1 Eylül 2026 Salı

Zafer Partisi İstihdama Uzanan Yeni Dönem-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi Prof. Dr. Haydar Çakmak’la Eğitimden İstihdama Uzanan Yeni Dönem

Güçlü siyasi kadro yalnızca siyasi hedeflerini anlatan değil; ekonomiyi bilen, dış politikayı okuyabilen, Türkiye’nin sorunlarını analiz edebilen, iletişim kurabilen ve çözüm üretebilen kadrodur.

Zafer Akademi ve Zafer Siyaset Okulu, parti içi eğitimden toplumun geniş kesimlerine uzanan eğitim modeliyle dikkat çekiyor

Zafer Partisi’nin eğitim, liyakat ve uzmanlaşma anlayışı kapsamında çalışmalarını sürdüren Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haydar Çakmak, yürütülen çalışmalar ve Zafer Akademi’nin hedefleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Zafer Partisi’nde son dönemde dikkat çeken başlıklardan biri, parti teşkilatlarının yalnızca siyasi çalışmalarla değil, bilgi, uzmanlık, eğitim ve liyakat esaslarıyla güçlendirilmesine yönelik çalışmalar oldu.

Bu anlayış çerçevesinde Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haydar Çakmak’ın sorumluluğunda faaliyetlerine başlayan Zafer Akademi ve Zafer Siyaset Okulu, parti içi eğitim çalışmalarının yanı sıra ilerleyen süreçte toplumun farklı kesimlerine açık, ücretsiz ve sertifikalı eğitim programlarıyla kapsamını genişletmeye hazırlanıyor.

Çalışmalar kapsamında il ve ilçe başkanları ile yönetim kurulu üyelerine; Zafer Partisi’nin siyasi felsefesi, ilkeleri ve politikaları, temel politika ve projeleri, parti içi disiplin, hiyerarşi ve teşkilat düzeni gibi konularda eğitimler veriliyor.

“Siyasette liyakat, bilgi ve donanım olmazsa olmazdır”

Çalışmalar hakkında Prof. Dr. Haydar Çakmak’la bir söyleşi gerçekleştirdik.

Zafer Akademi ve Zafer Siyaset Okulu hangi ihtiyaçtan doğdu?

Prof. Dr. Haydar Çakmak:
Siyasi partilerin başarısında teşkilatların niteliği son derece önemlidir. Sadece siyasi söylem üretmek yeterli değildir. Siyaset yapan insanların ülkenin meselelerini bilen, dünyadaki gelişmeleri takip eden, Türkiye’nin iç ve dış politikası konusunda bilgi sahibi olan, teşkilat çalışmasını ve siyasi iletişimi bilen kadrolar olması gerekir.

Bu nedenle öncelikle parti teşkilatlarımızın eğitimine önem veriyoruz. İl ve ilçe başkanlarımız ile yönetim kurulu üyelerimizin Zafer Partisi’nin siyasi felsefesini, temel ilkelerini, politikalarını ve projelerini doğru biçimde öğrenmeleri ve sahada bu anlayışı doğru şekilde anlatabilmeleri bizim için önem taşıyor.

Eğitim kadrosunda akademik çevrelerden önemli isimlerin bulunması da dikkat çekiyor. Bunun özel bir anlamı var mı?

Prof. Dr. Haydar Çakmak:
Elbette. Eğitim çalışmalarının mümkün olduğunca alanında yetkin ve deneyimli isimler tarafından yürütülmesini istiyoruz. Bu kapsamda çok sayıda tanınmış ve yetkin akademisyen görev alıyor.

Prof. Dr. Ali Şehirlioglu, Prof. Dr. Necdet Basa, Prof. Dr. Ferit Saraçoglu, Prof. Nadim Macit ve Prof. Dr. Erdinç Telatar gibi değerli akademisyenler bu çalışmalara katkı sunuyor.

Bizim yaklaşımımız açık: Liyakat, bilgi ve uzmanlık siyasetin temel unsurlarından biri olmalıdır.

“Eğitimi sadece parti mensuplarıyla sınırlamayacağız”

Zafer Akademi’nin ilerleyen dönemde toplumun tamamına açık olması önemli bir hedef. Bu konuda neler planlanıyor?

Prof. Dr. Haydar Çakmak:
Parti içi eğitim çalışmalarımızın ardından Zafer Akademi’yi partili veya partisiz bütün vatandaşlara açık hale getirmeyi planlıyoruz.

Üstelik bu eğitimlerin ücretsiz olması bizim için önemli. Vatandaşlarımızın bilgiye ve nitelikli eğitime erişimini kolaylaştırmak istiyoruz.

Uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, Türk dış politikası, genel ekonomi, basın-yayın, iletişim, Türk dünyası, sanat ve kültür gibi farklı alanlarda sertifika programları düzenlemeyi hedefliyoruz. Ayrıca Türkiye’nin geri kalma nedenleri gibi ülkemizin geleceği açısından önem taşıyan konular da eğitim programlarımız içerisinde yer alacak.

Her programda alanında uzman ve seçkin akademisyenlerin görev almasını hedefliyoruz.

“Eğitim yalnızca bilgi vermek değil, istihdama da kapı açmalı”

Zafer Akademi’nin dikkat çeken yönlerinden biri de eğitimin yalnızca teorik bilgi aktarımı olarak görülmemesi.

Bugünün Türkiye’sinde gençlerin ve vatandaşların mesleki bilgiye, nitelikli eğitime ve istihdam imkânlarına erişimi büyük önem taşıyor.

Bu açıdan bakıldığında, farklı alanlarda verilecek sertifikalı eğitimlerin vatandaşların bilgi ve becerilerini geliştirmesine, yeni çalışma alanlarına yönelmesine ve istihdam olanaklarını artırmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Bu yaklaşım, siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde vatandaştan oy istemek yerine, vatandaşın bilgi ve becerisini artırmaya, gençlerin önünü açmaya ve toplumsal kapasiteyi yükseltmeye yönelik sorumluluk üstlenmesi bakımından önem taşıyor.

Zafer Partisi’nde “liyakatli kadro” anlayışı öne çıkıyor

Prof. Dr. Haydar Çakmak’ın sorumluluğunda yürütülen bu çalışmalar, Zafer Partisi’nin kadro politikasında liyakat ve uzmanlaşma vurgusunu öne çıkaran önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Akademik birikime sahip isimlerin parti çalışmalarında aktif görev üstlenmesi, siyasi kadroların yalnızca siyasi tecrübe değil, aynı zamanda bilimsel bilgi ve uzmanlıkla desteklenmesi açısından dikkat çekiyor.

Zafer Akademi’nin parti içi eğitimden başlayarak zaman içerisinde toplumun bütün kesimlerine ulaşmayı hedeflemesi ise çalışmanın kapsamını daha da önemli hale getiriyor.

Zafer Akademi ve Zafer Siyaset Okulu’nun ortaya koyduğu eğitim modeli de tam olarak bu noktada önem kazanıyor.

Bilgiden toplumsal güce

Türkiye’nin geleceğinde yetişmiş, bilgili ve donanımlı insan kaynağının belirleyici olacağı gerçeğinden hareketle, siyasi partilerin de kadrolarını sürekli geliştirmesi gerekiyor.

Bu açıdan Zafer Partisi’nin eğitim çalışmalarını kurumsallaştırması ve alanında uzman akademisyenleri bu sürecin içine dahil etmesi, parti teşkilatlarının niteliğini yükseltmeye yönelik bir yatırım olarak öne çıkıyor.

Daha da önemlisi, eğitim faaliyetlerinin yalnızca parti mensuplarıyla sınırlı kalmayıp bütün vatandaşlara ücretsiz olarak açılması hedefi, siyasi parti merkezli bir çalışmayı toplumsal fayda eksenine taşıma potansiyeli taşıyor.

Prof. Dr. Haydar Çakmak’ın koordinasyonunda sürdürülen çalışmaların başarıyla ilerlemesi, Zafer Partisi’nin önümüzdeki dönemde eğitimli, bilgili, uzmanlaşmış ve liyakat esaslı kadrolar oluşturma hedefinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Zafer Akademi’nin önümüzdeki dönemde başlatılması planlanan sertifika programlarıyla birlikte, siyasetin yanı sıra eğitim, kişisel gelişim, uzmanlaşma ve istihdam alanlarında da vatandaşlara katkı sunması hedefleniyor.

Bu yönüyle Zafer Akademi, yalnızca bir siyasi parti içi eğitim modeli değil; bilgiyi toplumsal güce, eğitimi fırsata ve uzmanlığı istihdama dönüştürmeyi hedefleyen önemli bir sosyal proje niteliği kazanabilir.

yilmazparlar@yahoo.com

Zafer Party A New Era Extending Towards Employment

Zafer Party, A New Era from Education to Employment with Prof. Dr. Haydar Çakmak

Zafer Academy and Zafer School of Politics draw attention with an education model extending from internal party training to broader segments of society

A strong political cadre is not merely one that articulates political goals; it is a cadre that understands the economy, can interpret foreign policy, analyze Türkiye’s problems, communicate effectively and develop solutions.

