17 Mayıs 2026 Pazar

Czech FoodFest 2026-Yılmaz Parlar


  Gastronominin Diplomasisi İstanbul’da Buluştu

Czech FoodFest 2026, Lezzet ve Kültür Şölenine Dönüştü

Gastronomi artık yalnızca yemek kültürü değil; ülkelerin kimliğini, tarihini, yaşam tarzını ve medeniyet birikimini dünyaya anlatan en güçlü kültürel diplomasi araçlarından biri olarak kabul ediliyor.

Bir milletin mutfağı; onun hafızası, coğrafyası ve ruhudur. İşte tam da bu anlayışla düzenlenen “Czech FoodFest 2026 – Çek Cumhuriyeti Yemek Festivali”, İstanbul’da unutulmaz bir kültür ve lezzet şölenine dönüştü.

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová ev sahipliğinde, 16 Mayıs 2026 tarihinde Tünel Midpoint’te gerçekleştirilen festival; diplomasi, gastronomi, müzik ve kültürü aynı sofrada buluşturdu.

İstanbul’un seçkin davetlilerinin katıldığı etkinlik, yalnızca bir yemek festivali değil; Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki dostluğun ve kültürel yakınlaşmanın güçlü bir sembolü oldu.

Çek Mutfağının Asırlık Lezzet Yolculuğu

Festival boyunca Çek mutfağının geleneksel ve karakteristik tatları konuklara sunuldu. Orta Avrupa mutfak kültürünün en güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Çek mutfağı; yoğun aromaları, uzun pişirme teknikleri, et ve sos dengesiyle dünya gastronomisinde özel bir yere sahip bulunuyor.

Festivalde sunulan geleneksel Çek yemeklerine ilişkin detaylı bilgiler ise Barbora Hitaj tarafından şahsıma paylaşıldı. Menüde yer alan özel tarifler, Çek mutfağının köklü gastronomi kültürü hakkında bana bilgiler sundu

Festivalde sunulan özel lezzetler arasında:

Beyaz ve kırmızı lahana eşliğinde servis edilen geleneksel ördek eti ve Çek usulü hamur köftesi

Sebzeli kremalı sos ile hazırlanan meşhur “Svíčková na smetaně”

Geleneksel gulaş çorbası

Şinitzel ve patates salatası

Tarçın ve elmalı özel Çek strudeli

büyük ilgi gördü.

Özellikle gulaş çorbası, misafirlerin en çok konuştuğu lezzetlerden biri oldu. Uzun süre ağır ateşte pişirilen et, yoğun kırmızı biber aroması ve doğal et suyuyla hazırlanan bu geleneksel tarif; Çek mutfağının karakterini adeta tek başına yansıttı.

Tatlı bölümünde sunulan elmalı strudel ise ince hamuru, elma ve tarçın dengesiyle adeta Avrupa pastacılık kültürünün zarif bir imzası gibiydi.

Bohemya’nın Dünyaca Ünlü Bira Kültürü

Festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri de Çek bira kültürü oldu. Dünyanın kişi başına en fazla bira tüketen ülkelerinden biri olan Çek Cumhuriyeti, bira üretimindeki yüzlerce yıllık geleneğiyle tanınıyor.

Özellikle Bohemya bölgesinde üretilen Budvar biraları; geleneksel üretim teknikleri, yüksek malt kalitesi ve aromatik dengesiyle dünya bira kültüründe özel bir yere sahip. Festival boyunca açık ve koyu Budvar fıçı biraları büyük ilgi görürken, düzenlenen bira ustalık atölyesi de katılımcılardan tam not aldı.

Konuklar, Çek biracılığının yalnızca bir içecek kültürü değil; aynı zamanda sosyal yaşamın, dostluğun ve paylaşımın önemli bir parçası olduğunu yakından deneyimleme fırsatı buldu.

Başkonsolos Olga Hajflerová’dan Zarafet ve Samimiyet Dolu Konuşma

Festivalin açılış konuşmasını yapan Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová, davetlileri sıcak ve samimi sözlerle karşıladı.

Başkonsolos Hajflerová konuşmasında, festivalin yalnızca yemek sunmak amacı taşımadığını; dostlukları güçlendiren, kültürleri yakınlaştıran özel bir buluşma olduğunu vurguladı.

Konuşmasında Çek mutfağının önemli temsilcileri olan şefler Kristyna Kocánková ve Petr Král’ın Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından festivale özel gönderildiğini belirten Hajflerová, Güney Bohemya Üniversitesi’nden Dr. Václav Nebeský’nin de Çek balık kültürünü tanıtmak amacıyla etkinlikte yer aldığını ifade etti.

Festivalin gerçekleşmesine katkı sağlayan Midpoint, Škoda Yüce Auto, Twisto, Evolog ve tüm sponsorlara teşekkür eden Hajflerová’nın mütevazı ve içten tavırları geceye damga vurdu.

