Gürcistan’ın kültürel mirasını en özgün ve en etkileyici biçimde yaşatan yapılardan biri olan Borjgalo Etnografya Müzesi, sadece bir müze değil; adeta Gürcü halkının tarihini, yaşam tarzını, geleneklerini ve el sanatlarını canlı bir atmosferde geleceğe aktaran bir kültür vahası olarak öne çıkıyor.
Ahşap oymacılığının ruhunu taşıyan eserleri, etnografik düzenlemeleri ve zanaatkârlık mirasının titizlikle korunduğu alanlarıyla Borjgalo, bölgenin kültürel hafızasını koruyan eşsiz bir merkez niteliği taşıyor.
Batum Ziyareti Kapsamında Gerçekleştirilen İnceleme
Gürcistan Batum ziyaretim kapsamında, Kültür Danışmanı ve Koordinatörü Meri Diasamidze’nin değerli katkıları ve organizasyonu sayesinde, Adjara’nın önemli kültür duraklarından Borjgalo Etnografya Müzesini gezme fırsatı bulduk.
Görevliler, müzenin kuruluş amacı, kültürel rolü ve dünyaca tanınan usta sanatçı Kemal Turmanidze hakkında detaylı bilgiler paylaştı.
Kemal Turmanidze: Ahşaba Ruh Veren Usta
Acara’nın Keda ilçesine bağlı Namonastrevi köyünde doğan Kemal Turmanidze, çocukluk yıllarından itibaren resim yapmaya ve ahşap oyuncaklar üretmeye ilgi duyan, bugün ise Gürcistan’ın en bilinen usta ağaç oymacılarından biri olarak kabul edilen bir sanatçıdır.
Turmanidze’nin yüzlerce eseri, 2016 yılında kurulan Borjgalo Etnografya Müzesinin omurgasını oluşturuyor. Sanatçının bazı eserleri Acara Devlet Müzesi’nde sergilenmekte olup, en seçkin çalışmaları uluslararası sergilerde de yer bulmuştur.
Müzenin Kültürel Önemi
Borjgalo Etnografya Müzesi, Gürcü kültürünün doğal yaşam döngüsünü yansıtan tematik alanları, el işçiliğiyle hazırlanan figürleri ve etnografik düzenlemeleriyle ziyaretçilere adeta zaman yolculuğu sunuyor.
Sadece Gürcistan’dan değil, dünyanın birçok ülkesinden gelen araştırmacıların, sanatseverlerin ve turistlerin ilgisini çeken müze, bölgenin kültürel tanıtımında kritik bir rol oynuyor.
Adjara’nın bu özel müzesi, hem yerel kültürün korunması hem de uluslararası ziyaretçilerin Gürcü geleneklerini yakından tanıması açısından büyük bir kültürel değer taşıyor. Ziyaret, Gürcistan’ın kültürel mirasına dair derin bir bakış sunarken, usta sanatçı Kemal Turmanidze’nin yaşamı ve eserlerinin bölge için ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
yilmazparlar@yahoo.com
Visit to the Borjgalo Ethnographic Museum in Batumi
A Living Archive of Georgian Culture
The Borjgalo Ethnographic Museum, one of the most authentic and impressive cultural institutions in Georgia, stands not merely as a museum but as a vibrant cultural sanctuary that preserves and animates the history, traditions, and craftsmanship of the Georgian people. With its rich wooden sculptures, ethnographic installations, and masterfully crafted cultural displays, Borjgalo serves as a remarkable center safeguarding the cultural memory of the region.
Visit Conducted as Part of the Batumi Trip
As part of my visit to Batumi, and thanks to the valuable guidance and coordination of Cultural Advisor and Coordinator Meri Diasamidze, we toured the renowned Borjgalo Ethnographic Museum, one of Adjara’s significant cultural landmarks.
Museum officials provided detailed information about the institution’s purpose, cultural mission, and the internationally recognized master artist Kemal Turmanidze.
Kemal Turmanidze: The Master Who Gives Soul to Wood
Born in the village of Namonastrevi in the Keda district of Adjara, Kemal Turmanidze began drawing and crafting wooden toys as a child. Today, he is recognized as one of Georgia’s most prominent master woodcarvers.
Hundreds of his works form the core of the Borjgalo Ethnographic Museum, established in 2016. Some of his pieces are exhibited at the Adjara State Museum, while his finest works have been showcased internationally.
The Cultural Importance of the Museum
The Borjgalo Ethnographic Museum offers visitors a journey through time with its thematic spaces reflecting the natural rhythm of Georgian life, hand-crafted wooden figures, and ethnographic scenes. The museum attracts not only visitors from Georgia but also researchers, artists, and tourists from around the world, playing a key role in promoting the region’s cultural heritage.
This unique museum in Adjara stands as both a guardian of local traditions and an educational gateway for international visitors seeking to understand Georgian culture. The visit provided profound insight into Georgia’s cultural heritage and reaffirmed the significance of master artist Kemal Turmanidze’s contributions to the region.