One of the notable developments within the Zafer Party in recent period has been its efforts to strengthen party organizations not only through political activities but also through knowledge, expertise, education and merit-based principles.

Within this framework, Zafer Academy and the Zafer School of Politics, operating under the responsibility of Zafer Party Deputy Chairman Prof. Dr. Haydar Çakmak, have begun their activities. In addition to internal party training, the programs are preparing to expand their scope with free, certified educational opportunities open to different segments of society.

As part of the current training program, provincial and district chairpersons and executive board members are receiving instruction on the Zafer Party’s political philosophy, principles and policies, its fundamental policies and projects, as well as internal party discipline, hierarchy and organizational structure.

“Merit, knowledge and expertise are essential in politics”

We spoke with Prof. Dr. Haydar Çakmak about the objectives and activities of Zafer Academy and the Zafer School of Politics.

What need led to the establishment of Zafer Academy and the Zafer School of Politics?

Prof. Dr. Haydar Çakmak:

The quality of political organizations is extremely important to the success of political parties. Merely producing political discourse is not enough. People involved in politics need to understand the country’s problems, follow developments around the world, possess knowledge of Türkiye’s domestic and foreign policy, and understand organizational work and political communication.

For this reason, we attach great importance to training our party organizations. It is important for our provincial and district chairpersons and executive board members to understand the Zafer Party’s political philosophy, fundamental principles, policies and projects correctly and to be able to communicate this approach accurately in the field.

The participation of prominent academics in the educational staff is also noteworthy. Does this have a particular significance?

Prof. Dr. Haydar Çakmak:

Certainly. We want our educational programs to be conducted, as much as possible, by people who are competent and experienced in their respective fields. A number of distinguished and qualified academics are contributing to these efforts.

Prof. Dr. Ali Şehirlioglu, Prof. Dr. Necdet Basa, Prof. Dr. Ferit Saraçoglu, Prof. Nadim Macit and Prof. Dr. Erdinç Telatar are among the academics contributing to the program.

Our approach is clear: Merit, knowledge and expertise must be among the fundamental elements of politics.

“We will not limit education to party members”

Zafer Academy’s planned opening to the wider public is an important objective. What are the plans in this regard?

Prof. Dr. Haydar Çakmak:

Following the completion of our internal party training, we plan to make Zafer Academy available to all citizens, whether they are party members or not.

It is also important to us that these educational programs are free of charge. We want to make access to knowledge and quality education easier for citizens.

We aim to organize certificate programs in various fields, including international relations, political science, Turkish foreign policy, economics, media and journalism, communications, the Turkic world, arts and culture, as well as the reasons behind Türkiye’s relative underdevelopment.

We aim to have distinguished academics and experts in their respective fields participate in each program.

“Education should not only provide knowledge but also open doors to employment”

Another notable aspect of Zafer Academy is that education is not viewed merely as the transfer of theoretical knowledge.

In today’s Türkiye, access to professional knowledge, quality education and employment opportunities is of great importance for young people and citizens.

From this perspective, certified educational programs in different fields are expected to help citizens develop their knowledge and skills, explore new professional areas and increase their employment opportunities.

This approach is significant because it reflects an understanding of politics that goes beyond asking citizens for votes during election periods and instead seeks to increase citizens’ knowledge and skills, create opportunities for young people and strengthen society’s overall capacity.

The emphasis on “merit-based cadres” in the Zafer Party

The work carried out under the responsibility of Prof. Dr. Haydar Çakmak is regarded as an important step highlighting merit and specialization within the Zafer Party’s approach to political cadres.

The active participation of academically accomplished individuals in party activities is noteworthy in terms of supporting political cadres not only with political experience but also with scientific knowledge and professional expertise.

The objective of Zafer Academy and the Zafer School of Politics to gradually reach broader segments of society after beginning with internal party education further increases the significance of the initiative.

The educational model developed by Zafer Academy and the Zafer School of Politics gains particular importance at precisely this point.

From knowledge to social strength

Given that a well-educated, knowledgeable and skilled human resource will play a decisive role in Türkiye’s future, political parties also need to continuously improve their cadres.

From this perspective, the Zafer Party’s institutionalization of educational activities and its inclusion of academics with expertise in their fields represent an investment aimed at increasing the quality of party organizations.

More importantly, the goal of opening educational activities free of charge to all citizens, rather than limiting them to party members, has the potential to move a political party-centered initiative toward a broader framework of social benefit.

The successful progress of the activities coordinated by Prof. Dr. Haydar Çakmak is regarded as an important indication of the Zafer Party’s goal of building educated, knowledgeable, specialized and merit-based cadres for the coming period.

With the certificate programs planned for the next stage, Zafer Academy also aims to contribute to citizens in the areas of education, personal development, specialization and employment, alongside political education.

In this respect, Zafer Academy is not merely an internal political party training model; it has the potential to become an important social initiative aimed at transforming knowledge into social strength, education into opportunity and expertise into employment.


yilmazparlar@yahoo.com

12 Ağustos 2026 Çarşamba

BULTÜRK’ten Tarihe Hafıza Köprüsü-Yılmaz Parlar

  

BULTÜRK’ten Tarihe Hafıza, Geleceğe Barış Mesajı

Türk Dünyasının Acıları Belgeler, Kitaplar ve Belgesellerle Gelecek Kuşaklara Aktarılıyor

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK), Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan acıları, zorunlu göçleri, kültürel kayıpları ve insan hakları ihlallerini tarihî hafıza perspektifiyle ele alan çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Derneğin kitap, sempozyum, konferans, araştırma ve belgesel çalışmaları, geçmişin unutulmaması kadar geleceğin daha barışçıl bir anlayış üzerine kurulmasına yönelik önemli bir sivil toplum örneği ortaya koyuyor.

2003 yılında kurulan BULTÜRK, Bulgaristan Türklerinin tarihini, kültürünü ve kimliğini yaşatmanın yanı sıra Türkiye ile Bulgaristan arasında siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel bir köprü olmayı amaçlıyor. Dernek, Türk Dünyası ile gönül bağlarını güçlendirmeyi ve tarihî mirası yeni nesillere aktarmayı temel çalışma alanları arasında görüyor.

Geçmişi Hatırlamak, Geleceği İnşa Etmek

BULTÜRK’ün çalışmalarında dikkat çeken en önemli yaklaşım, tarihî acıların yalnızca geçmişin yaraları olarak görülmemesi.

Dernek tarafından hazırlanan “Türk Dünyasında Soykırımlar” adlı eser; farklı coğrafyalarda yaşanan acıları, sürgünleri, etnik temizlikleri, zorunlu göçleri, kültürel asimilasyonları ve insan hakları ihlallerini ele alıyor. 70’i aşkın yazarın katkılarıyla hazırlanan çalışmada Balkanlar, Kafkasya, Kırım, Ahıska, Kerkük, Kıbrıs, Doğu Türkistan, Çuvaşistan, Gagavuz Yeri, Sekeller ve Trakya gibi farklı bölgelerde yaşanan tarihî süreçler disiplinlerarası bir bakış açısıyla inceleniyor.

Bu çalışmaların taşıdığı anlam yalnızca geçmişte yaşananları anlatmak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için tarihî hafızayı canlı tutmak.

Geçmişin acılarını hatırlamak, kin üretmek zorunda değildir. Aksine tarihî gerçekleri bilmek; toplumların birbirini daha iyi anlamasına, insan haklarının değerinin kavranmasına ve gelecek kuşakların daha barışçıl bir dünya kurmasına katkı sağlayabilir.

Soykırımların hafızası, barışın vicdanına dönüşebilir.

BULTÜRK’ün yaklaşımında tarih, geleceğe karşı bir hesaplaşma aracı olmaktan çok geleceği daha doğru kurabilmenin hafızası olarak öne çıkıyor.

“Türk Dünyasında Soykırımlar” Kitabı ve Sergisi

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk ile gerçekleştirilen söyleşide de derneğin bu çalışmasının önemi öne çıktı.

BULTÜRK tarafından hazırlanan “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının tanıtımı ve sergi açılışı 27 Haziran Cumartesi günü Bayrampaşa BAYGEM Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Programa Bulgaristan’ın önceki dönem Tarım ve Orman Bakanı İvan Hristanov, Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, Azerbaycan’dan Sosyal Stratejik Çalışmalar ve Analitik Araştırmalar Merkezi Başkanı İlgar Hüseynli ve Başkan Vekili Farhad Gashamli ile çok sayıda davetli katıldı.

Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşanan tarihî olaylara ilişkin belgeler ve görsel materyaller de ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Rafet Ulutürk’ün Öncülüğünde Güçlü Bir Sivil Toplum Çalışması

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk, derneğin tarih, kültür, araştırma ve sivil toplum faaliyetlerini bir arada yürüten anlayışında önemli bir rol üstleniyor.

Derneğin kuruluşundan bugüne gerçekleştirdiği yüzlerce konferans, panel, seminer, kültürel etkinlik ve uluslararası toplantının yanı sıra yayın faaliyetleri de dikkat çekiyor.

2013 yılında kurulan Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi ile çalışmalarını bilimsel zemine taşıyan BULTÜRK, çok sayıda kitap, araştırma ve akademik çalışma ortaya koydu.

Rafet Ulutürk’ün yönetimindeki BULTÜRK’ün çalışmalarında yalnızca geçmişin anlatılması değil, Türk Dünyası arasında bilgi, kültür ve dayanışma bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Aysu Akbaş’ın Çalışmaları

BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu Akbaş da derneğin yayın, konferans, araştırma ve kültürel projelerinde aktif rol üstlenen isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

“Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının editörlüğünü yapan Akbaş, farklı coğrafyalardan gelen çalışmaların bir araya getirilmesinde önemli görev üstlendi.

Bu çalışmalar, BULTÜRK’ün yalnızca etkinlik düzenleyen bir yapı olmadığını; araştırma, yayıncılık, eğitim ve kültürel hafıza alanlarında da uzun soluklu faaliyet yürüttüğünü ortaya koyuyor.

“Kırcaali Efsanesi” ile Tarih Gençlerle Buluşuyor

BULTÜRK’ün tarihî hafıza çalışmalarının önemli ayaklarından birini de “Kırcaali Efsanesi” belgeseli oluşturuyor.

“Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi” projesi kapsamında Türkiye'nin farklı şehirlerinde 50’yi aşkın lisede binlerce öğrenciyle buluşuldu. Bursa, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Kütahya, Bilecik, Sakarya ve Kocaeli gibi şehirlerde öğrencilerle tarihî ve kültürel bilgiler paylaşılırken belgesel gösterimleri gerçekleştirildi.

Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'ndeki programlarda da yüzlerce öğrenciyle bir araya gelindi.

Bu yönüyle proje, tarihî bilgilerin yalnızca kitaplarda kalmaması; gençlerin geçmişlerini öğrenerek geleceğe daha bilinçli bakmaları açısından önem taşıyor.

BULTÜRK’ten Bir İlk: Türk Cumhurbaşkanı Adayı Sali Şaban

BULTÜRK’ün Türk Dünyasına yönelik çalışmalarındaki en dikkat çekici adımlardan biri de Bulgaristan’da bir Türk’ü Cumhurbaşkanı adayı göstermesi oldu.

Dernek, 2011 yılında Sali Şaban’ı Cumhurbaşkanı adayı göstererek, Türk toplumunun siyasi temsil ve demokratik katılım alanında önemli bir ilke imza attı.

BULTÜRK kaynaklarında bu adaylığın Bulgaristan tarihinde bir Türk Cumhurbaşkanı adayının seçimlere katılması açısından önemli bir dönüm noktası olduğu ve yaklaşık 50 bin oy aldığı belirtiliyor.

BULTÜRK açısından bu girişim yalnızca bir seçim çalışması olarak görülmüyor. Bulgaristan Türklerinin siyasi, ekonomik ve kültürel haklarının güçlendirilmesi, demokratik süreçlere daha etkin katılması ve kendi geleceği üzerinde söz sahibi olması yönündeki çalışmaların önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu yönüyle Sali Şaban’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı, BULTÜRK’ün yalnızca kültürel faaliyetler gerçekleştiren bir dernek olmadığını; gerektiğinde siyasi temsil, demokratik katılım ve toplumsal farkındalık alanlarında da sorumluluk üstlendiğini gösteren önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Birleştiren ve Kucaklayan Bir Anlayış

BULTÜRK yönetiminin çalışmalarında dikkat çeken temel mesajlardan biri de ayrıştırıcı değil, birleştirici bir anlayışın vurgulanması.

Dernek, siyasi görüşü, düşüncesi veya sosyal konumu ne olursa olsun Türk milletinin ortak değerleri etrafında buluşan herkese kapısını açık tutuyor.

Bu yaklaşım; ayrıştırmak yerine birleştirmek, ötekileştirmek yerine kucaklamak ve geçmişten güç alarak geleceğe yürümek üzerine kuruluyor.

Tarih unutulmasın; ancak tarih yeni düşmanlıkların gerekçesi de olmasın.

Yaşanan acıların belgelenmesi, mağdurların hatırasının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması; insanlığın ortak vicdanını güçlendirecek bir bilinç oluşturabilir.

Yılmaz Parlar’a BULTÜRK’ten Başarı Plaketi

BULTÜRK’ün Türk Dünyasına yönelik çalışmalarının bir başka anlamlı yansıması ise basın ve medya alanında Türk Dünyasının tanıtımına yönelik çalışmalar yapan Yılmaz Parlar’a başarı kupa plaketinin takdim edilmesi oldu.

Etkinliğe katılamaması nedeniyle plaket, 11 Ağustos 2026 Salı günü BULTÜRK’ün Aksaray’daki dernek ofisinde Genel Başkan Rafet Ulutürk tarafından kendisine takdim edildi.

Bu buluşmada gerçekleştirilen söyleşide BULTÜRK’ün farklı coğrafyalardaki Türk topluluklarının tarihini, kültürünü ve yaşadığı sorunları gündeme taşıyan çalışmalarına da değinildi.

Tarihî Hafıza Geleceğe Işık Tutsun

BULTÜRK’ün çalışmaları üzerinden ortaya çıkan en güçlü mesajlardan biri şu:

Geçmişi bilmek, geçmişte yaşamak değildir.

Acıları hatırlamak, yeni acılar üretmek anlamına gelmez. Aksine yaşananları doğru belgelerle ortaya koymak; mağdurların hatırasına saygı göstermek, insan haklarının değerini anlamak ve gelecek nesillere daha barışçıl bir dünya bırakmak için önemli bir sorumluluktur.

Türk Dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan sürgünler, göçler ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesi, yalnızca bir topluluğun değil, insanlığın ortak hafızasının korunmasına yapılan bir katkı olarak değerlendirilebilir.

BULTÜRK’ün kitapları, konferansları, araştırmaları ve “Kırcaali Efsanesi” gibi belgesel çalışmaları bu hafızayı genç kuşaklarla buluştururken, ortaya konulan temel yaklaşım geçmişten geleceğe uzanan bir köprü kuruyor.

Unutmamak; kin için değil, aynı acıların bir daha yaşanmaması için.

Ve tarihî hafızanın en değerli amacı belki de tam olarak budur:

Geçmişin acılarından geleceğin barışını inşa edebilmek.

yilmazparlar@yahoo.com

BULTÜRK Sends a Message of Historical Memory for the Past and Peace for the Future

The Suffering of the Turkic World Is Being Passed on to Future Generations Through Documents, Books and Documentaries

The Bulgarian Turks Culture and Service Association (BULTÜRK) is drawing attention with its work addressing the suffering, forced migrations, cultural losses and human rights violations experienced in different regions of the Turkic world from the perspective of historical memory.

Through its books, symposiums, conferences, research projects and documentaries, the association is not only preserving the memory of the past but also presenting an important civil society example aimed at building a more peaceful understanding of the future.

Founded in 2003, BULTÜRK aims to preserve the history, culture and identity of Bulgarian Turks while also serving as a political, economic, social and cultural bridge between Türkiye and Bulgaria. Strengthening ties with the Turkic World and transferring historical heritage to future generations are among the association’s principal areas of activity.

Remembering the Past, Building the Future

One of the most significant aspects of BULTÜRK’s work is its approach to historical suffering—not simply as wounds of the past, but as part of a collective memory that can contribute to a more peaceful future.

The association’s work titled “Genocides in the Turkic World” examines suffering, forced migration, ethnic cleansing, cultural assimilation and human rights violations experienced in different geographical regions. Prepared with contributions from more than 70 authors, the work examines historical developments in regions including the Balkans, Caucasus, Crimea, Ahıska, Kirkuk, Cyprus, East Turkestan, Chuvashia, Gagauzia, the Székely region and Thrace from an interdisciplinary perspective.

The purpose of these studies is not simply to recount past suffering, but to keep historical memory alive so that the same tragedies are not repeated.

Remembering suffering does not necessarily mean producing hatred. On the contrary, understanding historical realities can help societies understand one another better, strengthen awareness of human rights and enable future generations to build a more peaceful world.

The memory of genocides can become the conscience of peace.