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerovákonuşmasın sonunda  Çek Konsolosluğu ekibine ve ekip lideri René Daněk başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına özverileri, disiplinleri ve dayanıklılıkları için özel teşekkür etti.

Asalet Detaylarda Gizlidir

Gecenin en dikkat çeken anlarından biri ise Başkonsolos Olga Hajflerová’nın sergilediği zarafet oldu.

Protokol mesafesinin arkasına saklanmayan Hajflerová, etkinlik sırasında yemek standında herkes gibi sıraya girerek yemeğini aldı ve ardından benim bulunduğum Bistro Pub masasına gelerek sohbet etti.

Verdiğim basın desteğine gösterdiği bu ince vefa davranışı, davetliler üzerinde büyük takdir topladı. Gösterişten uzak tavrı, samimiyeti ve tevazusu; gerçek asaletin makamdan değil karakterden geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

Diplomasinin sert yüzünün aksine, insan ilişkilerindeki sıcaklığı ve zarafetiyle dikkat çeken Olga Hajflerová, gece boyunca misafirlerle birebir ilgilenerek kültürel diplomasinin en güzel örneklerinden birini sergiledi.

Tolga Çevik’e Sürpriz Doğum Günü

Gecenin sürprizlerinden biri de Çek Konsolosluğu Siyasi İşler ve Basın Sorumlusu Tolga Çevik için hazırlanan doğum günü pastası oldu.

Festival atmosferine ayrı bir renk katan sürpriz kutlama, davetlilerin alkışları ve neşeli anları eşliğinde gerçekleşti. Samimi görüntüler, gecenin yalnızca resmi bir diplomatik etkinlik değil; aynı zamanda dostlukların güçlendiği özel bir buluşma olduğunu gösterdi.

Misafirlerle kurulan  içten iletişim

Festival boyunca Çek Cumhuriyeti Ankara Elçiğinden gelen Military hava ateşe Albay Michal Barton, Çek Konsolosluğu’nun üst düzey isimlerinden Tolga Çevik, René Daněkve Jakub Dluhosch davetlilerle birebir ilgilenerek samimi sohbetleri ve sıcak yaklaşımlarıyla geceye ayrı bir değer kattı. Misafirlerle kurdukları içten iletişim, organizasyonun yalnızca diplomatik bir etkinlik değil; aynı zamanda dostluk ve kültürel paylaşım atmosferi taşıyan özel bir buluşma olduğunu gösterdi.

İstanbul’da Avrupa Rüzgârı Esti

Müzik, gastronomi, kültür ve diplomasi…
Czech FoodFest 2026, tüm bu unsurları aynı sofrada buluşturmayı başardı.

Ticho de Pre Cupé Band’in performansı eşliğinde devam eden gece boyunca konuklar; Çek lezzetlerini tattı, Bohemya bira kültürünü deneyimledi ve Avrupa’nın kalbinden İstanbul’a uzanan sıcak dostluk atmosferine tanıklık etti.

Festival sonunda davetlilerin ortak görüşü ise aynıydı:

“Bu sadece bir yemek festivali değil, kültürlerin sofrada buluştuğu unutulmaz bir deneyimdi.”

yilmazparlar@yahoo.com

Czech FoodFest 2026
Gastronomy Diplomacy Meets in Istanbul

Czech FoodFest 2026 Turned Into a Feast of Flavor and Culture

Gastronomy is no longer merely a food culture; it is now recognized as one of the strongest tools of cultural diplomacy, reflecting a nation’s identity, history, lifestyle, and civilizational heritage to the world.

A nation’s cuisine is its memory, geography, and soul. Organized with precisely this understanding, “Czech FoodFest 2026 – Czech Republic Food Festival” transformed into an unforgettable celebration of culture and flavor in Istanbul.

Hosted by the Consul General of the Czech Republic in Istanbul, Olga Hajflerová, the festival took place on May 16, 2026, at Tünel Midpoint, bringing diplomacy, gastronomy, music, and culture together at the same table.

Attended by distinguished guests from Istanbul, the event was not merely a food festival; it became a powerful symbol of friendship and cultural rapprochement between Türkiye and the Czech Republic.

A Century-Old Culinary Journey of Czech Cuisine

Throughout the festival, guests experienced the traditional and distinctive flavors of Czech cuisine. Considered one of the strongest representatives of Central European culinary culture, Czech cuisine holds a unique place in world gastronomy with its rich aromas, slow-cooking techniques, and perfect harmony of meat and sauces.

Detailed information regarding the traditional Czech dishes served at the festival was personally shared with me by Barbora Hitaj. The special recipes featured on the menu provided valuable insights into the deeply rooted gastronomic culture of Czech cuisine.