Kayseri’de başlayan gerilim, Hatay’da yeni bir fay hattı oluşturmak isteyen çevrelerin elinde manipülasyon aracına dönüştü.
Sığınmacıların uluslararası hukuk çerçevesinde geri dönüşünü savunan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın hedefe konması ise dikkat çekici.
Türkiye’de geçtiğimiz aylarda yaşanan Kayseri Olayları, sosyal medya provokasyonlarıyla büyüyen mülteci karşıtı gerilim olarak kayıtlara geçti.
Ancak olayların ardından siyasi tartışmaların asıl odağı, uzun süredir sığınmacı meselesine ilişkin hukuki geri dönüş projeleri hazırlayan Ümit Özdağ oldu.
Oysa Özdağ, kurucusu olduğu Zafer Partisi ile birlikte, sığınmacıların gönderilmesini uluslararası hukuk, geri dönüş sözleşmeleri, devletler arası protokoller ve ekonomik rehabilitasyon planları çerçevesinde savunuyor.
Buna rağmen, Kayseri merkezli gerilimin ardından hedefe konulması, siyasi kulislerde “yıpratma operasyonu” yorumlarına neden oldu.
Neden Bu Haberi Yazıyorum?
Ümit Özdağ Neden Hedefte? İç Saygım Susmama Engel Oldu
Bu tweet’i gördüğüm anda, hem mesleki vicdanım hem de Hatay’a duyduğum derin saygı, susmamı imkânsız kıldı. Gazeteci yalnızca tanık olmaz; yanlışın büyümesine sessiz kalan değil, gerçeğin üstünü örten perdeyi kaldırandır, kamuoyunun hak ettiği gerçekleri karanlıktan çekip çıkarma sorumluluğudur.
Kayseri Olayları üzerinden yürütülen tartışmaların, Hatay gibi kırılgan bir kenti hedef aldığına ve siyasi manipülasyonlara kapı araladığına tanık olunca, bu haberi yazmayı bir tercih değil, bir sorumluluk olarak gördüm.
Hatay’ın huzuru, Türkiye’nin geleceği ve kamuoyunun gerçek bilgiye erişim hakkı için, sessiz kalamazdım.
Bu nedenle, olay gecesine dair çarpıtılan iddiaları, siyasi manipülasyon girişimlerini ve sığınmacı meselesinde hedef alınan Ümit Özdağ’ın nasıl ve neden merkeze çekildiğini, tüm şeffaflığıyla kaleme almaya karar verdim.”
Kayseri Olayları Sonrası Çarpıtılan Süreç
Sert Açıklama’ İddialarının Arka Planı
Gazeteci-yazar Mustafa Dilek’in açıklamalarına göre, olay gecesi Zafer Partisi yönetiminde yaşandığı iddia edilen “sert açıklama ısrarı” gerçeği yansıtmıyor.
Dilek, o kritik gecede Hatay’da olduğunu belirtdi.
Hataylı gazeteci Mustafa Dilek, Kayseri olayları sürecine dair ortaya atılan iddiaları net bir dille düzelterek, meselenin gerçekte nasıl geliştiğini kamuoyuna açıkladı.
Dilek’in ifadesine göre, o gece ilk etapta sert bir açıklama yapılmasını isteyen eski danışman Hasan Öztürk, kısa süre sonra “genel başkandan telefon aldığını ve devlet büyüklerinden itidalli bir çağrı yapılması yönünde talimat geldiğini” söyleyerek mesajın yumuşatılmasını istedi.
Böylece, Öztürk’ün bugün anlattığı senaryonun gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkarken, gazeteci Dilek’in tanıklığı olayın seyrine ışık tuttu.
Bu detay, Kayseri krizinin Zafer Partisi tarafından tırmandırıldığı yönündeki söylemleri boşa çıkarıyor.
Hatay Neden Odağa Çekildi?
Kırılgan Demografi Üzerinden Manipülasyon
Suriye savaşının en yoğun etkilerini yaşayan Hatay, deprem sonrası demografisi değişen, psikolojik ve ekonomik olarak hassas bir bölge.
Bu nedenle Kayseri’deki bir kıvılcımın Hatay’da kullanılmaya çalışılması, uzmanlara göre “siyasi provokasyon riski” taşıyor.
Mustafa Dilek de açıklamasında tam olarak buna dikkat çekiyor:
“Kayseri olayı üzerinden Hatay'ı karıştırmak isteyenler var. Bu şehrin huzuruna zarar verilmek isteniyor.”
Bu sebeple Özdağ’ın açıklamaları bilinçli şekilde çarpıtılarak “gerginlik kaynağı” gibi yansıtılıyor.
Neden Ümit Özdağ Hedefte?