For BULTÜRK, history is presented not primarily as an instrument of confrontation with the future, but as a memory that can help build the future more wisely.

“Genocides in the Turkic World”: Book and Exhibition

During an interview with BULTÜRK President Rafet Ulutürk, the importance of the association’s latest historical memory project was also highlighted.

The presentation and exhibition opening of BULTÜRK’s book “Genocides in the Turkic World” took place on Saturday, June 27, at the Bayrampaşa BAYGEM Mehmet Akif Ersoy Cultural Center.

The event was attended by former Bulgarian Minister of Agriculture and Forestry Ivan Hristanov, Bayrampaşa Deputy Mayor İbrahim Akın, İlgar Hüseynli, President of the Center for Social Strategic Studies and Analytical Research in Azerbaijan, Vice President Farhad Gashamli and numerous guests.

Historical documents and visual materials concerning events in different regions of the Turkic world were also presented to visitors.

A Strong Civil Society Initiative Under Rafet Ulutürk’s Leadership

BULTÜRK President Rafet Ulutürk stands out as a leading figure in the association’s approach, which brings together history, culture, research and civil society activities.

Since its establishment, the association has organized hundreds of conferences, panels, seminars, cultural programs and international meetings, alongside its publishing activities.

With the establishment of the Bulgarian Strategic Research Center in 2013, BULTÜRK further developed its work on a scientific basis and produced numerous books, research studies and academic publications.

Under Rafet Ulutürk’s leadership, BULTÜRK focuses not only on preserving the past but also on strengthening bonds of knowledge, culture and solidarity throughout the Turkic World.

Aysu Akbaş and Her Contribution to the Work

BULTÜRK Secretary General Aysu Akbaş is another prominent figure actively involved in the association’s publishing, conference, research and cultural projects.

As editor of the book “Genocides in the Turkic World,” Akbaş played an important role in bringing together contributions from different geographical regions.

These activities demonstrate that BULTÜRK is not simply an organization that holds events; it also carries out long-term work in research, publishing, education and cultural memory.

History Meets Young People Through the “Legend of Kardzhali”

Another important element of BULTÜRK’s historical memory initiatives is the documentary “The Legend of Kardzhali.”

As part of the “Passage to Rumelia Conference and The Legend of Kardzhali Documentary Screening” project, the association reached thousands of students at more than 50 high schools in different Turkish cities. In cities including Bursa, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Kütahya, Bilecik, Sakarya and Kocaeli, students were introduced to historical and cultural information alongside documentary screenings.

Hundreds of students also attended programs at Yıldız Technical University, Istanbul Medeniyet University and Sakarya University.

The project is significant because it ensures that historical knowledge does not remain only in books, but reaches young people and helps them understand their past and look toward the future with greater awareness.

A First for BULTÜRK: Turkish Presidential Candidate Sali Şaban

One of the most remarkable steps in BULTÜRK’s work in the Turkic World was its decision to put forward a Turkish candidate for the presidency in Bulgaria.

In 2011, the association supported Sali Şaban as a presidential candidate, marking what BULTÜRK describes as an important milestone in the political representation and democratic participation of the Turkish community.

According to BULTÜRK’s information, the candidacy represented an important turning point as a Turkish presidential candidate participated in the elections in Bulgaria, receiving approximately 50,000 votes.

For BULTÜRK, this initiative was more than an electoral campaign. It formed part of the association’s broader efforts to strengthen the political, economic and cultural rights of Bulgarian Turks, encourage greater democratic participation and enable the community to have a stronger voice in shaping its own future.

In this respect, Sali Şaban’s presidential candidacy stands as one of the most significant examples demonstrating that BULTÜRK is not limited to cultural activities, but also takes responsibility in areas of political representation, democratic participation and social awareness.

An Approach That Unites and Embraces

Another central message in BULTÜRK’s work is its emphasis on unity rather than division.

The association states that its doors remain open to everyone who comes together around the common values of the Turkish nation, regardless of political opinion, worldview or social status.

Its approach is based on uniting rather than dividing, embracing rather than excluding, and moving toward the future by drawing strength from the past.

History should not be forgotten—but neither should history become a justification for new hostility.

Documenting suffering, preserving the memory of victims and passing that knowledge on to future generations can help strengthen the common conscience of humanity.

BULTÜRK Presents Achievement Plaque to Yılmaz Parlar

Another meaningful reflection of BULTÜRK’s efforts toward the Turkic World was the presentation of an achievement trophy plaque to Yılmaz Parlar for his work in the press and media aimed at promoting the Turkic World.

As he was unable to attend the event, the plaque was presented to him on Tuesday, August 11, 2026, at BULTÜRK’s association office in Aksaray by President Rafet Ulutürk.

During the meeting, the conversation also focused on BULTÜRK’s work bringing the history, culture and challenges of Turkic communities in different regions to public attention.

Let Historical Memory Illuminate the Future

One of the strongest messages emerging from BULTÜRK’s work is this:

Knowing the past does not mean living in the past.

Remembering suffering does not mean creating new suffering. On the contrary, documenting what happened accurately, respecting the memory of victims, understanding the value of human rights and leaving future generations a more peaceful world are important responsibilities.

Documenting the forced migrations, displacements and human rights violations experienced in different regions of the Turkic World can therefore be seen not only as a contribution to one community, but also as a contribution to preserving the common memory of humanity.

Through its books, conferences, research projects and documentaries such as “The Legend of Kardzhali,” BULTÜRK is bringing this memory to younger generations and building a bridge from the past to the future.

Remembering—not for hatred, but so that the same suffering is never experienced again.

Perhaps that is the most valuable purpose of historical memory:

To build the peace of the future from the lessons of the past.

yilmazparlar@yahoo.com

2 Ağustos 2026 Pazar

Basın Bayramı Çatalca'da Kutlandı-Yılmaz Parlar


  

Basın Bayramı Çatalca'da Coşkulu Bir Organizasyonla Kutlandı

Basın Platformu Başkanı Remzi Tanış ve Ekibinden Örnek Organizasyon

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kapsamında, Basın Platformu Başkanı Remzi Tanış ve organizasyon ekibi tarafından 1 Ağustos 2026 Cumartesi günü Çatalca'da bulunan Çatal Mangal Bahçesi Piknik Alanı'nda geniş katılımlı bir kutlama programı düzenlendi.

Basın camiasını bir araya getiren etkinliğe; çok sayıda gazeteci, medya temsilcisi, siyasetçi, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, sponsor iş insanları ve davetliler katıldı.

Gün boyunca birlik, beraberlik ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı organizasyon, katılımcılardan tam not aldı.

Kusursuz Organizasyon Büyük Beğeni Topladı

Etkinliğin her aşamasında gösterilen özen ve misafirperverlik, davetlilerin takdirini kazandı. Katılımcılar, organizasyonun eksiksiz hazırlanmış olmasını memnuniyetle karşılarken, Basın Platformu Başkanı Remzi Tanış ve organizasyon ekibine teşekkür ederek övgüler yağdırdı.

Program, basın mensupları arasında dostluk bağlarını güçlendiren, farklı kesimleri aynı çatı altında buluşturan anlamlı bir etkinlik olarak hafızalarda yer etti.

Protokol Konuşmalarında Basının Önemi Vurgulandı

Gerçekleştirilen protokol konuşmalarında, özgür ve tarafsız basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğu ifade edildi.

Konuşmacılar, doğru haberciliğin kamuoyunun sağlıklı bilgiye ulaşmasındaki kritik rolüne dikkat çekerek, basın emekçilerinin toplum adına büyük bir sorumluluk üstlendiğini belirttiler.

Hizmet Eden İsimlere Plaket Takdim Edildi

Program kapsamında, hizmetleri geçen önemli katkılar sağlayan isimlere teşekkür amacıyla plaketler takdim edildi.

Duygusal anların yaşandığı konuşmalarda  mesleğine gönül veren basın alkışlarla onurlandırıldı.



Canlı Müzik ve Dostluk Sofrasında Unutulmaz Anlar

Resmî programın ardından davetliler hep birlikte öğle yemeğinde buluştu.

Samimi sohbetlerin yapıldığı etkinlikte canlı müzik dinletisi eşliğinde davetliler keyifli vakit geçirirken, meslektaşlar uzun süre sonra yeniden bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı.

Elazığ Türküleri Programa Renk Kattı

Etkinliğin en beğenilen bölümlerinden biri ise Beylikdüzü Elazığ Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Feyzi Özcan ile sanatçı Sedat Çimen tarafından seslendirilen Elazığ yöresine ait türküler oldu.

Özellikle Harput musikisinin unutulmaz eserleri, mayalar ve uzun havalar davetliler tarafından büyük ilgiyle dinlenirken, zaman zaman katılımcılar da türkülere eşlik etti. Elazığ kültürünü yansıtan bu özel dinleti programa ayrı bir renk ve anlam kattı.

