrısı Yeniden Yükseldi

Platform Başkanı Dilek Karafazlı: "Cumhuriyetin temel değerleri tartışma konusu yapılamaz"

Uluslararası sistemin çalkantıları Prof. Dr. Emin Gürses tarafından masaya yatırıldı

İsmet İnönü'nün torunu Gülsün Bilgehan'dan 'Dengeli Politika' vurgusu

Emekli Hakim Nazan Güçkan’dan 'Kadınların Sesi Daha Gür Çıkacak' Mesajı

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, konuşmacılar ve katılımcılar adeta Kuvayi Milliye ruhunu yeniden canlandırdı.

Kadınlardan Güçlü Açılış

 “Cumhuriyet Değerleri Tartışma Konusu Olamaz”

RİDEKAP Başkanı Dilek Karafazlı açılış konuşmasında hem tarihsel mirasa hem güncel gelişmelere vurgu yaptı:

“Cumhuriyet, laik eğitim ve hukuk devleti ilkeleri ortak kazanımlarımızdır.”

“Şiddet ve ayrıştırıcı dilin karşısındayız.”

“Kadın-erkek eşitliği ve barıştan yana mücadelemiz sürecek.”

Karafazlı ayrıca farklı siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından geniş katılımın önemine dikkat çekerek, bu birlikteliğin toplumsal huzur için kritik olduğunu ifade etti.

Tarihten Günümüze Kadınların Barış Mesajı

1935 Vurgusu, Tarihi kongre anısı, 1935'te İstanbul’da dünyaya kadın sesi verilmişti

Panelin özellikle 18 Nisan tarihine denk getirilmesi dikkat çekti. Bu tarih, 12. Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi’nin yıl dönümü olması nedeniyle özel olarak seçildi.

Panelin tarih olarak 18 Nisan’ı seçmesinin anlamlı olduğunu belirten Karafazlı, 18-24 Nisan 1935’te Atatürk’ün himayesinde Yıldız Sarayı’nda toplanan Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi’ni yad ettiklerini hatırlattı.

Karafazlı, “Kadınlar o gün sadece eşitliği değil, dünya barışını da savundu. Bugün de aynı noktadayız.”

1935’te İstanbul’da yapılan bu kongrenin önemini şöyle özetledi:
"Şiddetin, nefret dilinin ve ayrıştırıcı dilin hiçbir yararı yoktur. Cumhuriyetimizin temel değerlerini (laik eğitim, hukuk devleti) bu tür olaylar üzerinden tartışmaya açmak doğru değildir ve bunu kınıyoruz. Bu değerler, ülkemizin ortak kazanımlarıdır ve tartışma konusu yapılamaz. Bizim duruşumuz nettir: Atatürk’ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, barıştan, kadın-erkek eşitliğinden, hukuk devletinden ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nden yana mücadelemiz devam edecektir."

 “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” başlığıyla düzenlenen panel, sadece bir sivil toplum etkinliği olmanın çok ötesinde, kadınların barış, eşitlik ve hukuk devleti için kenetlendiği bir duruşa dönüştü. Siyaset, tarih ve uluslararası gelişmeler kadın perspektifiyle ele alındı.

Panelin moderatörlüğünü emekli hâkim Nazan Güçkan üstlenirken, konuşmacılar arasında Prof. Dr. Emin Gürses ve Gülsün Bilgehan yer aldı.

Nazan Güçkan, “Kadınların sesi gerçekten gür çıkmaya başladığında, yeryüzünün çok daha güzelleşeceğine, adaletin ve kardeşliğin hâkim olacağına inanıyoruz”

Emin Gürses,

 “Dünya Yeni Bir Paylaşım Savaşı Sürecinde”

Prof. Dr. Emin Gürses, konuşmasında küresel sistemdeki kırılmalara dikkat çekti:

Soğuk Savaş sonrası kurulan düzenin çözüldüğünü

Yeni bir küresel paylaşım sürecinin yaşandığını

ABD, Çin ve Avrupa arasındaki güç mücadelesinin arttığını

Gürses’e göre bu süreç “25-30 yıllık bir yeniden yapılanma dönemi” ve dünyadaki çatışmalar bu paylaşım mücadelesinin sonucu.