Sığınmacı Meselesinde En Net Planı Olan Lider
Türkiye’de sığınmacı krizine dair projeye dayalı en somut plan, Zafer Partisi tarafından hazırlanmış durumda:
Uluslararası hukuk çerçevesinde geri dönüş sözleşmeleri
Güvenli bölgeler için karşı devletlerle mutabakat
Ekonomik yükün azaltılması
Sosyal entegrasyon yerine geri dönüşün sistematik olarak teşvik edilmesi
Bölgesel güvenlik politikalarıyla destekli dönüş planı
Tüm bu çalışmalar, Özdağ’ın “duygusal değil, hukuki ve stratejik” bir model sunduğunu gösteriyor.
Siyasi analistler bu nedenle şu yorumu yapıyor:
“Türkiye’nin en hassas sorunu olan sığınmacı krizine en hazırlıklı çözüm önerisini getiren lideri itibarsızlaştırmak, bir kesimin işine geliyor.”
Ekonomik Gerçek;
Sığınmacı Politikası Türkiye’ye Kaça Patladı?
Uzmanlara göre sığınmacıların Türkiye’ye maliyeti; Sosyal yardım bütçesi, Sağlık yükü, Eğitim altyapısının zorlanması, Kayıtdışı istihdam, Güvenlik harcamaları, Konut kiralarının ve yaşam maliyetinin artması sebebiyle yüz milyarlarca lirayı buluyor.
Bu nedenle, Özdağ’ın yıllardır altını çizdiği ekonomik zarar, bugün toplumda daha net görülür hale geldi.
Liderliği Yükselişte Olan Bir İsmi Yıpratma Çabasının Parçası
Siyasi yorumculara göre, Kayseri olaylarının hemen ardından Ümit Özdağ’ın hedefe konması tesadüf değil;
Toplumda hızla artan sığınmacı tepkisinin siyasi muhatabı olarak görülüyor.
Zafer Partisi’nin son seçimlerde aldığı oy, gelecekte “kilit parti” konumuna işaret ediyor.
Özdağ’ın millî güvenlik alanındaki akademik birikimi ve net duruşu, bazı çevrelerde rahatsızlık yaratıyor.
Bu nedenle; Gerçekleri ortaya koyan gazeteciler bile taraf ilan edilerek itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.Ümit Özdağ’ın yükselen grafiği kırılmak isteniyor.”
Bu tablo, Kayseri tartışmasının basit bir olay değil, siyasi hedefleme içeren bir kampanyaya dönüştürüldüğünü gösteriyor.
Gazetecilik Tartışması:
“Gerçeği Yazmak Taraflılık Değildir”
Mustafa Dilek’e gelen eleştirilerden biri, “Bir gazeteci bir partiye danışmanlık yapamaz” şeklindeydi.
Dilek bu eleştiriye şu sözlerle karşılık verdi.
“Medya danışmanlığım gazeteciliğimin önüne geçmez. Gerçeği yazmak taraflılık değildir.”
Nitekim Dilek’in açıklamaları, Özdağ’ın olay gecesi itidalli bir tutum aldığını ve Hatay’ın karıştırılmak istendiğine yönelik uyarısının gerçekçi olduğunu ortaya koyuyor.
Kayseri olayları, görünürde toplumsal bir öfke patlaması gibi görünse de arka planında daha derin bir siyasi rekabet var.
Türkiye’nin en kritik sorunu olan sığınmacı meselesine hukuki, stratejik ve devletler arası anlaşmalara dayalı çözüm öneren Ümit Özdağ’ın hedef alınması, siyasi kulislerde “yıpratma operasyonu” olarak yorumlanıyor.
Sığınmacıların geri dönüşü için en net planı sunan isim Özdağ. Ekonomik yükü en erken ve en yüksek sesle dile getiren isim de yine Özdağ. Bu nedenle yükselen liderliğinin frenlenmek istediği iddia ediliyor.
Kayseri Olayları, Kıvılcım Nasıl Çıktı?
Türkiye genelinde infial yaratan Kayseri Olayları, sosyal medyada yayılan ve teyitsiz bir iddia üzerinden büyüyen bir öfkenin kontrolsüz sokak taşkınlıklarına dönüşmesiyle başladı.
Göçmen mahallelerinin hedef alınması, araç ve dükkânların ateşe verilmesi, olayların ülke geneline sıçraması; toplumsal huzurun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.
Yetkililerin o gece yaptığı ortak çağrı netti:
“İtidal, sakinlik, provokasyonlara kapılmayın.”
Tartışma Neden Ümit Özdağ’a Yönlendirildi?
Olay sonrası garip biçimde tartışmanın odağı, Türkiye’de sığınmacı sorununa en somut çözüm paketini sunan isim olan Ümit Özdağ oldu.
Tam da bu nedenle, Özdağ’ın artan siyasi etkisini kırmak isteyen çevrelerin, Kayseri Olayları üzerinden onu hedefe koyduğudur.
Hatay Neden Hedefte?
Hatay, deprem sonrası ciddi demografik değişim yaşayan, Suriye sınırına en yakın ve mülteci yoğunluğu en yüksek şehirlerden biri.