İş Dünyasından Basına Güçlü Destek Mesajı

Program sırasında gerçekleştirdiğimiz söyleşide, Türkiye Sanayici İş İnsanları Platformu Başkanı İsmail Aktaş ile iş insanı Sabahattin Karakoç, basının toplumdaki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti.

Yaptıkları değerlendirmelerde; güçlü demokrasinin güçlü basınla mümkün olacağını doğru ve tarafsız haberciliğin hem toplum hem de ekonomi açısından büyük önem taşıdığını ifade ettiler.

Dayanışma ve Birlik Mesajları Ön Plandaydı

Etkinlik boyunca gazeteciler, iş insanları, sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler aynı ortamda buluşarak fikir alışverişinde bulundu.

Katılımcılar, bu tür organizasyonların meslektaşlar arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal birlik ve beraberliğe katkı sunduğunu belirterek organizasyonun geleneksel hale getirilmesi temennisinde bulundu.

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nın Önemi

24 Temmuz 1908 tarihi, Türk basın tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte gazeteler, devlet sansür memurlarının denetimine sunulmadan yayımlanmaya başlanmış ve böylece Osmanlı Devleti'nde basın üzerindeki resmî sansür uygulaması sona ermiştir.

Bu nedenle 24 Temmuz, uzun yıllardır Türkiye'de "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

Basın Bayramı'nın temel amacı;

Basın özgürlüğünün önemini hatırlatmak,

Gazetecilerin toplum adına üstlendiği sorumluluğu vurgulamak,

Kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgi alma hakkını savunmak,

Basın emekçilerine teşekkür etmek,

Meslek dayanışmasını güçlendirmektir.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte gazetecilik yalnızca gazete ve televizyonla sınırlı kalmayıp dijital medya, internet haberciliği ve sosyal medya platformlarında da kamuoyunu bilgilendirmeye devam etmektedir.

yilmazparlar@yahoo.com

Press Day Celebrated with a Grand Gathering in Çatalca

An Exemplary Organization by Press Platform President Remzi Tanış and His Team

As part of the 24 July Journalists and Press Day, a large-scale celebration program was organized on 1 August 2026 at the Çatal Mangal Garden Picnic Area in Çatalca by Press Platform President Remzi Tanış and his organizing team.

The event brought together members of the press, media representatives, political figures, NGO leaders, sponsoring businesspeople, and numerous invited guests. Throughout the day, messages of unity, solidarity, and cooperation were emphasized, and the event received widespread appreciation from participants.

A Flawless Organization Earned Great Appreciation

The careful planning, hospitality, and professionalism displayed throughout the event impressed all attendees. Guests praised the outstanding organization and expressed their sincere gratitude to Press Platform President Remzi Tanış and his dedicated team for delivering a memorable celebration.

The gathering strengthened friendships among journalists while bringing together representatives from different sectors under one roof in a warm and meaningful atmosphere.

Speakers Highlighted the Importance of a Free Press

During the official protocol speeches, speakers emphasized that a free and impartial press is an indispensable pillar of every democratic society.

They underlined the vital role of responsible journalism in ensuring that the public has access to accurate information and stressed that journalists carry an essential responsibility on behalf of society.

Awards Presented to Those Who Contributed to the Press

As part of the program, commemorative plaques were presented to distinguished individuals in recognition of their valuable contributions and dedicated service to the media sector.

The award ceremony created emotional moments as respected members of the press community were honored with warm applause.

Live Music and a Memorable Gathering

Following the official program, guests enjoyed a lunch together in a friendly atmosphere.

The event continued with live music performances, allowing participants to reconnect, exchange ideas, and spend an enjoyable afternoon with colleagues and friends.

Traditional Elazığ Folk Songs Added a Special Touch

One of the highlights of the event was the performance by Feyzi Özcan, President of the Beylikdüzü Elazığ Culture and Solidarity Association, together with renowned artist Sedat Çimen.

Traditional folk songs from the Elazığ region, especially the unforgettable melodies of Harput music, including Maya and Uzun Hava performances, received enthusiastic applause. Many guests joined in, creating unforgettable moments that reflected the rich cultural heritage of Elazığ.

Strong Support for the Press from the Business Community

During an interview held at the event, İsmail Aktaş, President of the Turkey Industrialists and Businesspeople Platform, and businessman Sabahattin Karakoç highlighted the indispensable role of the press in society.

They stated that a strong democracy can only exist alongside a strong and independent press, emphasizing that accurate and impartial journalism is essential not only for society but also for sustainable economic development.

Messages of Unity and Solidarity

Throughout the event, journalists, business leaders, NGO representatives, and political figures had the opportunity to exchange ideas and strengthen their professional relationships.

Participants expressed their hope that such gatherings would continue every year, noting that they reinforce professional solidarity while contributing to national unity and social cohesion.

The Significance of July 24 – Journalists and Press Day

24 July 1908 marks a historic milestone in Turkish press history.

Following the proclamation of the Second Constitutional Era, newspapers began to be published without prior government censorship, bringing an end to official press censorship in the Ottoman Empire.

For this reason, 24 July has long been celebrated in Türkiye as Journalists and Press Day.

The primary objectives of this special day are:

To emphasize the importance of press freedom.

To recognize the responsibility undertaken by journalists on behalf of society.

To defend the public's right to receive accurate and impartial information.

To honor members of the press for their dedicated service.

To strengthen solidarity within the journalism profession.

Today, journalism extends far beyond newspapers and television. Through digital media, online journalism, and social media platforms, journalists continue to inform society with speed and responsibility.

As technology continues to evolve, ethical, reliable, and independent journalism remains one of the strongest foundations of democracy, transparency, and freedom of expression.


yilmazparlar@yahoo.com

14 Haziran 2026 Pazar

Zafer Partisi-Atatürk’ün Kızları-Yılmaz Parlar


  

Zafer Partisi’nden Anlamlı Buluşma, “Atatürk’ün Kızları” Pendik’te Bir Araya Geldi

Atatürk’ün Kızları Büyük Buluşmada Seslerini Yükseltti

Kadın Çökerse Toplum Çöker

Zafer Partisi’nden Tarihi Toplantı

Kadın, Aile ve Gelecek İçin Güçlü Mesajlar

 “Atatürk’ün Kızları” projesinin yalnızca bir toplantıdan ibaret kalmaması, aksine Türkiye’nin dört bir yanına yayılan sürekli bir eğitim ve farkındalık platformuna dönüşmesi hedeflenmektedir.

Projenin temel hedeflerinden biri de, Atatürk’ün çizdiği çağdaş, üretken ve özgüvenli Türk kadını modelini günümüz Türkiye’sinde daha görünür kılmaktır.

Bu yaklaşım, kadın haklarının yalnızca hukuk metinlerinde yer almasıyla sınırlı kalmamasını; başka bir ifadeyle “de jure” (hukuken var olan) hakların “de facto” (fiilen uygulanan) haklara dönüşmesini hedeflemektedir.

Böylece kadın-erkek eşitliğinin yalnızca yasal düzenlemelerde değil, sosyal hayatın her alanında güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Kadının Yeni Yürüyüşü

Türk Kadınının Aydınlık Yürüyüşü, Geçmişten Geleceğe Cumhuriyetin En Güçlü Mirası

Bir milletin medeniyet seviyesi, kadına verdiği değerle ölçülür. Türk kadını, tarih boyunca devlet kuran, cephede savaşan, aileyi ve toplumu ayakta tutan kurucu bir güç olmuştur.

Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise Türk kadınının sahip olduğu hakların önündeki engelleri kaldırarak onu çağdaş dünyanın öncü kadınları arasına taşımıştır.

Bugün “Atatürk’ün Kızları” ifadesi yalnızca bir tanımlama değil; Cumhuriyet değerlerine, çağdaşlığa, üretime, bilime ve milli egemenliğe sahip çıkan kadınların ortak idealini temsil etmektedir. Bu nedenle “Atatürk’ün Kızları” fikri, yalnızca bir toplantının değil, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yön verecek toplumsal bir vizyonun adıdır.

Zafer Partisi’nden Anlamlı Buluşma: “Atatürk’ün Kızları” Pendik’te Bir Araya Geldi

Zafer Partisi tarafından 13 Haziran 2026 Cumartesi günü İstanbul Pendik’te düzenlenen “Atatürk’ün Kızları” programı, Türk kadınının Cumhuriyet tarihindeki yerini ve gelecekte üstleneceği rolü yeniden gündeme taşıyan önemli bir etkinlik olarak dikkat çekti.

Toplantıya Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ile Zafer Partisi Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç katıldı. Programda ayrıca Zafer Partisi İstanbul İl Başkanı Hakan Akşit ve İstanbul İl Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Başkanı Demet Ulusoy da konuşmalar gerçekleştirdi.