Türkiye’nin bu süreçte izlediği politikayı da değerlendiren Gürses, önemli bir ayrım yaptı:
“Türkiye denge politikası değil, dengeli politika izliyor. Bu da İsmet İnönü döneminin mirasıdır.”

Gülsün Bilgehan,

“Savaş Kahramanları Aynı Zamanda Barışın Mimarıydı”

İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan ise konuşmasında tarihsel perspektif sundu.

Bilgehan, Cumhuriyetin kurucu liderleri Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü’nün sadece savaş değil, aynı zamanda barış liderleri olduğunu vurguladı:

“Savaş bir cinayettir” sözünü hatırlattı

Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’na girmemesini “tarihi başarı” olarak nitelendirdi

İnönü’nün zor şartlarda yürüttüğü “dengeli dış politika”yı anlattı

Çarpıcı bir anekdotu da paylaştı:
“Beni ekmeksiz bıraktın diyen çocuğa İnönü’nün cevabı şuydu: ‘Seni babasız bırakmadım.’”

Kadın Hakları ve Siyasette Temsil Vurgusu

Bilgehan, kadınların siyasetteki yerine de dikkat çekerek Türkiye’nin geçmişte dünya sıralamasında üst sıralarda olduğunu hatırlattı:

1935’te Meclis’te 18 kadın milletvekili

Dünya sıralamasında 2. sırada Türkiye

Ancak günümüzde bu oranın gerilediğini belirterek kadınların daha aktif olması gerektiğini söyledi.

Panelden Mesaj,

“Barış, Demokrasi ve Birlik”

Panel boyunca öne çıkan ortak mesajlar şunlar oldu:

Küresel kriz ortamında barış ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin birlik içinde hareket etmesi gerekiyor

Cumhuriyet değerleri korunmalı

Kadınların toplumsal rolü güçlenmeli

 1935’te İstanbul’da Tarih Yazıldı

Kadınlar Dünyaya Barış Çağrısı Yaptı

18-24 Nisan 1935’te İstanbul’da Yıldız Sarayı’nda düzenlenen kongre, kadın hakları tarihinde dönüm noktası oldu.

40’tan fazla ülkeden 350’den fazla kadın katıldı

200 milyondan fazla kadını temsil ettiler

Kadın hakları, eşitlik ve dünya barışı tartışıldı

Mustafa Kemal Atatürk’ün himayesinde gerçekleşti

Bu kongre, Türkiye’nin kadınlara verdiği hakların uluslararası alanda tescili olarak kabul edildi.

91 Yıl Sonra Aynı Mesaj

1935’te yükselen “barış ve eşitlik” çağrısı, 2026’da Üsküdar’dan bir kez daha dile getirildi.

Kadınlar bu kez de aynı kararlılıkla konuştu:
“Barış, demokrasi ve Cumhuriyet değerlerinden vazgeçmeyeceğiz.

yilmazparlar@yahoo.com

Peace at Home, Peace in the World  Panel

In Üsküdar: Strong Emphasis on Peace, Democracy and Secularism from Women

From the Spirit of 1935 to 2026: A Significant Gathering by Rizeli Democrat Women

On Saturday, April 18, 2026, the Rizeli Democrat Women Platform (RİDEKAP) hosted a meaningful and impactful panel at Bağlarbaşı Kültür Center.

Women’s Call for Peace Rose Again

Platform President Dilek Karafazlı: “The fundamental values of the Republic cannot be debated.”
The turbulence of the international system was analyzed by Prof. Dr. Emin Gürses
Gülsün Bilgehan, granddaughter of İsmet İnönü, emphasized “balanced policy”
Retired judge Nazan Güçkan delivered the message: “Women’s voices will grow stronger”

The program, which began with a moment of silence and the National Anthem, revived the spirit of national struggle among participants and speakers.