Bu yüzden provokasyonlara en açık bölge konumunda.
Mustafa Dilek bu tehlikeye özellikle dikkat çekiyor:
“Kayseri olayı üzerinden Hatay’ı karıştırmak isteyenler var. Bu şehrin huzuruna zarar verecek söylemlere sessiz kalamazdım.”
Bu açıklama, olayların yalnızca sosyal medya tartışması değil, bölgesel bir kırılganlığı hedef alan bilinçli adımlar olduğunu gösteriyor.
Son seçimler ve saha gözlemleri, Zafer Partisi'nin potansiyel olarak “kilit parti” konumuna doğru ilerlediğini gösteriyor.
Bu tablo, Özdağ’ın hızla yükselen siyasi etkisini kırmak isteyen kesimlerin devreye girdiği yorumlarını güçlendiriyor.
yilmazparlar@yahoo.com
Why Are the Kayseri Incidents Being Blamed on Ümit Özdağ?
Is a Leader Who Grounds His Refugee Policy in International Law Being Targeted?**
The tension that started in the city of Kayseri quickly turned into a tool of manipulation for circles attempting to open a new fault line in the earthquake-stricken region of Hatay.
What is striking is that the primary target became the leader of Zafer Partisi, Ümit Özdağ, who has long advocated the return of refugees within the framework of international law.
Recent months saw the Kayseri incidents enter public debate as a wave of anti-refugee tension fueled largely by social-media provocation.
Yet the political conversation that followed placed at its center a name who has, for years, developed structured, legal return models for the refugee issue: Ümit Özdağ.
While Özdağ and his party defend repatriation policies based on international law, bilateral agreements, state-to-state protocols and economic rehabilitation plans, the fact that he became the target immediately after the Kayseri unrest sparked strong claims of a “political smear operation.”
Why Am I Writing This?
Why Is Ümit Özdağ Being Targeted? My Inner Integrity Would Not Let Me Stay Silent**
The moment I saw that tweet, my professional conscience — along with my profound respect for Hatay — made silence impossible.
A journalist is not merely a witness; a journalist is the one who removes the curtain that conceals the truth, who refuses to let distortions grow in the dark, who defends the public’s right to accurate information.
Seeing the Kayseri narrative turned into a political tool against a fragile city like Hatay — and being used to fuel a new manipulation — made writing this piece not a choice, but a duty.
For Hatay’s peace, for Turkey’s future, and for the public’s right to the truth, I could not remain quiet. This is why I decided to document, transparently and without distortion, the political manipulation attempts, the misrepresented events of that night, and why Ümit Özdağ has been deliberately placed at the center of this debate.
Distorted Claims After the Kayseri Incidents
The Truth Behind the “Harsh Statement” Allegation**
Journalist-writer Mustafa Dilek clarified that the so-called insistence on making a “harsh statement” within the Zafer Partisi on the night of the events does not reflect reality.
Dilek, who was in Hatay that night, stated that the narrative presented by former advisor Hasan Öztürk is inaccurate. According to Dilek, Öztürk initially pushed for a harsher statement, but shortly afterward revised his stance, saying he had “received a call from the chairman and that senior state authorities requested a calmer, more moderate message.”
This testimony disproves the claim that Zafer Partisi escalated the Kayseri crisis.
Why Hatay Was Placed at the Center
Manipulation Through a Fragile Demographic**
Hatay — deeply affected by the Syrian war, further strained demographically by the earthquake, and psychologically fragile — is one of the regions most vulnerable to political provocation.
As Mustafa Dilek emphasizes:
“Some want to use the Kayseri incident to destabilize Hatay. They want to harm the peace of this city.”
For this reason, Özdağ’s statements were deliberately distorted to portray him as a “source of tension,” despite his calls for caution.
Why Is Ümit Özdağ the Target?
The Only Leader With a Fully Developed Refugee Repatriation Plan**
Zafer Partisi has produced the most comprehensive, structured plan regarding the refugee crisis in Turkey, including:
Repatriation agreements grounded in international law
Bilateral accords for secure-zone cooperation
Reduction of Turkey’s economic burden
Promoting systematic return instead of forced integration
Regional security-aligned return programs
Analysts note:
“Targeting the only leader who offers the most legally grounded and realistic return plan benefits certain groups.”
Economic Reality
How Much Has the Refugee Policy Cost Turkey?**
Experts estimate the financial burden to include:
Social aid expenditure, Health-system overload, Pressure on the education infrastructure, Informal labor market distortion, Security costs, Rising rents and cost of living
All amounting to hundreds of billions of liras.
This validates what Özdağ has been warning about for years.
A Deliberate Attempt to Undermine a Rising Leader
Political commentators argue that the targeting of Özdağ immediately after the Kayseri incidents is no coincidence:
Public reactions to the refugee issue have been rising
Zafer Partisi’s recent election performance positions it as a future “kingmaker”
Özdağ’s academic background in national security and firm stance unsettle some circles
Even journalists who speak the truth are being labeled “partisan” to silence them. This indicates that Özdağ’s rising political influence is seen as a threat.