Etkinlikte, Cumhuriyet’in kurucu değerleri, Türk kadınının tarihsel kazanımları ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kadınların üstleneceği roller ele alındı.

Atatürk Türk Kadınına Hak Vermedi; Haklarının Önündeki Engelleri Kaldırdı

Toplantıda vurgulanan en önemli hususlardan biri, Atatürk’ün Türk kadınına bakış açısı oldu. Atatürk, kadın haklarını bir lütuf olarak değil, doğal ve vazgeçilmez bir hak olarak değerlendirmiştir.

Bu doğrultuda gerçekleştirilen devrimler, dönemin dünyasında dahi örnek gösterilecek nitelikteydi:

1926 Medeni Kanunu ile kadınlara mirasta eşitlik, boşanma hakkı ve tek eşli aile düzeni getirildi.

1930 Belediye Kanunu ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.

1933 Köy Kanunu ile kadınlar muhtar ve ihtiyar meclisi üyesi olabildi.

1934 Anayasa Değişikliği ile Türk kadını milletvekili seçme ve seçilme hakkını birçok Batı ülkesinden önce elde etti.

Atatürk’ün “Dünyada her şey kadının eseridir.” sözü, onun kadın konusundaki vizyonunun en özlü ifadesi olarak tarihe geçmiştir.

Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Yeni Hedef, Üreten, Yöneten ve Lider Kadın

Atatürk’ün Kızları” toplantısında dile getirilen temel düşünce, Türk kadınının yalnızca geçmiş kazanımlarını koruması değil, bilimde, teknolojide, girişimcilikte, siyasette ve ekonomide daha güçlü biçimde yer alması gerektiği oldu.

Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla temsil edilmesi, yerel yönetimlerde etkin rol üstlenmesi ve ekonomik hayatta güçlenmesi gerektiği vurgulandı. Özellikle genç kızların eğitim, kariyer ve liderlik alanlarında desteklenmesinin Cumhuriyet’in geleceği açısından stratejik önem taşıdığı ifade edildi.

“Atatürk’ün Kızları” Bir Toplantının Ötesinde Bir Toplumsal Projeye Dönüşebilir

Etkinlikte ortaya çıkan en dikkat çekici vizyonlardan biri, “Atatürk’ün Kızları” fikrinin yalnızca belirli bir programla sınırlı kalmaması yönündeki beklenti oldu.

Bu kapsamda, Türkiye’nin her il ve ilçesinde düzenlenecek gezici seminerler ve konferanslarla genç kızlara yönelik:

Cumhuriyet tarihi, liderlik eğitimi, girişimcilik, meslek edinme, bilim ve teknoloji farkındalığı

alanlarında sürekli eğitim veren bir platform oluşturulmasının önemli katkılar sağlayabileceği değerlendirilmektedir.

Böyle bir yapı, genç nesillerin Cumhuriyet devrimlerini doğrudan öğrenmesine ve Atatürk’ün çağdaşlaşma vizyonunu daha yakından tanımasına katkı sunacaktır.

Karadeniz Vapuru’ndan Günümüze: Atatürk’ün Vizyoner İletişim Gücü

Programın zamanlaması da dikkat çekiciydi. Bir gün önce, 12 Haziran Türkiye Marka Günü kapsamında düzenlenen Marka Zirvesi, Türkiye’nin marka değerine vurgu yapmıştı.

Nitekim Atatürk, 1926 yılında Karadeniz Vapuru ile Türk mallarını dünyaya tanıtmak amacıyla gerçekleştirdiği gezici fuar projesiyle yalnızca ekonomik değil, iletişim ve marka yönetimi açısından da çağının ötesinde bir vizyon sergilemişti. Dünya marka literatüründe örnek gösterilen bu girişim, Türkiye’nin uluslararası tanıtım tarihinde öncü adımlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Bugün de Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, toplumsal kalkınmanın en güçlü unsurlarından biri yine eğitimli, üretken ve özgüvenli Türk kadını olacaktır.

Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına Yönelik Vizyon: “Atatürk’ün Kızları” Bir Toplumsal Harekete Dönüşüyor

Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletle doğrudan temas kurarak Anadolu’yu karış karış dolaşması gibi, toplumla iç içe siyaset anlayışının bu vizyonun temelini oluşturduğu ifade edilmektedir.

Bu kapsamda “Atatürk’ün Kızları” platformunun; gezici seminerler, konferanslar ve eğitim programları aracılığıyla her il ve ilçede genç kızlara ulaşması planlanmaktadır.

Platformun, Cumhuriyet tarihi, liderlik, girişimcilik, meslek edinme ve kişisel gelişim alanlarında sürekli eğitimler sunarak özellikle genç nesillerin Cumhuriyet devrimlerini doğrudan öğrenmelerine katkı sağlaması amaçlanmaktadır.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Türkiye’nin farklı bölgelerini ziyaret ederek yürüttüğü saha çalışmalarının da, milletle doğrudan temas kuran siyaset anlayışının bir yansıması olduğu değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede “Atatürk’ün Kızları” platformunun, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında milli kimliği güçlendiren ve kadınların toplumsal hayata katılımını artıran önemli bir girişim olabileceği ifade edilmektedir.

Program kapsamında dile getirilen görüşlerde, Türk kadınının siyasette, yerel yönetimlerde ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının önemine dikkat çekildi.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türk kadınlarının bilim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında daha güçlü bir konuma ulaşmasının Türkiye’nin kalkınması açısından stratejik değer taşıdığı vurgulandı.

Ayrıca Türk aile yapısını korurken kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha etkin rol üstlenmesini sağlayacak politikaların geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. Özellikle genç kızların eğitim, kariyer ve liderlik alanlarında önlerini açacak yeni projelerin hayata geçirilmesinin, Türkiye’nin geleceğine yapılacak en önemli yatırımlardan biri olduğu belirtildi.

Bu yönüyle “Atatürk’ün Kızları”, yalnızca geçmişe duyulan bir vefa değil; Cumhuriyet’in kurucu değerlerini geleceğe taşıma iradesinin de güçlü bir ifadesi olarak öne çıkmaktadır.



 “Atatürk’ün Kızları” Cumhuriyet Mirasının Geleceğe Taşınmasıdır

“Atatürk’ün Kızları” olmak; Cumhuriyet’in kazanımlarına sahip çıkmak, bilimi rehber edinmek, üretmek, yönetmek ve toplumsal ilerlemeye katkı sunmak demektir.

Türk kadınının tarihsel birikimi ile Cumhuriyet değerlerini buluşturan bu tür etkinlikler, yalnızca bugünün değil, Türkiye’nin geleceğinin de şekillenmesine katkı sağlayacaktır.

Zafer Partisi, Pendik’te düzenlediği “Atatürk’ün Kızları” adlı anlamlı toplantıda Türk kadınının sesi oldu.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç, İstanbul İl Başkanı Hakan Akşit ve İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Demet Ulusoy’un konuşmaları damga vurdu.

Ümit Özdağ, “Atatürk’ün Kızları, Sizleri Saygıyla Selamlıyorum”

Genel Başkan Özdağ, konuşmasında kadının toplumdaki belirleyici rolünü vurgulayarak şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

“Bugün burada görünmeyen, çoğu zaman görünmek istemeyen, emeğiyle bu ülkeyi ayakta tutan kadınların sessiz çığlığını güçlü bir haykırışa çevirmek için bir araya geldik.”

Atatürk Kadını Görünür Kıldı, Şimdi Gerileme Var

Özdağ, Atatürk’ün Türk kadınına kazandırdığı hakları hatırlatarak:

“Atatürk ve Cumhuriyet, Türk kadınına sadece seçme ve seçilme hakkı vermedi; kadını görünür kıldı, vatandaş yaptı, eğitime taşıdı, meslek sahibi yaptı, kamusal hayatın öznesi haline getirdi.”

Ancak bugün gelinen noktada bir gerileme yaşandığını belirten Özdağ, şöyle devam etti:

“Adeta görünmez bir el, kadını görünmez hale getirmeye çalışıyor, geriye itmeye çalışıyor. Açık yasaklarla yapmıyor bunu. Ekonomik baskıyla, güvencesizlikle, yoksullukla ve korkuyla adeta geleceğini elinden alıyor.”

250 Lirayla Pazara Giden Kadının 10 Lira İçin Vazgeçmesi

Türkiye’deki yoksulluğun kadın üzerindeki ağır yüküne dikkat çeken Özdağ, yaşadığı bir anısını paylaştı:

“Ümraniye'de bir kadın, engelli kızı için sorular sordu. Pazara birlikte gittik. 250 lirayla bir kilo pırasa, bir kilo havuç aldı. Mor lahana için 50 lira istediler. ‘40 liraya varsa alayım, yoksa almıyorum’ dedi. 10 lira için vazgeçti. Bu sadece bir kadının değil, bütün Türkiye’nin gerçeği.”