A Strong Opening from Women

“Republican Values Cannot Be Questioned”

RİDEKAP President Dilek Karafazlı emphasized both historical legacy and current developments in her opening remarks:

The Republic, secular education, and the rule of law are our shared achievements.

We stand against violence and divisive language.”

Our struggle for gender equality and peace will continue.

Karafazlı also highlighted the importance of broad participation from different political parties and civil society organizations, stating that such unity is vital for social peace.

Women’s Message of Peace from Past to Present

The 1935 Emphasis, A Historic Congress Remembered

The choice of April 18 as the panel date was particularly meaningful, marking the anniversary of the 12th International Women’s Union Congress.

Karafazlı noted that the congress, held between April 18–24, 1935 at Yıldız Palace under the patronage of Mustafa Kemal Atatürk, was commemorated during the event.

“Women did not only defend equality then, but also world peace. Today, we stand at the same point,” she said.

She summarized the importance of the congress as follows:
“Violence, hate speech, and divisive language serve no purpose. Opening the fundamental values of our Republic—secular education and the rule of law—to debate through such incidents is unacceptable, and we condemn it. These are our shared national achievements. Our stance is clear: in line with Atatürk’s principles and reforms, we will continue to stand for peace, gender equality, the rule of law, and a secular Republic of Türkiye.”

Beyond a Panel, A Collective Stand

The panel, organized under the theme “Peace at Home, Peace in the World,” went beyond a typical civil society event and turned into a collective stance for peace, equality, and the rule of law. Politics, history, and international developments were discussed from a women’s perspective.

Moderated by Nazan Güçkan, the panel featured speakers Emin Gürses and Gülsün Bilgehan.

Nazan Güçkan stated, “When women’s voices truly rise, the world will become a much better place, where justice and brotherhood prevail.”

Emin Gürses:

“The World Is Entering a New Phase of Power Struggle”

Prof. Dr. Emin Gürses highlighted fractures in the global system:

The post–Cold War order is dissolving

A new global power-sharing phase is emerging

Competition among the United States, China, and Europe is intensifying

According to Gürses, this is a “25–30 year restructuring period,” and global conflicts are a result of this struggle.

He also made a critical distinction regarding Türkiye’s foreign policy:
“Türkiye is not pursuing a balance of power policy, but a balanced policy. This is a legacy of İsmet İnönü.”

Gülsün Bilgehan:

“War Heroes Were Also Architects of Peace”

Gülsün Bilgehan offered a historical perspective, emphasizing that the founders of the Republic, Mustafa Kemal Atatürk and İsmet İnönü, were not only war heroes but also leaders of peace.

She, Recalled Atatürk’s words: “War is a crime

Described Türkiye’s neutrality in World War II as a historic success

Explained İnönü’s “balanced diplomacy” under difficult conditions

She also shared a striking anecdote:
“When a child said, ‘You left me without bread,’ İnönü replied: ‘But I did not leave you without a father.’”

Women’s Rights and Political Representation

Bilgehan pointed out that Türkiye once ranked among the top countries in women’s political representation:

18 women MPs in Parliament in 1935

Ranked 2nd globally at the time

She noted the decline in recent years and stressed the need for greater female participation in politics.

Message of the Panel

“Peace, Democracy and Unity”

Main takeaways from the panel:

The need for peace is increasing amid global crises

Türkiye must act in unity

Republican values must be protected

Women’s role in society must be strengthened

History Was Made in Istanbul in 1935”

Women Called for World Peace**

The congress held at Yıldız Palace between April 18–24, 1935 became a turning point in women’s rights history:

Over 350 women from more than 40 countries participated

Represented more than 200 million women

Discussed women’s rights, equality, and world peace

Held under the patronage of Mustafa Kemal Atatürk

This congress marked international recognition of Türkiye’s advancements in women’s rights.

Same Message After 91 Years

The call for “peace and equality” that rose in 1935 was echoed once again in Üsküdar in 2026.