Journalism Debate
“Telling the Truth Is Not Partisanship”**
Critics claimed that journalist Mustafa Dilek could not serve as both a media advisor and journalist. Dilek responded:
“My media consultancy does not overshadow my journalism. Telling the truth is not partisanship.”
His account demonstrates that Özdağ acted calmly and responsibly that night — and that efforts were indeed underway to ignite unrest in Hatay.
How the Kayseri Events Escalated
The Kayseri incidents spread across Turkey as a result of:
An unverified claim
Amplified social-media outrage
Attacks on neighborhoods
Vehicles and shops set on fire
Rapid escalation into nationwide unrest
Authorities issued a united call:
“Stay calm, avoid provocation.”
Why the Debate Is Being Redirected to Ümit Özdağ
It is clear that the focus is being shifted toward the political figure with the most structured refugee-return plan in the country.
This redirection appears to be part of an effort to weaken his influence.
Why Hatay Remains the Target
As one of the cities:
Closest to the Syrian border
With the highest refugee density
With altered post-earthquake demographics
Hatay is the easiest region to destabilize.
Dilek highlights:
“I could not stay silent while efforts were being made to drag Hatay into chaos through the Kayseri incident.”
Field observations and recent election data indicate that Zafer Partisi is emerging as a “key party” in Turkey’s political future. This strengthens the perception that certain groups are attempting to suppress the rising influence of Ümit Özdağ.
EMITT 2026 Turizmin Nabzının Attığı Küresel Buluşma
İstanbul, Dünya Turizminin Yeni Strateji Üssüne Dönüştü
Dünya turizm endüstrisinin geleceğini şekillendiren EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl bir fuardan çok daha fazlası olduğunu bir kez daha kanıtladı.
İstanbul Fuar Merkezi'ndeki yeni evinde kapılarını açan EMITT, yalnızca sektörün ticari hacmini büyütmekle kalmıyor; ülkelerin turizm vizyonlarını belirleyen, destinasyonların geleceğini yöneten, dev bir strateji laboratuvarı niteliğine bürünüyor.
Gerek uluslararası katılımın genişliği, gerekse oluşturduğu iş hacmi, EMITT’i küresel turizm takviminin en kritik duraklarından biri yapıyor.
EMITT’in en güçlü yanlarından biri de Türkiye’nin turizm gücünü dünyaya anlatan bir marka olması. Ulaşım, yerel yönetim, tanıtım ve özel sektörün aynı çatı altında buluştuğu bu dev organizasyon, Türkiye’nin turizmdeki iddiasının altını çiziyor.
30. yıl büyük buluşmasına doğru ilerleyen EMITT, bugün yalnızca ticaret değil; turizmin ekonomi, kültür, diplomasi ve tanıtım boyutlarının aynı potada birleştiği bir gelecek vizyonu sunuyor.
EMITT 2026, Yeni Adresinde Rekor Katılımla Turizme Yön Veriyor
Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT, 29. yılını İstanbul Fuar Merkezi’ndeki yeni adresinde kutlarken, dünyanın dört bir yanından gelen profesyonelleri aynı çatı altında topladı.
Bu yıl 29 ülkeden 100’ü aşkın uluslararası katılımcı ve yüzlerce yerli marka ile gerçekleşen fuar, 482 milyon Euro’nun üzerindeki önceki iş hacmini daha da ileri taşımayı hedefliyor.
Açılış, EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin’in ev sahipliğinde; KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül, sektör temsilcileri ve turizm otoritelerinin geniş katılımıyla gerçekleştirildi.
Keskin, yeni lokasyonun yalnızca “mekânsal değişim” olmadığını; çok daha verimli, ulaşılabilir ve küresel ticaretin merkezine yakın bir yapının oluşturulduğunu vurguladı. Ayrıca “EMITT 30. Yıl Büyük Buluşması” için 2027 tarihini duyurdu.
KKTC’den Büyük Tanıtım Hamlesi
Ada Kıbrıs Kampanyası Avrupa’ya Açılıyor
KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, fuarın yalnızca bir tanıtım alanı değil, ülkelerin vizyonlarını şekillendirdiği stratejik bir platform olduğunu belirtti. Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’nın Türkiye’de yarattığı etkiden memnun olduklarını belirten Ataoğlu, kampanyanın çok yakında İngiltere ve Avrupa pazarlarına taşınacağını açıkladı. Kuzey Kıbrıs’ın kültür ve doğa temelli turizm kimliğinin altı çizilerek, EMITT’in KKTC için uluslararası bir vitrin olduğu vurgulandı.