Among the specialties presented at the festival were:

Traditional roasted duck served with white and red cabbage alongside Czech-style dumplings
The famous “Svíčková na smetaně,” prepared with creamy vegetable sauce
Traditional goulash soup
Schnitzel with potato salad
Special Czech apple strudel flavored with cinnamon

These dishes attracted remarkable attention from the guests.

In particular, the goulash soup became one of the most talked-about flavors of the evening. Slowly cooked over low heat, enriched with intense paprika aroma and natural broth, this traditional recipe perfectly reflected the character of Czech cuisine.

The apple strudel served in the dessert section, with its delicate pastry and balanced apple-cinnamon flavor, stood out as an elegant signature of European pastry culture.

Bohemia’s World-Famous Beer Culture

One of the most remarkable highlights of the festival was Czech beer culture. The Czech Republic, known as one of the countries with the highest beer consumption per capita in the world, is globally recognized for its centuries-old brewing tradition.

Especially Budvar beers produced in the Bohemia region hold a distinguished place in world beer culture thanks to their traditional brewing techniques, high-quality malt, and aromatic balance. Throughout the festival, both light and dark Budvar draft beers attracted great interest, while the beer masterclass received full appreciation from participants.

Guests had the opportunity to experience firsthand that Czech brewing culture is not merely about beverages, but also an essential part of social life, friendship, and sharing.

A Speech Full of Elegance and Sincerity by Consul General Olga Hajflerová

Delivering the opening speech of the festival, Consul General of the Czech Republic in Istanbul Olga Hajflerová welcomed the guests with warm and sincere remarks.

In her speech, Hajflerová emphasized that the festival was not organized solely to present food, but rather to create a special gathering that strengthens friendships and brings cultures closer together.

She stated that chefs Kristyna Kocánková and Petr Král, prominent representatives of Czech cuisine, had been specially sent by the Ministry of Foreign Affairs of the Czech Republic for the festival. She also mentioned that Dr. Václav Nebeský from the University of South Bohemia participated in the event to introduce Czech fish culture.

Hajflerová also thanked Midpoint, Škoda Yüce Auto, Twisto, Evolog, and all sponsors contributing to the festival. Her humble and sincere attitude left a remarkable impression on the evening.

At the end of her speech, Consul General Olga Hajflerová extended special thanks to the Czech Consulate team, especially team leader René Daněk, and all colleagues involved in the organization for their dedication, discipline, and resilience.

True Nobility Lies in the Details

One of the most memorable moments of the evening was the elegance displayed by Consul General Olga Hajflerová.

Without hiding behind diplomatic protocol, Hajflerová stood in line like everyone else at the food stand to receive her meal and later came to the Bistro Pub table where I was seated to have a conversation.

This graceful gesture of appreciation for the press support I provided received great admiration from the guests. Her modesty, sincerity, and humility once again proved that true nobility comes not from position, but from character.

Contrary to the often rigid face of diplomacy, Olga Hajflerová drew attention throughout the evening with her warmth and elegance in human relations, presenting one of the finest examples of cultural diplomacy.

A Surprise Birthday Celebration for Tolga Çevik

One of the evening’s pleasant surprises was the birthday cake prepared for Tolga Çevik, Political Affairs and Press Officer of the Czech Consulate.

The surprise celebration added a joyful atmosphere to the festival and was accompanied by applause and cheerful moments from the guests. These sincere scenes demonstrated that the evening was not only an official diplomatic event but also a special gathering where friendships were strengthened.

Warm Communication with the Guests

Throughout the festival, Military Air Attaché Colonel Michal Barton from the Embassy of the Czech Republic in Ankara, along with senior members of the Czech Consulate including Tolga Çevik, René Daněk, and Jakub Dluhosch, personally interacted with guests through friendly conversations and warm hospitality, adding special value to the evening.

Their sincere communication with the attendees showed that the organization was not merely a diplomatic event, but also a meaningful gathering carrying the spirit of friendship and cultural exchange.

A European Breeze in Istanbul

Music, gastronomy, culture, and diplomacy…

Czech FoodFest 2026 successfully brought all these elements together at the same table.

Throughout the evening, accompanied by the performance of Ticho de Pre Cupé Band, guests tasted Czech delicacies, experienced Bohemian beer culture, and witnessed a warm atmosphere of friendship extending from the heart of Europe to Istanbul.

At the end of the festival, the common opinion among the guests was clear:

“This was not simply a food festival, but an unforgettable experience where cultures met around the same table.”

yilmazparlar@yahoo.com

14 Mayıs 2026 Perşembe

29. Avrasya Ekonomi Zirvesi-Dünya Gündemi-Yılmaz Parlar


   

Küresel Sorumluluk Vurgusu

 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Dünyanın Gündemi İstanbul’da Masaya Yatırıldı

“Avrasya Ekonomi Zirveleri Hür Bir Platformdur”

Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi, dünyanın farklı coğrafyalarından devlet adamlarını, diplomatları, akademisyenleri, dini liderleri, iş insanlarını ve kanaat önderlerini İstanbul’da bir araya getirdi.