Women declared with the same determination:
“We will not give up on peace, democracy, and the values of the Republic.”

yilmazparlar@yahoo.com

4 Nisan 2026 Cumartesi

Heritage Fuarı-Yılmaz Parlar

 Heritage Fuarı’nda Kültür Mirasının Devri

Müzecilikten Lokuma, Çiniden Gazi Kovana

Yenikapı’da 4 Nisan’a kadar sürecek dev buluşmada Türkiye’nin hafızası sergileniyor

Yenikapı Kadir Topbaş Gösteri Merkezi’nde kapılarını açan Heritage Fuarı (Kültür Mirası ve Müzecilik Fuarı), 4 Nisan 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek dev bir kültür şölenine dönüştü.



Müze profesyonellerinden akademisyenlere, asırlık markalardan geleneksel sanatçılara kadar geniş bir yelpazeyi buluşturan fuar, Türkiye’nin somut ve somut olmayan kültürel mirasını gözler önüne seriyor.

İşte Heritage Fuarı’nda öne çıkanlar ve unutulmaz hikâyeler…



Prof. Dr. Fethiye Erbay

“Müze, Geçmişle Gelecek Arasında Köprüdür”

Fuarın en dikkat çeken stantlarından biri Boğaziçi Üniversitesi Müzecilik Bölümü oldu. Standın başında bölüm başkanı Prof. Dr. Fethiye Erbay yer aldı. Türkiye’nin müzecilik alanında uzman ihtiyacını karşılayan nadir akademik programlara imza atan Erbay, fuar boyunca müzeciliğin sadece eser saklamak değil, kültürü yaşatmak ve toplumu bilinçlendirmek olduğunun altını çizdi.

“Müzecilik, bir ülkenin hafızasını koruma sanatıdır. Bugün müzeler eğitimin, toplumsal hafızanın ve kültürel diplomasinin merkezi haline geldi. Türkiye gibi binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafyada bu mirası yönetecek uzmanlara her zamankinden çok ihtiyaç var.”

Bugün Türkiye’nin birçok özel ve kamu müzesinde görev yapan uzmanlar, Erbay’ın öncülüğündeki bu bölümden mezun oldu. Ziyaretçilerden biri, “Fethiye Hoca sayesinde müzelerimiz aktif öğrenme merkezlerine dönüştü” yorumunu yaptı.



249 Yıllık Lezzet Hacı Bekir ve 6. Kuşak Lider Leyla Celalyan

Fuarın “Zamanla Kaybolmayanlar” bölümünde yer alan Ali Muhiddin Hacı Bekir, 1777’den bu yana Türk lokumunu dünyaya tanıtıyor. Standda ailenin 6. kuşak temsilcisi Leyla Celalyan dikkat çekiyor. Koç Üniversitesi İşletme mezunu olan Celalyan, markayı modern vizyonla buluştururken ihracat pazarlarında büyük atılım gerçekleştiriyor.



Hacı Bekir’in ürünleri bugün ABD, Japonya, Güney Afrika, İngiltere, Fransa, Hollanda, Güney Kore, Tayvan ve Ürdün gibi birçok ülkeye ihraç ediliyor. Celalyan, “Hacı Bekir sadece bir şekerleme markası değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir kültür elçisidir” diyor.

Son yüzyıldır şirket büyük ölçüde kadınlar tarafından yönetiliyor. Celalyan’ın büyük ninesi Reşide Hanım, Cumhuriyet’in ilk pasaportlarından birini alarak yurt dışına açılan ilk kadın girişimcilerdendi.



Geleneği Yaşatanlar

Folklor Kurumu’ndan 60 Yıllık Vefa

Folklor Kurumu, “Geleneği Yaşatanlar” temasıyla fuarda yerini aldı. 12 Aralık 1964’te kurulan ve 60 yılı aşkın süredir Türk halk kültürüne hizmet eden köklü kurum, halk oyunları, halk müziği, halk tiyatrosu ve geleneksel el sanatları alanlarındaki çalışmalarını sergiliyor.