İstanbul, Turizmin Lokomotifi
“Nüfusumuzdan Fazla Ziyaretçi Ağırlıyoruz”
İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye turizminin geldiği noktanın tesadüf olmadığını vurgularken, İstanbul’un erişilebilirlik ve marka değerinde hiç olmadığı kadar güçlü bir konumda olduğunu belirtti. Havalimanlarından gastronomiye, yerel yönetimlerin şehir planlamasından tanıtım faaliyetlerine kadar tüm paydaşların bu başarıda kritik rol oynadığı ifade edildi.
Yerel Yönetimlerden Finansman Talebi
“Turizmin Yükü Yereldeyse, Kaynak da Yerelde Olmalı”
İBB Meclis 2. Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ, turizmin yalnızca tanıtım değil, kapsamlı bir destinasyon yönetimi işi olduğunun altını çizdi. Konaklama vergisinin belirli bir oranının büyükşehir belediyelerine aktarılması gerektiğini söyleyen Gümüşdağ; temizlik, güvenlik, altyapı ve yönlendirme hizmetlerinde turizmin getirdiği ek yükün ancak bu şekilde sürdürülebilir olacağını savundu.
TGA, Türkiye Küresel Turizm Siyasetinde Etkin Oyuncu Haline Geldi
TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, Türkiye’nin 2025’te 65,2 milyar dolarlık turizm geliriyle kendi rekorunu kırdığını hatırlattı. 2026 hedefinin 68 milyar dolar olduğunu açıklayan Türkseven, Türkiye’nin artık sadece trendlere ayak uyduran değil; küresel turizm politikalarını şekillendiren bir ülke haline geldiğini belirtti.
THY’den Küresel Erişim Gücü
“İstanbul’a Gelmek Hiç Bu Kadar Kolay Olmamıştı”
Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, THY’nin 6 kıtada 132 ülkeyi İstanbul üzerinden bağladığını aktarırken, “Ülkemizden ayrılan herkes Türkiye’nin güven, kalite ve misafirperverlik duygusunu yanında götürmeli” sözleriyle turizm deneyiminin bütüncül bir süreç olduğunu vurguladı.
TÜRSAB, Ada Kıbrıs Tanıtım Kampanyası’na Sahada Destek Verecek
Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, kampanyanın Diyarbakır’dan başlayarak tüm Türkiye’de güçlü bir tanıtım zinciri yaratacağını açıkladı. Seyahat acentelerinin turizm büyümesindeki kritik rolüne dikkat çekti.
İstanbul Kongre Turizminde Büyük Sıçrama, 133. Sıradan 20. Sıraya
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, İstanbul’un kongre turizminde dünya sıralamasında yaptığı büyük yükselişi anlattı. Eylül ayında ağırlanacak 25 bin akademisyenin şehre yaklaşık 100 milyon dolar kazandırması bekleniyor. Ayrıca İstanbul Fuar Merkezi’nin 40 bin metrekarelik ek alanla dünyanın en büyük fuar kampüslerinden biri olacağı açıklandı.
Küresel Rekabet Sertleşiyor, “Yeni Dönemin Adı Nitelikli Turizm”
TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı, turizmin artık tam rekabet ortamında ilerlediğini ve daha zorlu bir sürece girildiğini belirtti. Yeni dönemde nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilirlik ve kalite odaklı büyümenin ön plana çıkacağını söyledi.
EMITT, Türkiye’nin Dünya Turizmine Açılan En Büyük Kapısı Olmaya Devam Ediyor
Yeni yeri, genişleyen vizyonu ve uluslararası etkisiyle EMITT 2026; Türkiye’nin yalnızca turizm gelirlerini değil, küresel stratejik konumunu da yukarı taşıyan bir güç merkezi olduğunu yeniden ortaya koydu. EMITT artık sadece bir fuar değil; Türkiye turizminin “gelecek manifestosu” niteliğinde.
Ümit Özdağ’ın İstanbul Seferberliği, İstanbul’da Millî Farkındalık Rüzgârı
Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Ocak 2026 İstanbul Ziyaretleri, Bir Ay, 39 İlçe, Türkiye’nin Nabzı
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 2026 yılının ilk ayını adeta bir “İstanbul Seferberliği”ne dönüştürdü.
Başkanlık Divanı üyeleriyle birlikte, megakentin her bir ilçesini karış karış dolaşan Özdağ, siyasetin sahaya inen, kulak veren ve sözünü doğrudan vatandaşın ayağına götüren yüzünü bir kez daha gösterdi.
Bu ziyaretler, sıradan bir temas turunun çok ötesinde, Türkiye siyasetinde yeni bir diyalog ve temas modelinin kilometre taşı oldu.
Ziyaretlerin Önemli Özeti; Beş Temel Ayak
1-Esnafın Nefesi Oldu
Dükkan dükkan, tezgah tezgah gerçekleştirilen esnaf ziyaretlerinde, ekonomik sıkışmışlığın somut yansımaları bire bir dinlendi.
Özdağ, sorunları not aldı, ilgili mercilere aktaracağını taahhüt etti ve en önemlisi, “kendi iktidarlarında” bu dertlere köklü çözümler getireceklerinin sözünü verdi.