4 Milyon Uyuşturucu, 2 Milyon Kumar Bağımlısı

Özdağ, bağımlılıkla mücadelede annelerin fedakârlığını şu sözlerle anlattı:

“Ankara’da yaptığımız toplantıda bir anne dedi ki: ‘Oğlum evdeki her şeyi sattı, buzdolabını, şofbeni bile sattı. Beni dövdü, evi yaktı. Şimdi hapiste, çok şükür rahatım.’ Sonra yanıma geldi: ‘Oğlumun dişleri döküldü, yemek yiyemiyor, dişlerini yaptırabilir misiniz?’ dedi. İşte Türk kadınının yüreği bu.”

Sokaklarda Devlet Yok, Çeteler Var

Kadınların sokakta yaşadığı güvenlik krizine değinen Özdağ,

İstiklal Caddesi'nde gece 12'de bir kadın korkmadan yürüyebilir mi? Metrobüste tek başına yolculuk yapabilir mi? 14 yaşında Ahmet çetelertarafından katledildi, 15 yaşında Atlas sokak ortasında bıçaklandı. Sokaklara devleti geri getireceğiz.”

Türkiye Ortadoğululaşıyor

Özdağ’ın konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri de göç politikalarının kadın ve çocuk üzerindeki etkilerine dairdi:

“Türkiye'nin kalıcı şekilde Ortadoğu'nun bir parçası olması kadar büyük bir tehdit yoktur. Zafer Partisi, sığınmacılar vatanlarına dönsün derken aynı zamanda Türkiye'nin Ortadoğululaşması sürecini sona erdirip geri çevirmeyi hedefleyen tek partidir.”

Kendi Eleştirisini de Yaptı, Kadın Seçmende Eksiğimiz Var

Özdağ, rakamları paylaşarak samimi bir itirafta bulundu:

“100 seçmenimizden 73’ü erkek, 27’si kadın. Bu büyük bir eksiklik. Türk kadınının haklarını bizden iyi savunan yok, ama anlatamıyoruz. Bundan sonra anlatacağız.”

Atatürk’ü Sevmeyeni Sevmiyoruz

Konuşmasının sonunda net bir çizgi çizen Özdağ:

“Bir genç kız ‘Müslüman mısınız?’ diye sordu. ‘Elhamdülillah ama 2002’den beri değil, bin yıldan beri’ dedim. Sonra ‘Siz bizi İstiklal Mahkemelerinde astınız’ dedi. Dedim ki: ‘Kızım, senin derdin Atatürk’le.’ Biz Atatürk’ü sevmeyenleri sevmiyoruz. Atatürk’ten taviz verenlerle bir araya gelmemiz mümkün değil.”

Suzan Küçüksaraç, Türk Kadını Uyanmalı, Biz Evlere Kapatılmayacağız

Zafer Partisi Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç, duygusal ve kararlı konuşmasında şu mesajları verdi:

“Ben bir kadınım, bir evladım. Çocuğumu okula gönderirken sağ salim dönecek mi diye endişeleniyorum. Eşinden şiddet gören, toplumda dışlanan kadınlar var. Ama biz bunu asla kabul etmeyeceğiz. Biz Türk kadınıyız, Harem selamı vermedik, birlikte ayaktayız.”

“Çocuklarımızı tarikatlara, ne dediği belirsiz insanlara teslim etmeyeceğiz. Saray rejimine asla boyun eğmeyeceğiz. Ben bayrağıma baktığımda yüreğim yanıyor. Kimsenin senin bildiğin yerlerle oynamasına izin vermeyin.”

“Zafer Partisi’nde hayat var, umut var. Lütfen Türk kadını uyanmalı artık.”

Demet Ulusoy, Susmak Atatürk’ün Kızlarına Yakışmaz

İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Demet Ulusoy, etkileyici konuşmasında:

“Bizler Mustafa Kemal’in sözünü yere düşüren evlatlarıyız. Çocuklarımızın geleceği ağır tehdit altındayken susmak Atatürk’ün kızlarına yakışmaz.”

“Bu mücadele sadece bir siyasi hareket değil, bir vatan savunmasıdır. Evlatlarımızın özgür yaşayacağı bir vatan bırakmak namus borcumuzdur.”

“Bugün burada yaktığımız meşale İstanbul’dan başlayıp 81 ili saracaktır. O meşale Cumhuriyet ateşidir, vatan toprağını namusu bilen Türk kadınının mücadelesidir. Biz o ateşle karanlığı boğacağız, adeti küle çevireceğiz.”

Hakan Akşit, Zafer, En Fazla Kadın İlçe Başkanı Olan Partidir

İstanbul İl Başkanı Hakan Akşit ise kadın teşkilatlanmasının önemine vurgu yaparak:

“Zafer Partisi, en fazla kadın ilçe başkanına sahip teşkilattır. Kadınlarımızın emeği ve özverisiyle bugünlere geldik.”

Toplantıda kadınlardan oluşan Pendik Halk Dansları Topluğu renk kattı. Ata Barı çok alkış aldı..

Ne mutlu Cumhuriyet’in aydınlık mirasını yaşatanlara…

Ne mutlu Atatürk’ün izinden yürüyen kadınlara…

Ne mutlu “Atatürk’ün Kızları”na.

yilmazparlar@yahoo.com

Daughters of Ataturk
Meaningful Gathering from the Zafer Party, "Daughters of Ataturk" Came Together in Pendik


Daughters of Ataturk Raised Their Voices at the Great Gathering

If Women Collapse, Society Collapses


Historic Meeting from the Zafer Party

Strong Messages for Women, Family, and the Future


The "Daughters of Ataturk" project aims not to remain just a meeting, but to transform into a continuous education and awareness platform spreading to all corners of Turkey.
One of the main objectives of the project is to make the contemporary, productive, and self-confident Turkish woman model, as drawn by Ataturk, more visible in today's Turkey.