WOW Otel & Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirve; savaşlardan enerji krizine, küresel barıştan kadın haklarına, çevre sorunlarından ekonomik dönüşüme kadar birçok kritik başlığın ele alındığı uluslararası bir diplomasi ve fikir platformuna dönüştü.

Zirvenin ana mottosu olan “Avrasya Ekonomi Zirveleri Hür Bir Platformdur” mesajı, farklı görüşlerin özgürce tartışıldığı küresel diyalog anlayışını bir kez daha ortaya koydu.

Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi Tartışıldı

Zirvenin dikkat çeken oturumlarından biri olan:

“Savaş, Terör, İhtilaf ve İstemsiz Göç’le Birlikte Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi”

Başlıklı oturumda; enerji güvenliği, küresel göç hareketleri, ekonomik kırılganlıklar ve savaşların dünya piyasalarına etkileri masaya yatırıldı.

Kuzey Makedonya Enerji Bakanı Sanja Božinovska’dan, Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopoulos’a; Hırvatistan eski Başbakanı Jadranka Kosor’dan Romanya Prensi Radu’ya kadar birçok önemli isim aynı platformda buluştu.

Oturumda özellikle;

enerji arz güvenliği,

savaş sonrası ekonomik yeniden yapılanma,

Avrupa’nın enerji politikaları,

bölgesel iş birlikleri,

sürdürülebilir kalkınma stratejileri

üzerinde duruldu.

Uluslararası katılımcılar, dünyada artan jeopolitik gerilimlerin yalnızca siyasal değil; ekonomik, insani ve sosyal sonuçlar da doğurduğunu vurguladı.

Küresel Barış İçin Ortak Mesaj

3. Oturum, “Küresel Barış”

Marmara Grubu Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Lale Aytaç Nalbant moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Küresel Barış” oturumu, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri oldu.

Bosna Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Borjana Kristo, Lübnan eski Başbakanı Hassan Diab, Moldova eski Başbakanları Chiril Gaburici ve Dumitru Braghis, Polonya eski Başbakanı Marek Belka ile Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Jack McConnell’in katıldığı oturumda; savaşların insanlık üzerindeki etkileri, diplomatik çözüm yolları ve yeni dünya düzeni tartışıldı.

Katılımcılar, dünyada yükselen kutuplaşmaya karşı diplomasi, diyalog ve çok taraflı iş birliğinin önemine dikkat çekerek, kalıcı barışın ancak ortak akıl ve karşılıklı anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti.

“Su ve Yeşilin Tükendiği Bir Gezegende Yaşamak” Oturumuna Büyük İlgi

4. Oturum,

“Avrasya Ekonomi Zirvesi Küresel Sorumluluk Platformudur”

Konu:

“Su ve yeşilin tükendiği bir gezegende yaşamak”

Zirvenin en anlamlı ve en stratejik başlıklarından biri olarak öne çıkan bu oturumda, insanlığın karşı karşıya olduğu çevresel tehditler kapsamlı şekilde ele alındı. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, tarımsal krizler, çevresel göçler ve sürdürülebilir yaşam modelleri üzerine yapılan değerlendirmeler; yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin kaderini belirleyecek küresel bir alarm niteliği taşıdı.

Farklı dinlerden ruhani liderlerin, devlet adamlarının, akademisyenlerin ve ekonomi temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması; çevre sorunlarının artık sadece ekolojik değil aynı zamanda ekonomik, sosyal, ahlaki ve insani bir mesele olduğunu ortaya koydu.

Ekümenik Patrik Bartholomeos, Şeyh-ülislam Allahşükür Paşazade, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Danilo Türk ve birçok uluslararası ismin katıldığı oturumda; dünyanın geleceği için ortak sorumluluk anlayışının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Kadın Hakları ve Demokrasi Zirvenin En Güçlü Mesajlarından Biri Oldu

5. Oturum:

“Demokrasi, Kadınlar ve Barışın Geleceği”

“Gücün Hukuku Yeniden Yazdığı Bir Dünyada: Kadın Hakları”

Kadın hakları, demokrasi ve barış ilişkisini merkeze alan bu oturum, zirvenin en güçlü sosyal mesajlarından birini verdi. Dünyada artan savaşlar, siyasi krizler ve güç mücadeleleri içerisinde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar ele alınırken; toplumsal barışın kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayattaki etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Uluslararası katılımcılar; kadın haklarının yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda demokratik toplumların temel güvenlik ve kalkınma unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Hukukun üstünlüğünün zayıfladığı dönemlerde en büyük mağduriyetleri kadınların yaşadığına dikkat çekilen oturumda, kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığının artırılması gerektiği mesajı verildi.

Farklı ülkelerden siyasetçiler, akademisyenler ve diplomasi temsilcileri; kadınların barış süreçlerinde aktif rol üstlenmesinin, küresel istikrar açısından kritik önemde olduğu konusunda ortak görüş bildirdi.