Cesur ve kararlı duruş
Esnafın zor durumda olduğu bir dönemde sahada olmak, toplumun derinliklerindeki sesleri duyma iradesini gösterir. Siyasetin yalnızca söylemde kalmayıp sahada eyleme dönüştüğünü gösterdi.
Bu, siyasetin soyut vaatlerinden sıyrılıp, somut saha tespitlerine dayalı bir program vaadi olarak ulusal ölçekte dinamik bir siyasi iletişim stratejisi olarak kayda geçti.
2-STK’lar ve Toplumsal Dinamiklerle Omuz Omuza
Gazilerimizden emeklilerimize, sivil toplum kuruluşlarından derneklere kadar toplumun her kesiminden temsilcilerle bir araya gelindi. Yerel sorunların kök nedenlerini tartıştı ve çözüm yolları konusunda somut vaatlerde bulundu.
Bu buluşmalar, sadece bir dinleme değil, toplumsal hafızaya ve birikime saygı duruşu niteliğindeydi.
3-İlçe Açılışlarıyla Yerel Vurgu
Her ilçede gerçekleştirilen açılış ve temaslar, merkezi siyasetin yerel renklerle buluşmasını sağladı.
İstanbul’un monolitik bir yapı değil, her biri kendine has kimliği olan 39 farklı hikayeden oluştuğu mesajı verildi.
İstanbul’un siyasî ve sosyo-ekonomik geleceğine ışık tutan İl başkanlığının “bir kale” olduğunu ve İstanbul’un Türkiye siyaseti için stratejik önemini vurguladı
4-Basının Takibi ve Şeffaflık
Basın mensuplarının geniş takibi, ziyaretlerin şeffaflık içinde gerçekleştiğini ve kamuoyuna doğrudan yansıtıldığını gösterdi.
5-Türkiye’ye Yansıyan Fayda ve Farkındalık
Nüfusun büyük bir bölümünü barındıran İstanbul’da yapılan bu yoğun temas, tüm Türkiye’nin nabzını tutma anlamına geliyor.
İstanbul’da karşılaşılan sorunlar, Türkiye’nin dört bir yanının ortak meselelerine ayna tuttu. Bu çaba, sadece bir şehrin değil, tüm ülkenin geleceğine dair bir öngörü ve hazırlık çalışması olarak değerlendiriliyor.
Övgüye Değer Bir Siyaset Tarzı; Sahada Olmak, Gerçeği Görmek
Ümit Özdağ’ın bu İstanbul seferberliği, siyasete yüklenen yeni ve taze bir anlamdır. “Sahanın Bilgesi” olarak, teorik siyasetin sınırlarını aşıp, gerçekliğin tam kalbine yürümüştür.
Her el sıkışma, her dinlediği dert, siyaseti soğuk salonlardan alıp, insanın ve hayatın sıcaklığına taşımıştır.
Bu, “Ayakları Çamurlu Siyaset” değil, “Ayakları Toprağa Basan Siyaset” anlayışının en saf örneğidir.
Onun bu azmi ve metodu, “Bir Lider Nasıl Dinler?” sorusunun canlı cevabı gibidir. İstanbul sokaklarında adeta “Yürüyen Türkiye Dinleme Merkezi” ne dönüşen çabası, siyasetin itibarını yeniden inşa etmektedir.
Bu çalışma, “Sözü Sahada Veren, Sözü Sahada Tutacak Olan Lider” portresini çizmiştir. Kendisine ve ekibine, bu tarihi emek ve samimi duruş için Halk şükran duyuyor.
Türkiye siyasetinde bir dönüşüm habercisidir. Ümit Özdağ’ın Ocak 2026 İstanbul ziyaretleri, “laf üretmek” yerine “çözüm üretmek” için verilen mücadelenin, “popülizm” değil “popüler katılım” anlayışının ve “vekâleten temsil” in değil “bizzat temas” in gücünün kanıtıdır.
Milli farkındalığı güçlendiren bir aktör
İstanbul’daki ziyaretler, Özdağ’ın çözüm odaklı yaklaşımı, özellikle ekonomik kriz, sığınmacı yönetimi ve yerel yönetim odaklı sorunlarda kamuoyunda geniş yankı buldu.
Bu ziyaretler Türkiye’de siyasi iletişimi yeniden canlandırdı ve kamuoyunun gündemini zenginleştirdi.
Bu İstanbul turu, sadece bir saha ziyareti değil, Türkiye’nin geniş çaplı bir farkındalık ve çözüm iklimi kazanmasına vesile oldu.
Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın liderliğinde Zafer Partisi’nin İstanbul programı, siyasal iletişimde yeni bir standart oluşturdu ve milyonlarca vatandaşın gündemine dokundu.