This approach aims to ensure that women's rights are not limited to being merely in legal texts; in other words, it aims to transform "de jure" (legally existing) rights into "de facto" (actually applied) rights.
Thus, it is aimed to strengthen gender equality not only in legal regulations but in every area of social life.
The New March of Women in the Second Century of the Republic
The Enlightened March of Turkish Women, the Strongest Heritage of the Republic from Past to Future
The level of civilization of a nation is measured by the value it gives to women. Throughout history, Turkish women have been a foundational force that established states, fought on the front lines, and kept the family and society standing.
The founder of the Republic, Gazi Mustafa Kemal Ataturk, removed the obstacles in front of Turkish women's rights and carried them among the leading women of the contemporary world.
Today, the expression "Daughters of Ataturk" is not just a definition; it represents the common ideal of women who embrace the values of the Republic, modernity, production, science, and national sovereignty. Therefore, the idea of "Daughters of Ataturk" is the name of not just a meeting, but a social vision that will shape the second century of the Republic.
Meaningful Gathering from the Zafer Party: "Daughters of Ataturk" Came Together in Pendik
The "Daughters of Ataturk" program organized by the Zafer Party on Saturday, June 13, 2026, in Pendik, Istanbul, drew attention as an important event that brought the place of Turkish women in the history of the Republic and the role they will undertake in the future back to the agenda.
Zafer Party Chairman Prof. Dr. Umit Ozdag and Zafer Party Deputy Chairman responsible for Women, Family and Children Policies, Suzan Kuçuksarac, attended the meeting. Within the program, Zafer Party Istanbul Provincial Chairman Hakan Aksit and Istanbul Provincial President responsible for Women, Family and Children Policies, Demet Ulusoy, also made speeches.
At the event, the founding values of the Republic, the historical gains of Turkish women, and the roles women will undertake in the second century of the Republic were discussed.
Ataturk Did Not Give Rights to Turkish Women; He Removed the Obstacles in Front of Their Rights
One of the most important points emphasized at the meeting was Ataturk's perspective on Turkish women. Ataturk evaluated women's rights not as a favor, but as a natural and indispensable right.
The revolutions carried out in this direction were exemplary even for the world of that period:
With the 1926 Civil Code, equality in inheritance, the right to divorce, and a monogamous family order were granted to women.
With the 1934 Constitutional Amendment, Turkish women gained the right to elect and be elected as members of parliament before many Western countries.
Ataturk's statement, "Everything in the world is the work of women," has gone down in history as the most concise expression of his vision on women.
The New Target in the Second Century of the Republic: The Producing, Managing, and Leading Woman
The main idea expressed in the "Daughters of Ataturk" meeting was that Turkish women should not only protect their past gains but also take a stronger place in science, technology, entrepreneurship, politics, and the economy.
It was emphasized that women should be represented more in decision-making mechanisms, take active roles in local governments, and become empowered in economic life. It was stated that supporting young girls in education, career, and leadership is strategically important for the future of the Republic.
"Daughters of Ataturk" Can Transform into a Social Project Beyond a Meeting
One of the most striking visions that emerged at the event was the expectation that the idea of "Daughters of Ataturk" would not be limited to a specific program.
In this context, it is considered that creating a platform that provides continuous education for young girls in areas such as:
History of the Republic, leadership training, entrepreneurship, vocational acquisition, science and technology awareness,
through mobile seminars and conferences to be held in every province and district of Turkey, could make significant contributions.
Such a structure will contribute to younger generations directly learning about the Republic's revolutions and getting to know Ataturk's vision of modernization more closely.
From the Karadeniz Ferry to Today: Ataturk's Visionary Communication Power
The timing of the program was also noteworthy. The previous day, the Brand Summit organized within the scope of June 12th Turkey Brand Day emphasized Turkey's brand value.
Indeed, with his traveling fair project carried out on the Karadeniz Ferry in 1926 to introduce Turkish goods to the world, Ataturk displayed a vision beyond his time not only economically but also in terms of communication and brand management. This initiative, cited as an example in the world brand literature, is considered one of the pioneering steps in the history of Turkey's international promotion.
Today, in the second century of the Republic, one of the strongest elements of social development will again be the educated, productive, and self-confident Turkish woman.
Vision for the Second Century of the Republic: "Daughters of Ataturk" is Transforming into a Social Movement
It is stated that the understanding of politics intertwined with society, like the founder of the Republic, Gazi Mustafa Kemal Ataturk, touring Anatolia from place to place by establishing direct contact with the nation, forms the basis of this vision.
In this context, it is planned for the "Daughters of Ataturk" platform to reach young girls in every province and district through mobile seminars, conferences, and training programs.
The platform aims to contribute to especially younger generations directly learning about the Republic's revolutions by offering continuous training in the fields of Republic history, leadership, entrepreneurship, vocational acquisition, and personal development.
It is considered that the field studies carried out by Zafer Party Chairman Prof. Dr. Umit Ozdag by visiting different regions of Turkey are also a reflection of this political understanding that establishes direct contact with the nation.
In this framework, it is stated that the "Daughters of Ataturk" platform could be an important initiative that strengthens national identity and increases women's participation in social life in the second century of the Republic.
In the views expressed within the program, attention was drawn to the importance of Turkish women taking more place in politics, local governments, and decision-making mechanisms.
It was emphasized that Turkish women reaching a stronger position in science, technology, and entrepreneurship in the second century of the Republic has strategic value for Turkey's development.
Furthermore, it was stated that policies that protect the Turkish family structure while enabling women to take more active roles in economic and social life need to be developed. It was particularly noted that implementing new projects that clear the path for young girls in education, career, and leadership is one of the most important investments for Turkey's future.
In this respect, "Daughters of Ataturk" stands out not only as a homage to the past but also as a strong expression of the will to carry the founding values of the Republic into the future.
"Daughters of Ataturk" is Carrying the Republic's Heritage to the Future
Being a "Daughter of Ataturk" means embracing the gains of the Republic, taking science as a guide, producing, managing, and contributing to social progress.
Such events, which bring together the historical accumulation of Turkish women and the values of the Republic, will contribute not only to today but also to shaping the future of Turkey.

The Zafer Party became the voice of Turkish women at the meaningful meeting named "Daughters of Ataturk" organized in Pendik.
The speeches of Zafer Party Chairman Prof. Dr. Umit Ozdag, Deputy Chairman responsible for Women, Family and Children Policies Suzan Küçüksaraç, Istanbul Provincial Chairman Hakan Aksit, and Istanbul Provincial Women's Branch President Demet Ulusoy left their mark.
Umit Ozdag, "I Respectfully Salute You, Daughters of Ataturk"
Chairman Ozdag emphasized the determining role of women in society and used the following striking expressions in his speech:
"Today, we have come together here to turn the silent scream of women who are invisible, who often do not want to be seen, who keep this country standing with their labor, into a powerful outcry."
Ataturk Made Women Visible, Now There is Regression
Reminding the rights Ataturk granted to Turkish women, Ozdag said:
"Ataturk and the Republic did not just give Turkish women the right to vote and be elected; they made women visible, made them citizens, carried them to education, made them have professions, made them the subject of public life."
Stating that there is a regression at the point reached today, Ozdag continued:
"An invisible hand is trying to make women invisible, trying to push them back. It doesn't do this with open bans. It is taking away their future with economic pressure, insecurity, poverty, and fear."
The Woman Going to the Market with 250 Liras Giving Up for 10 Liras
Drawing attention to the heavy burden of poverty on women in Turkey, Ozdag shared a memory he experienced:
"A woman in Umraniye asked questions for her disabled daughter. We went to the market together. With 250 liras, she bought a kilo of leeks and a kilo of carrots. They asked for 50 liras for purple cabbage. She said, 'If it's available for 40 liras, let me buy it, if not, I'm not buying it.' She gave up for 10 liras. This is not just the reality of one woman, but of all of Turkey."
4 Million Drug Addicts, 2 Million Gambling Addicts
Ozdag described the sacrifice of mothers in the fight against addiction with these words:
"In a meeting we held in Ankara, a mother said: 'My son sold everything at home, even sold the refrigerator and the water heater. He beat me, set the house on fire. Now he's in prison, thank God I'm relieved.' Then she came to me: 'My son's teeth have fallen out, he can't eat, can you get his teeth fixed?' she said. This is the heart of a Turkish woman."
There is No State on the Streets, There are Gangs
Addressing the security crisis women experience on the streets, Ozdag asked,
"Can a woman walk on Istiklal Avenue at midnight without fear? Can she travel alone on the metrobus? 14-year-old Ahmet was murdered by gangs, 15-year-old Atlas was stabbed in the street. We will bring the state back to the streets."
Turkey is Becoming Middle Easternized
One of the most striking parts of Ozdag's speech was about the effects of migration policies on women and children:
"There is no greater threat than Turkey permanently becoming a part of the Middle East. While the Zafer Party says asylum seekers should return to their homeland, it is the only party that aims to end and reverse the process of Turkey becoming Middle Easternized."
He Also Criticized Himself, We Are Lacking Among Female Voters
Ozdag shared the numbers and made a sincere confession:
"Out of 100 of our voters, 73 are men, 27 are women. This is a big shortcoming. There is no one who defends the rights of Turkish women better than us, but we cannot explain it. From now on, we will explain."
We Do Not Love Those Who Do Not Love Ataturk
Drawing a clear line at the end of his speech, Ozdag said:
"A young girl asked, 'Are you Muslim?' I said, 'Alhamdulillah, but not since 2002, for a thousand years.' Then she said, 'You hanged us in the Independence Courts.' I said, 'Girl, your issue is with Ataturk.' We do not love those who do not love Ataturk. It is not possible for us to come together with those who compromise on Ataturk."
Suzan Küçüksaraç: Turkish Women Must Wake Up, We Will Not Be Confined to Homes
Zafer Party Deputy Chairman responsible for Women, Family and Children Policies, Suzan Küçüksaraç, gave the following messages in her emotional and determined speech:
"I am a woman, a child. When I send my child to school, I worry whether he will return safely. There are women who are subjected to violence by their husbands, who are ostracized in society. But we will never accept this. We are Turkish women, we never gave the Harem salute, we stand together."
"We will not surrender our children to sects, to people whose intentions are unclear. We will never bow down to the palace regime. When I look at my flag, my heart burns. Do not let anyone interfere with your known values."
"There is life, there is hope in the Zafer Party. Please, Turkish women must wake up now."
Demet Ulusoy: Silence Does Not Suit the Daughters of Ataturk
Istanbul Provincial Women's Branch President Demet Ulusoy said in her impressive speech:
"We are the children who have dropped Mustafa Kemal's word to the ground. While the future of our children is under serious threat, silence does not suit the daughters of Ataturk."
"This struggle is not just a political movement, it is a defense of the homeland. Leaving a homeland where our children can live freely is a debt of honor."
"The torch we light here today will start from Istanbul and cover 81 provinces. That torch is the fire of the Republic, the struggle of Turkish women who consider the homeland soil their honor. We will suffocate the darkness with that fire, we will turn custom into ashes."
Hakan Aksit: Zafer is the Party with the Most Female District Presidents
Istanbul Provincial Chairman Hakan Aksit emphasized the importance of women's organization and said:
"The Zafer Party is the organization with the most female district presidents. We have come to this day with the effort and devotion of our women."
Blessed are those who keep alive the enlightened heritage of the Republic…
Blessed are the women who walk in Ataturk's path…
Blessed are the "Daughters of Ataturk."
yilmazparlar@yahoo.com