Zirvede Göz Dolduran Stand, LORIS

Zirvenin dikkat çeken markalarından biri de Loris oldu.

Loris, premium parfüm koleksiyonlarıyla katıldığı 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde iş dünyası, diplomasi ve farklı sektörlerden gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Markanın özellikle Niche ve Kreasyon koleksiyonları, özgün koku profilleri ve kalıcılığıyla öne çıktı.

Uluslararası platformlarda marka bilinirliğini artırmayı hedefleyen Loris, zirve boyunca gerçekleştirdiği temaslarla global büyüme vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’den dünyaya uzanan başarı hikâyesini premium segmentte güçlendirmeyi sürdüren marka, üretim kapasitesi ve ihracat ağıyla sektörün dikkat çeken temsilcileri arasında yer aldı.

Manisa Mesir Macunu Standı Yoğun İlgi Gördü

Zirvenin renkli ve geleneksel atmosfer oluşturan standlarından biri de Manisa Belediyesince Manisa Mesir Macunu standı oldu. Katılımcılara ikram edilen mesir macunu, hem yerli hem yabancı davetlilerin büyük ilgisini çekti.

Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihiyle bilinen mesir macunu; onlarca baharat ve doğal ürünün karışımından oluşan geleneksel bir şifa kültürü olarak tanınıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu özel lezzet, Türkiye’nin kültürel zenginliğini uluslararası misafirlere tanıtma açısından da önemli bir rol oynadı.

Zirve boyunca standı ziyaret eden konuklara mesir macunu dağıtılırken, Türk kültürünün geleneksel tatları da büyük beğeni topladı.

yilmazparlar@yahoo.com

The World Agenda Discussed at the 29th Eurasian Economic Summit

Global Responsibility Emphasis:

“Eurasian Economic Summits Are a Free Platform”

The 29th Eurasian Economic Summit, organized by the Marmara Group Foundation, brought together statesmen, diplomats, academics, religious leaders, business figures, and opinion leaders from different parts of the world in Istanbul.

Held at WOW Hotel & Convention Center, the summit transformed into an international diplomacy and idea platform where many critical issues were discussed, ranging from wars to the energy crisis, from global peace to women’s rights, and from environmental problems to economic transformation.

The summit’s main motto, “Eurasian Economic Summits Are a Free Platform,” once again highlighted the importance of global dialogue where different opinions can be discussed freely.

Energy and Economy in the Post-War World Discussed

One of the summit’s most remarkable sessions was titled:

“Energy and Economy in the Post-War World Together with War, Terror, Conflict and Forced Migration”

During the session, energy security, global migration movements, economic fragilities, and the impact of wars on world markets were discussed extensively.

Important international figures participated in the panel, including North Macedonian Energy Minister Sanja Božinovska, former Greek Foreign Minister Dimitris Avramopoulos, former Croatian Prime Minister Jadranka Kosor, and Prince Radu of Romania.

The discussions mainly focused on:

energy supply security,

post-war economic restructuring,

Europe’s energy policies,

regional cooperation,

sustainable development strategies.

Participants emphasized that rising geopolitical tensions create not only political but also economic, humanitarian, and social consequences worldwide.

A Common Message for Global Peace

Session 3: “Global Peace”

Moderated by Marmara Group Foundation Board Member Lale Aytaç Nalbant, the “Global Peace” session became one of the summit’s most significant moments.

The session featured high-level participants including Bosnia and Herzegovina Chairwoman of the Council of Ministers Borjana Kristo, former Lebanese Prime Minister Hassan Diab, former Moldovan Prime Ministers Chiril Gaburici and Dumitru Braghis, former Polish Prime Minister Marek Belka, and UK House of Lords member Jack McConnell.

The panel addressed the humanitarian consequences of wars, diplomatic solution mechanisms, and the emerging global order.

Participants stressed that diplomacy, dialogue, and multilateral cooperation are essential against increasing global polarization, emphasizing that lasting peace can only be achieved through mutual understanding and common wisdom.

Great Interest in the Session:

“Living on a Planet Where Water and Green Are Depleting”

Session 4:

“The Eurasian Economic Summit Is a Platform of Global Responsibility”

One of the most meaningful and strategic topics of the summit focused on environmental threats facing humanity. Climate change, depletion of water resources, agricultural crises, environmental migration, and sustainable living models were discussed in depth.

The session carried the character of a global warning not only for today but also for future generations.

The gathering of religious leaders, statesmen, academics, and economic representatives around the same table demonstrated that environmental problems are no longer merely ecological issues, but also economic, social, moral, and humanitarian concerns.

Participants emphasized the need to strengthen a shared sense of responsibility for the future of the world.