UNESCO’nun 1989 tarihli Tavsiye Kararı’nda vurgulandığı gibi, folklor “insanlığın evrensel mirasının bir parçasıdır”. Folklor Kurumu da bu bilinçle Anadolu’nun dört bir yanındaki kültürel zenginlikleri derleyip gelecek nesillere aktarıyor. Yetkililer, “Kültürel mirasımızı yaşatmak hepimizin ortak sorumluluğu” mesajını verdi.



Gazi Kovan

Kurtuluş Savaşı’nın Sessiz Tanığı

Makine Kimya Endüstrisi (MKE) standında sergilenen Gazi Kovan, fuarın en duygusal ve etkileyici eserleri arasında yer alıyor. MKE İmalât-ı Harbiye Müzesi uzmanı Yasin Ufuk Ergün ve MKE Kırıkkale Silah Fabrikası Müze sorumlusu Ömer Faruk Atcı’dan alınan bilgilere göre:

Gazi Kovan, ilk olarak Mart 1921’de Birinci İnönü Muharebesi sırasında kullanılan bir top mermisinin kovanı olarak ortaya çıktı. Cephedeki askerler bu kovana isimlerini ve birlik bilgilerini kazıdı. Savaş boyunca kovan toplam sekiz kez atölyeye dönüp yeniden doldurularak cepheye gönderildi. Bu sürekli kullanım ona “Gazi” unvanını kazandırdı. Son kullanımı cephede şehit düşen Karahisarlı Seyfi Çavuş tarafından oldu. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanında 101 pare top atışında kullanılarak tarihî yolculuğunu tamamladı.



Pınar İlhan Köse: Selçuklu’dan Günümüze Çini Büyüsü

Çini sanatçısı Pınar İlhan Köse, fuarda Selçuklu dönemi çini eserlerini geleneksel tekniklere bağlı kalarak çağdaş bir yorumla yeniden hayat buluyor. Eserlerini Çekmeköy’deki atölyesinde üreten Köse, çini sanatını şöyle tanımlıyor:

“Çini benim için sadece süsleme değil; sabır, nefes, ritim ve dua gibidir. Her fırça darbemde geçmişle bağ kuruyorum. Selçuklu desenlerindeki sadelik ve güç eserlerimin temelini oluşturuyor. Her fırın çıkışında yeniden doğuşu yaşıyorum.”

Standda Selçuklu’dan ilham alan tabaklar, vazolar, duvar panoları ve özgün çini tasarımları sergileniyor. Köse, “Çini, Anadolu topraklarının binlerce yıllık hafızasını taşır” diyor.

Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez.

Yer: Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi (Kadir Toptaş Sanat Merkezi)
Tarih: 4 Nisan 2026’ya kadar her gün açık

yilmazparlar@yahoo.com

Herıtage Faır A Grand Transfer Of Cultural Herıtage

From Museology to Turkish Delight, from Iznik Tiles to the "Gazi" Shell Casing – Turkey’s collective memory is on display in Yenikapı until April 4

The Heritage Fair (Cultural Heritage and Museology Fair), which opened its doors at the Yenikapı Kadir Topbaş Performance Center, has turned into a grand cultural festival that can be visited until April 4, 2026.

Bringing together a wide spectrum of participants—from museum professionals and academics to centuries-old brands and traditional artists—the fair showcases Turkey’s tangible and intangible cultural heritage.

Here are the highlights and unforgettable stories from the Heritage Fair…

Prof. Dr. Fethiye Erbay

"A Museum is a Bridge Between Past and Future"

One of the most remarkable stands at the fair belongs to the Department of Museology at Boğaziçi University. At the helm of the stand is the department chair, Prof. Dr. Fethiye Erbay. Having spearheaded one of the few academic programs in Turkey that addresses the growing need for museology experts, Erbay emphasized throughout the fair that museology is not merely about preserving artifacts, but about keeping culture alive and raising public awareness.