Bu yorulmak bilmeyen çaba, hem demokrasimiz hem de şahsi siyaset anlayışımız adına umut vericidir. Bravo Ümit Özdağ! Bravo bu azme! Bravo bu yeni siyaset anlayışına.
Doria Belanger & Benttt’ten Beden, Hareket ve Zaman Üzerine Etkileyici Bir Çalışma
Dijital sanat ve çağdaş dansı buluşturan “Bana Bir Dakika Verin” projesi, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton’un katılımıyla Institut Français İstanbul’da açıldı. Proje, farklı kültürlerden dansçıların bir dakikalık video portreleri üzerinden kimlik, hareket ve zaman ilişkisine odaklanıyor.
Zamanı, Bedeni ve Kimliği Sorgulayan Proje İstanbul’da
Fransız video sanatçısı ve koreograf Doria Belanger ile çizim sanatçısı Benttt tarafından oluşturulan dijital-dans enstalasyonu “Bana Bir Dakika Verin”, 20 Ocak 2026’da Institut Français İstanbul Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluştu.
Belanger’in 2015’te başlattığı proje, farklı ülkelerden dansçıların bir dakikalık video portreleri üzerinden kimliğin, bedenin ve hareketin nasıl iç içe geçtiğini araştırıyor.
Tek plan çekilen videolarda dansçılar, yalnızca beden diliyle kendilerini ifade ediyor; ortaya yoğun, sade fakat çarpıcı anlatımlar çıkıyor.
Açılışa Başkonsolos Nadia Fanton Katıldı
Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, açılışta yaptığı konuşmada projenin kültürel çeşitliliğini ve evrensel yaklaşımını vurguladı:
“Her bir dansçı, dünyada var olmanın farklı bir bütünlüğünü gösteriyor. Türkiye’den katılan sanatçılar projenin zenginliğini daha da artırdı.”
Fanton, projenin Türkiye ayağında yer alan dansçılara teşekkür ederek serginin İzmir’de de gösterime gireceğini duyurdu.
Belanger, “Bedenin içinden doğan hareketi yakalamak istedim”
Sanatçı Doria Belanger, projenin temel amacını şu sözlerle anlattı:
“Bu çalışmayı bedenin içinden doğan hareketi yakalamak ve dansçıya kendini anlatabileceği bir alan açmak için başlattım. Bir dakikanın içinde bile sınırsız bir ifade özgürlüğü var.”
Belanger, her ülkede farklı dansçılarla çalışarak koleksiyonu büyüttüğünü, projenin hala “bitmeyen bir dünya haritası” gibi ilerlediğini söyledi.
Türkiye’den Dansçılar Projede Yer Aldı
Serginin İstanbul ayağında Türkiye’den önemli çağdaş dansçı projeye katıldı:
Halil İbrahim Aygun, Ece Çamlı, Mustafa Kaplan, Melih Kıraç, Serap Meriç, Canan Yücel Pekiçten, Leyla Postalcıoğlu, Kamola Rashidova ve Yunus Emre Şahin.
Bu dansçıların videoları koleksiyonun uluslararası yapısını güçlendirirken, Türkiye çağdaş dans sahnesinin çeşitliliğini de görünür kılıyor.
Hareketin İzini Çizgiye Dönüştüren Benttt
Enstalasyonun ikinci bölümünde çizer Benttt, video portrelerdeki jestleri ve hareketleri çizgisel formlara dönüştürüyor. Bu çalışma, dansın dijital ekrandan çıkarak mekânda fiziksel bir iz hâline gelmesi sağlanıyor.
Doria Belanger ile Yapılan Röportajdan Öne Çıkanlar
Belanger, proje üzerine yaptığımız röportajda şu noktaların altını çizdi;
Amaç, dansçıları görünür kılmak ve onlara kendilerini ifade edebilecekleri bir alan sunmak.
Her dansçı için ortak bir yapı var: bir hareketi tekrar ederek içsel ritmi ortaya çıkarmak.
Farklı geçmişlere, eğitimlere ve bedenlere sahip dansçıların bir araya gelmesi projeyi çok sesli ve evrensel kılıyor.
Projenin gece teması, özgürlük ve sınırsızlık hissini güçlendiriyor.
Çalışma sürekli büyüyen, hiç bitmeyen bir koleksiyon niteliğinde.
“Bir Dakika İçinde Özgürlük”
Projenin tüm parçaları bir araya geldiğinde izleyiciye verilen temel mesaj netleşiyor: Zaman kısıtlandığında bile beden özgürdür. Bir dakikalık sürenin içine sığan hareket, dansçının hem kimliğini hem de yaşam deneyimini görünür kılıyor. Teknoloji ile dansın birleşimi, özgürlüğün ve bireyselliğin dijital çağdaki yeni ifade biçimlerinden birine dönüşüyor.
Sergi Bilgileri
Institut Français İstanbul – Sergi Salonu Tarih: 30 Ocak – 15 Mart 2026 Ziyaret Saatleri: Pazartesi – Cumartesi, 10:00–18:00