Women’s Rights and Democracy Became One of the Summit’s Strongest Messages

Session 5:

“Democracy, Women and the Future of Peace”

“Women’s Rights in a World Where Power Rewrites Law”

Focusing on the relationship between women’s rights, democracy, and peace, this session delivered one of the summit’s most powerful social messages.

As wars, political crises, and power struggles continue worldwide, the challenges faced by women were addressed while emphasizing that social peace is directly linked to women’s active participation in social, economic, and political life.

International participants stated that women’s rights are not only a matter of equality but also one of the fundamental pillars of democratic security and development.

The session highlighted that women often become the greatest victims during periods when the rule of law weakens, while also stressing the importance of increasing women’s representation in decision-making mechanisms.

Representatives from different countries agreed that women’s active participation in peace processes is critically important for global stability.

LORIS Became One of the Most Remarkable Stands at the Summit

One of the standout brands at the summit was LORIS.

Participating with its premium perfume collections, LORIS attracted significant attention from visitors coming from diplomacy, business, and various professional sectors. The brand’s Niche and Creation collections stood out with their unique fragrance profiles and lasting quality.

Aiming to strengthen its international brand recognition, LORIS once again demonstrated its global growth vision throughout the summit. Supporting its success story extending from Türkiye to the world with innovative products, the brand continues to expand with its strong production infrastructure and export network.

Manisa Mesir Paste Stand Drew Major Attention

One of the summit’s most colorful and traditional stands belonged to the Manisa Municipality’s Mesir Paste presentation.

The famous Mesir Paste, offered to participants, attracted great interest from both local and international guests.

Known for its history dating back to the Ottoman era, Mesir Paste is recognized as a traditional healing culture made from dozens of spices and natural ingredients. Included in UNESCO’s Intangible Cultural Heritage List, this special delicacy played an important role in introducing Türkiye’s rich cultural heritage to international visitors.

Throughout the summit, guests visiting the stand were offered Mesir Paste while traditional Turkish flavors received widespread appreciation.

yilmazparlar@yahoo.com

19 Nisan 2026 Pazar

RİDEKAP-Yurtta Sulh, Cihanda Sulh Paneli-Yılmaz Parlar


 

Üsküdar’da, Kadınlardan Barış, Demokrasi ve Laiklik Vurgusu

1935 Ruhundan 2026’ya ; Rizeli Demokrat Kadınlardan  önemli Bir Buluşma.
18 Nisan 2026 Cumartesi günü, Rizeli Demokrat Kadınlar Platformu (RİDEKAP), Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kültür Merkezi ev sahipliğinde, anlamlı ve güçlü bir panele imza attı.

Yurtda 

Kadınların Barış Çağrısı Yeniden Yükseldi

Platform Başkanı Dilek Karafazlı: "Cumhuriyetin temel değerleri tartışma konusu yapılamaz"

Uluslararası sistemin çalkantıları Prof. Dr. Emin Gürses tarafından masaya yatırıldı

İsmet İnönü'nün torunu Gülsün Bilgehan'dan 'Dengeli Politika' vurgusu

Emekli Hakim Nazan Güçkan’dan 'Kadınların Sesi Daha Gür Çıkacak' Mesajı

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, konuşmacılar ve katılımcılar adeta Kuvayi Milliye ruhunu yeniden canlandırdı.

Kadınlardan Güçlü Açılış

 “Cumhuriyet Değerleri Tartışma Konusu Olamaz”

RİDEKAP Başkanı Dilek Karafazlı açılış konuşmasında hem tarihsel mirasa hem güncel gelişmelere vurgu yaptı:

“Cumhuriyet, laik eğitim ve hukuk devleti ilkeleri ortak kazanımlarımızdır.”

“Şiddet ve ayrıştırıcı dilin karşısındayız.”

“Kadın-erkek eşitliği ve barıştan yana mücadelemiz sürecek.”

Karafazlı ayrıca farklı siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından geniş katılımın önemine dikkat çekerek, bu birlikteliğin toplumsal huzur için kritik olduğunu ifade etti.

Tarihten Günümüze Kadınların Barış Mesajı

1935 Vurgusu, Tarihi kongre anısı, 1935'te İstanbul’da dünyaya kadın sesi verilmişti

Panelin özellikle 18 Nisan tarihine denk getirilmesi dikkat çekti. Bu tarih, 12. Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi’nin yıl dönümü olması nedeniyle özel olarak seçildi.

Panelin tarih olarak 18 Nisan’ı seçmesinin anlamlı olduğunu belirten Karafazlı, 18-24 Nisan 1935’te Atatürk’ün himayesinde Yıldız Sarayı’nda toplanan Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi’ni yad ettiklerini hatırlattı.

Karafazlı, “Kadınlar o gün sadece eşitliği değil, dünya barışını da savundu. Bugün de aynı noktadayız.”