"Museology is the art of preserving a nation's memory. Today, museums have become centers of education, collective memory, and cultural diplomacy. In a geography like Turkey, which has been home to thousands of years of civilizations, we need experts to manage and narrate this heritage more than ever."

Many of the specialists currently working in Turkey’s public and private museums are graduates of the program led by Erbay. One visitor commented, "Thanks to Prof. Dr. Fethiye Erbay, our museums have transformed from passive repositories into active learning centers."

249 Years of Flavor, Hacı Bekir and 6th-Generation Leader Leyla Celalyan

In the fair’s "Timeless" section, Ali Muhiddin Hacı Bekir – introducing Turkish delight to the world since 1777 – draws significant attention. At the stand, the family’s sixth-generation representative, Leyla Celalyan, stands out. A graduate of Koç University’s Business Administration program, Celalyan combines the brand’s heritage with a modern vision while making major strides in export markets.

Today, Hacı Bekir’s products are exported to numerous countries, including the United States, Japan, South Africa, England, France, the Netherlands, South Korea, Taiwan, and Jordan. Celalyan states, "Hacı Bekir is not just a confectionery brand; it is a cultural ambassador reaching from the Ottoman Empire to the Republic of Turkey."

For the last century, the company has largely been run by women. Celalyan’s great-grandmother, Reşide Hanım, was one of the first female entrepreneurs to go abroad with one of the Republic’s earliest passports.

Keepers of Tradition

The Folklore Institution’s 60 Years of Dedication

The Folklore Institution (Folklor Kurumu) has taken its place at the fair under the theme "Keepers of Tradition." Founded on December 12, 1964, and serving Turkish folk culture for over six decades, this deep-rooted institution is showcasing its work in folk dances, folk music, folk theater, and traditional handicrafts.

As emphasized in UNESCO’s 1989 Recommendation, folklore is "a part of the universal heritage of humanity." With this awareness, the Folklore Institution collects cultural riches from all over Anatolia and passes them on to future generations. Officials stressed, "Keeping our cultural heritage alive is a shared responsibility for all of us."

The "Gazi" Shell Casing: Silent Witness of the Turkish War of Independence

Displayed at the stand of Machinery and Chemical Industry (MKE), the "Gazi" Shell Casing is one of the most emotional and impressive pieces at the fair. According to information provided by Yasin Ufuk Ergün, expert from the MKE Ammunition Factory Museum, and Ömer Faruk Atcı, museum curator at the MKE Kırıkkale Weapon Factory:

The Gazi Shell Casing first emerged in March 1921 during the First Battle of İnönü, as the casing of an artillery shell. Soldiers on the front lines carved their names and unit information onto it. Throughout the war, the casing returned to the workshop a total of eight times, was refilled, and sent back to the front. This repeated use earned it the title "Gazi" (Veteran). Its final use came from Seyfi Çavuş of Karahisar, who fell as a martyr on the front line. The casing completed its historic journey when it was used in the 101-gun salute celebrating the proclamation of the Republic on October 29, 1923.

Pınar İlhan Köse

The Magic of Iznik Tiles from the Seljuk Era to the Present

Iznik tile artist Pınar İlhan Köse is bringing Seljuk-era ceramic works back to life at the fair, adhering to traditional techniques while infusing them with a contemporary interpretation. Producing her works in her studio in Çekmeköy, Köse describes her art as follows:

"For me, Iznik tiles are not merely decoration; they are patience, breath, rhythm, and prayer. With every brushstroke, I connect with the past. The simplicity and power I find in Seljuk patterns form the foundation of my work. With every kiln opening, I experience a rebirth."

The stand features plates, vases, wall panels, and original tile designs inspired by the Seljuk era. Köse adds, "Iznik tiles carry the thousand-year-old memory of Anatolian soil."

"Those who do not know their past cannot build their future."

Venue: Yenikapı Eurasia Performance and Art Center (Kadir Toptaş Art Center)
Date: Open every day until April 4, 2026

yilmazparlar@yahoo.com