1935’te İstanbul’da yapılan bu kongrenin önemini şöyle özetledi:
"Şiddetin, nefret dilinin ve ayrıştırıcı dilin hiçbir yararı yoktur. Cumhuriyetimizin temel değerlerini (laik eğitim, hukuk devleti) bu tür olaylar üzerinden tartışmaya açmak doğru değildir ve bunu kınıyoruz. Bu değerler, ülkemizin ortak kazanımlarıdır ve tartışma konusu yapılamaz. Bizim duruşumuz nettir: Atatürk’ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, barıştan, kadın-erkek eşitliğinden, hukuk devletinden ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nden yana mücadelemiz devam edecektir."

 “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” başlığıyla düzenlenen panel, sadece bir sivil toplum etkinliği olmanın çok ötesinde, kadınların barış, eşitlik ve hukuk devleti için kenetlendiği bir duruşa dönüştü. Siyaset, tarih ve uluslararası gelişmeler kadın perspektifiyle ele alındı.

Panelin moderatörlüğünü emekli hâkim Nazan Güçkan üstlenirken, konuşmacılar arasında Prof. Dr. Emin Gürses ve Gülsün Bilgehan yer aldı.

Nazan Güçkan, “Kadınların sesi gerçekten gür çıkmaya başladığında, yeryüzünün çok daha güzelleşeceğine, adaletin ve kardeşliğin hâkim olacağına inanıyoruz”

Emin Gürses,

 “Dünya Yeni Bir Paylaşım Savaşı Sürecinde”

Prof. Dr. Emin Gürses, konuşmasında küresel sistemdeki kırılmalara dikkat çekti:

Soğuk Savaş sonrası kurulan düzenin çözüldüğünü

Yeni bir küresel paylaşım sürecinin yaşandığını

ABD, Çin ve Avrupa arasındaki güç mücadelesinin arttığını

Gürses’e göre bu süreç “25-30 yıllık bir yeniden yapılanma dönemi” ve dünyadaki çatışmalar bu paylaşım mücadelesinin sonucu.

Türkiye’nin bu süreçte izlediği politikayı da değerlendiren Gürses, önemli bir ayrım yaptı:
“Türkiye denge politikası değil, dengeli politika izliyor. Bu da İsmet İnönü döneminin mirasıdır.”

Gülsün Bilgehan,

“Savaş Kahramanları Aynı Zamanda Barışın Mimarıydı”

İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan ise konuşmasında tarihsel perspektif sundu.

Bilgehan, Cumhuriyetin kurucu liderleri Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü’nün sadece savaş değil, aynı zamanda barış liderleri olduğunu vurguladı:

“Savaş bir cinayettir” sözünü hatırlattı

Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’na girmemesini “tarihi başarı” olarak nitelendirdi

İnönü’nün zor şartlarda yürüttüğü “dengeli dış politika”yı anlattı

Çarpıcı bir anekdotu da paylaştı:
“Beni ekmeksiz bıraktın diyen çocuğa İnönü’nün cevabı şuydu: ‘Seni babasız bırakmadım.’”

Kadın Hakları ve Siyasette Temsil Vurgusu

Bilgehan, kadınların siyasetteki yerine de dikkat çekerek Türkiye’nin geçmişte dünya sıralamasında üst sıralarda olduğunu hatırlattı:

1935’te Meclis’te 18 kadın milletvekili

Dünya sıralamasında 2. sırada Türkiye

Ancak günümüzde bu oranın gerilediğini belirterek kadınların daha aktif olması gerektiğini söyledi.

Panelden Mesaj,

“Barış, Demokrasi ve Birlik”

Panel boyunca öne çıkan ortak mesajlar şunlar oldu:

Küresel kriz ortamında barış ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin birlik içinde hareket etmesi gerekiyor

Cumhuriyet değerleri korunmalı

Kadınların toplumsal rolü güçlenmeli

 1935’te İstanbul’da Tarih Yazıldı

Kadınlar Dünyaya Barış Çağrısı Yaptı

18-24 Nisan 1935’te İstanbul’da Yıldız Sarayı’nda düzenlenen kongre, kadın hakları tarihinde dönüm noktası oldu.

40’tan fazla ülkeden 350’den fazla kadın katıldı

200 milyondan fazla kadını temsil ettiler

Kadın hakları, eşitlik ve dünya barışı tartışıldı

Mustafa Kemal Atatürk’ün himayesinde gerçekleşti

Bu kongre, Türkiye’nin kadınlara verdiği hakların uluslararası alanda tescili olarak kabul edildi.

91 Yıl Sonra Aynı Mesaj

1935’te yükselen “barış ve eşitlik” çağrısı, 2026’da Üsküdar’dan bir kez daha dile getirildi.

Kadınlar bu kez de aynı kararlılıkla konuştu:
“Barış, demokrasi ve Cumhuriyet değerlerinden vazgeçmeyeceğiz.

yilmazparlar@yahoo.com

Peace at Home, Peace in the World  Panel

In Üsküdar: Strong Emphasis on Peace, Democracy and Secularism from Women

From the Spirit of 1935 to 2026: A Significant Gathering by Rizeli Democrat Women

On Saturday, April 18, 2026, the Rizeli Democrat Women Platform (RİDEKAP) hosted a meaningful and impactful panel at Bağlarbaşı Kültür Center.

Women’s Call for Peace Rose Again

Platform President Dilek Karafazlı: “The fundamental values of the Republic cannot be debated.”
The turbulence of the international system was analyzed by Prof. Dr. Emin Gürses
Gülsün Bilgehan, granddaughter of İsmet İnönü, emphasized “balanced policy”
Retired judge Nazan Güçkan delivered the message: “Women’s voices will grow stronger”

The program, which began with a moment of silence and the National Anthem, revived the spirit of national struggle among participants and speakers.

A Strong Opening from Women

“Republican Values Cannot Be Questioned”

RİDEKAP President Dilek Karafazlı emphasized both historical legacy and current developments in her opening remarks:

The Republic, secular education, and the rule of law are our shared achievements.

We stand against violence and divisive language.”

Our struggle for gender equality and peace will continue.

Karafazlı also highlighted the importance of broad participation from different political parties and civil society organizations, stating that such unity is vital for social peace.

Women’s Message of Peace from Past to Present

The 1935 Emphasis, A Historic Congress Remembered

The choice of April 18 as the panel date was particularly meaningful, marking the anniversary of the 12th International Women’s Union Congress.

Karafazlı noted that the congress, held between April 18–24, 1935 at Yıldız Palace under the patronage of Mustafa Kemal Atatürk, was commemorated during the event.

“Women did not only defend equality then, but also world peace. Today, we stand at the same point,” she said.

She summarized the importance of the congress as follows:
“Violence, hate speech, and divisive language serve no purpose. Opening the fundamental values of our Republic—secular education and the rule of law—to debate through such incidents is unacceptable, and we condemn it. These are our shared national achievements. Our stance is clear: in line with Atatürk’s principles and reforms, we will continue to stand for peace, gender equality, the rule of law, and a secular Republic of Türkiye.”

Beyond a Panel, A Collective Stand

The panel, organized under the theme “Peace at Home, Peace in the World,” went beyond a typical civil society event and turned into a collective stance for peace, equality, and the rule of law. Politics, history, and international developments were discussed from a women’s perspective.

Moderated by Nazan Güçkan, the panel featured speakers Emin Gürses and Gülsün Bilgehan.

Nazan Güçkan stated, “When women’s voices truly rise, the world will become a much better place, where justice and brotherhood prevail.”

Emin Gürses:

“The World Is Entering a New Phase of Power Struggle”

Prof. Dr. Emin Gürses highlighted fractures in the global system:

The post–Cold War order is dissolving

A new global power-sharing phase is emerging

Competition among the United States, China, and Europe is intensifying

According to Gürses, this is a “25–30 year restructuring period,” and global conflicts are a result of this struggle.

He also made a critical distinction regarding Türkiye’s foreign policy:
“Türkiye is not pursuing a balance of power policy, but a balanced policy. This is a legacy of İsmet İnönü.”

Gülsün Bilgehan:

“War Heroes Were Also Architects of Peace”

Gülsün Bilgehan offered a historical perspective, emphasizing that the founders of the Republic, Mustafa Kemal Atatürk and İsmet İnönü, were not only war heroes but also leaders of peace.

She, Recalled Atatürk’s words: “War is a crime

Described Türkiye’s neutrality in World War II as a historic success

Explained İnönü’s “balanced diplomacy” under difficult conditions

She also shared a striking anecdote:
“When a child said, ‘You left me without bread,’ İnönü replied: ‘But I did not leave you without a father.’”

Women’s Rights and Political Representation

Bilgehan pointed out that Türkiye once ranked among the top countries in women’s political representation:

18 women MPs in Parliament in 1935

Ranked 2nd globally at the time

She noted the decline in recent years and stressed the need for greater female participation in politics.

Message of the Panel

“Peace, Democracy and Unity”

Main takeaways from the panel:

The need for peace is increasing amid global crises

Türkiye must act in unity

Republican values must be protected

Women’s role in society must be strengthened

History Was Made in Istanbul in 1935”

Women Called for World Peace**

The congress held at Yıldız Palace between April 18–24, 1935 became a turning point in women’s rights history:

Over 350 women from more than 40 countries participated

Represented more than 200 million women

Discussed women’s rights, equality, and world peace

Held under the patronage of Mustafa Kemal Atatürk

This congress marked international recognition of Türkiye’s advancements in women’s rights.

Same Message After 91 Years

The call for “peace and equality” that rose in 1935 was echoed once again in Üsküdar in 2026.

Women declared with the same determination:
“We will not give up on peace, democracy, and the values of the Republic.”

yilmazparlar@yahoo.com